BAŞBAKAN'IN TÜSİAD'da "babalar burada, yerli otomobil üretelim" çağrısı ardından büyük patronlardan gelen tepki; "düşünüyoruz, inceliyoruz" şeklinde...
Nitekim "teknolojik açıdan biraz imkân dışı gibi görünüyor, yerli oto OSD'nin işi..." açıklamaları var. Oysa Türkiye yerli otomobil üretmek için kimseyi ikna etmek zorunda değil ki... Zira burada hazır, ikna edilmişleri var. Hatta "ikna"dan öte, üretip satışa hazır hale getirenlerimiz "buradayım" diye haykırıyor. Elektrikli oto devrimi eşiğinde "en iyi prototipleri" yapabilen Türkiye'nin şu andaki büyük aktörleri ikna etmek yerine, yeni patronlara yol açması, daha iyi bir strateji...Biz, mevcut babaların ikna olmasını bekleyemeyiz. Bu lüksümüz yok. Çünkü otomotiv, herhangi bir sektör değil. Bir ülkede otomotiv varsa, çok şey var demektir... Bizim babaları ikna etmeye değil, zaten üretmiş olanların önünü açmaya ihtiyacımız var. (ŞEREF OĞUZ/ SABAH)
"Sıra Türkiye'ye de gelir"
TUNUS'TAKİ ayaklanmanın Mısır'a da sıçraması üzerine ellerini oğuşturup "sıra Türkiye'ye de gelir" diye beklemeye geçenler oldu... Bu adamlar ne Türkiye'yi tanıyorlar ne dünyayı, ne tarihten haberleri var ne coğrafyadan... Kendilerine, Tunus ve Mısır'da olup bitenlerin "bürokrasi diktasına karşı ayaklanma" olduğunu hatırlatalım gene de. (Bu tür bir kalkışmadan zararlı çıkacak olanlar bizzat kendileridir yani.) Benzer bir ayaklanma burada da var, var olmasına da, bizimkisi sandıkta! Türkiye'de demokrasi var, her türlü muhalefet (hatta vahşi ve hayvanca muhalefet!) serbest, üstelik seçime gidiliyor, eğik düzleme girilmiş, üstelik seçime kala kala dört buçuk ay kalmış, sokaklarda ayaklanma başlayacak! Vah zavallılar... Vah zavallılar... Hüsnü Mübarek için "gitti gidiyor" diye manşet atıp umutla bekleyen zavalılar: "Sizinki" gitmedi gitmiyor, gitmeyecek de. (ENGİN ARDIÇ / SABAH)


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



