Çin lideri Hu, dünden itibaren dört günlük bir ziyaret için ABD Başkenti Washington'da. Uluslararası basında 'dünyanın iki süper gücünün zirvesi' anonsları yapılıyor. Ne kadar ilginç... ABD-Rusya çift kutuplu güçler dengesi bozulalı çok olmuş, ABD'nin tek başına kaldığı 1990'ların küresel sistemi de değişti...
Ne Amerikan dominantlığı ne AB'nin tek başınalığı kaldı. Güç dengesinde ciddi oynamalar yaşanıyor. Türkiye de bundan nasibini alıyor. 'Washington devre dışı kaldı, Brüksel etkisizleşti' diyemem, ancak Çin, Hindistan, Rusya, Brezilya ve Türkiye siyaset sahnesinin yeni oyuncuları olarak ABD ve AB nezdinde güç kazandılar, bu da kesin. Yeni düzen tam olarak kurulmuş değil, süreç henüz başladı. Kesin olan şu: Eski paradigmalar yıkıldı. Bundan böyle küresel güç savaşlarında ve politikalarda çizgilerin net olmayacağı bir dönem izleyeceğiz.
Katolik nikahı gibi mutlak ittifaklar yerine, çeşitli temalarda parçalı işbirlikleri görülecek. 'ABD ile Rusya' veya 'Çin ile Almanya' çeşitli konularda rekabet ederken, belli alanlarda işbirliğine mecbur olacaklar. Zamanın ruhu işte böyle girift ittifakları zorunlu kılacak. Türkiye'nin pozisyonunu tartışanların 2010-2020'lerin ruhunu da dikkate alması şart oldu.
Yorumlara bakıyorum da 'Çin ve ABD liderleri kapalı kapılar ardında uzlaşamadıkları konulara yoğunlaşıyorlar, basına açık toplantıda anlaştıklarını öne çıkarıyorlar' deniliyor. Dün iki ülke arasında 45 milyar dolarlık ihracat anlaşması imzalandı, Çin 200 adet de Boeing uçağı satın alacak. Katolik nikahı yok ama herkes birbirinin yörüngesinde kalmaya da devam edecek...
İsmail Küçükkaya AKŞAM


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



