Milli Gazete
Ekrem Kızıltaş / 21 KASIM 2007 ÇAR

Çocuklar bile inanmaz!..

Bizdeki çok satan gazetelere, reytingi yüksek televizyonlara; o gazetelerde yazıp çizenlere ve o televizyonlarda ahkam kesenlere bakılacak olursa; Filistin’de olup bitenler tümüyle Filistinlilerin kabahati olup; İsrailliler ise, aslında son derece iyi niyetli, hümanist, demokrat ve de asıl önemlisi; laiktirler.

Dolayısıyla İsrail cumhurbaşkanını ağırlamak, TBMM’de konuşturmak, İsrail’in Filistinle alakalı plan ve programları her ne ise ona destek olmak, normal, hatta gerekli bir davranış ve ama İsrail’in işgal altında tuttuğu Kudüs’le alakalı bir toplantı düzenlemek, Kudüs’ün işgal altından kurtarılması gerektiği üzerine söz söylemek, zinhar yapılmaması gereken bir faaliyettir.

Filistin’i ikiye bölüp, kendi idaresinde kalmış gibi gözüken Batı Şeria’nın İsrail tarafından kalkındırılacağına inanan ve bunun için İsrail liderleri tarafından çanta gibi taşınmakta olan Mahmut Abbas, iyi bir adam olarak tanınmalı ve tanıtılmalı, onlara göre...

Bu arada, Filistin halkının oylarını alarak iktidara gelip; İsrail’e teslim olmayı reddettiği için Gazze’ye sıkıştırılan İsmail Haniye de, bulunabilecek bütün kötü sıfatlarla anılmalı hep...

Çünkü, Haniye ve beraberindekiler, Filistin’in, Filistinlinin davasını ayakta tutmak ve adaletsiz bir gidişe dur demek gayretindedirler...

Mülteci kampı, piknik midir?

Türkiye’deki gazeteler ve televizyonların kahir ekseriyetine inanmak gerekecek olursa, 1948’den beri, yerlerinden yurtlarından edilip mülteci olarak yaşamak zorunda kalan Filistinliler, aslında uzun süren bir seyahattedirler.

Yine 40 küsur yıldır, Gazze şeridinde oluşturulan kamplarda doğan, büyüyen ve o kampların dışında bir dünyanın varlığından bile bihaber yaşamakta olanlar da, hallerinden son derece de memnundurlar ve açlığın, sefaletin kol gezdiği kamp hayatı, bir anlamda sürekli pikniktir(!) onlar için.

İsrail tarafından katledilen Filistinliler konusu bambaşka bir konudur ve bu bahtsız insanlar, genellikle İsrail askerlerinin boşa sıktığı mermilerin karşısına geçip, kendilerini vurdurmakta; bazı arabalar, arabalar neyse de evler dahi, atılan roketlere hedef olmak için gezinip durmakta ve maalesef hedef olmaktadırlar..

Filistinlilerin kendilerine ait bir devlete sahip olup olamayacakları konusu, son derecede iyi niyetli İsrail’in, adalet ve hakkaniyetle değerlendireceği ve önümüzdeki birkaç asır içerisinde mutlaka halledeceği(!) bir konu olduğu için, ne kendilerinin ne de başkalarının telaşa kapılmalarına gerek yoktur.

Ve dahi, İsrail ne derse bunun yapılması, gerisinin merak edilmemesi, gerekli bir hal; bundan başkası irtica ve dahi bulunabilecek, yoksa uydurulabilecek bütün kötü sıfatlarla adlandırılması gereken bir durumdur...

Duruşun asil olanı

Çocuklara anlatılsa inanmayacakları türden hikayeler, değil mi?

Ama bize hep bunları, daha doğrusu buna benzer şeyleri anlatıyorlar ve Milletimizin de inanmasını bekliyorlar. Kimse kendilerine İnanmadığı zaman da bozulup; ‘sizi gidi gericiler’ diyorlar...

Oysa tarihen, hukuken; akılla mantıkla, insanoğlunun sahip oabileceği bütün iyi şeylerle sabit ki, İsrail zalimdir ve Filistinlilere zulmetmektedir.

Gazetelerin ve dahi televizyonların, İsrail’i şirin, Filistinlileri canavar gösterme gayretlerinin arkasında nelerin yattığı, ayan beyan ortadadır...

Tarih, duruşu asil olanların her daim saygıyla anıldığını ve ama çeşitli sebeplerle asil bir duruş yerine kaypak bir tavrı tercih edenlerin de; akla gelebilirlerse şayet, nefretle hatırlandığını göstermiştir bize. Ve bundan sonra olacak olan da, ancak budur.

Zulüm bir gün mutlaka bitecektir... Bunun böyle olacağını, Cenab-ı Hakk vaadetmektedir çünkü...