Evet, dün de anlattığım üzere, özellikle Avrupa ve dünyada olduğu gibi ülkemizde de artık tarımda hiç toprak kullanılmadan her türlü tarım üretimi yapılabiliyor.
Üstelik tarla ve seraya dikilen fidanlardan bir kez ürün alınırken, “topraksız tarım”da yılın 12 ayında ve yüksek verimle dikilen bitkilerden ürün alınabiliyor.
Yatırım bakımından büyük maliyet gerektiren “topraksız tarım” ülkemizde özellikle Antalya yöresinde her geçen gün yaygınlaşıyor.
Türkiye’de mazisi son birkaç yıla dayanan “topraksız tarım”, Avrupa’daki tarım ülkelerinde yaygın olarak kullanılıyor. Hollanda günümüzde tarım üretiminin tamamına yakınını, İspanya ise yarısını “topraksız tarım” ile yapıyor.
Hollanda, tarım ürünleri ihracatından yılda 20 milyar dolar, İspanya 12 milyar dolar kazanıyor.
Türkiye’nin ise şimdilik “topraksız tarım”dan elde ettiği gelir 2005 yılında bir milyar doları ancak bulabildi.
Modern seracılığa çok önemli etki ve katkı sağlayacağı artık ayan beyan belli olan topraksız tarım, ülkemizde de başlangıç ve ilk gelişme yıllarını yaşıyor. Zamanla ve şimdilik çoğunluğu Antalya’da yöresinde olmak üzere 500-600 dekarlık bir alanda uygulanıyor. Elbette, bu bölgedeki topraksız tarım ortaya çıkıp gözle görülür hâle geldiğinde, ‘her başarılı uygulama taklit edilir ve yaygınlaşır’ esasına dayanarak ülkemizin diğer bölgelerine de yaygınlaşacaktır.
*
“Topraksız tarım” üretim tekniğinde toprak yerine bitkiyi daha iyi besleyen perlit, kaya yünü, volkanik küf gibi malzemeler kullanılıyor. Üretilen bitkinin içinde yetiştiği ortam paketlenmiş malzeme olarak yurt dışından ithal ediliyor. İthalata dayalı olması pek iyi değil ama zamanla yerli üretime de geçilecektir. Yeter ki “topraksız tarım” üretim tekniği iyice yerleşip yaygınlaşsın.
“Topraksız tarım” ile yetiştirilen ürünler daha yüksek fiyatlara satılıyor. Böyle olması da önemli bir avantaj. İhracat değeri de yüksek.
Bu yeni başarı öyküsüne ülkemizden bir örnek verirsek, “topraksız tarım” ile üretim yapan TS Tarım Üretim Müdürü Hikmet Şener, bu teknikle çalışan yapan şirketlerin Avrupa’daki büyük süper marketlerle sözleşme imzaladığını söylüyor. Nitekim kendileri de böyle yapmışlar.
Malum olduğu üzere klasik tarım üretimi tamamen hava şartlarına bağlı ve bağımlıdır. Oysa “topraksız tarım”da üründen ve üretimden zarar etme riski adeta yok denecek kadar azalıyor veya tamamen ortadan kalkıyor. Tarım sektöründe çalışanlar için bundan daha büyük avantaj düşünülemez.
Akdeniz Üniversitesi Ziraat Fakültesi Toprak Bölümü Başkanı Prof. Dr. Mustafa Kaplan’ın tespitleri de önemli. Profesör Kaplan, “topraksız tarım” sayesinde bir taraftan üreticinin en önemli meselesi olan topraktan kaynaklanan sorunlar ortadan kalkıyor, diğer taraftan yüksek verim ve kalite değerlerine ulaşılabilmek için tercih edildiğini anlatıyor.
*
“Topraksız tarım” tekniğinin avantajlarını kısaca kimi özellikleriyle özetlemek gerekirse, şöyle anlatılabilir:
– Topraksız tarımda kalite, renk ve boyları yani standartlama bakımından birbirine yakın ürünler üretilebiliyor. Bu gibi özellikler üreticiye ve satıcıya ekstra kazanç sağlıyor.
– Topraksız tarımda yetişen ürünler devamlı ve istikrarlı bir şekilde satılıyor. Pazar değeri yüksek. Üretici ve tüccar için en önemli handikap olan elde kalma sorunu yok.
– Topraksız tarım yıl boyu yani 12 ay yapılabildiğinden, müşteri ile yapılan anlaşmada kendi belirlediğiniz bir fiyatlarla yıl boyunca ürün satabiliyorsunuz.
– Topraksız tarım sayesinde üreticinin en büyük problemlerinden biri olan bitki hastalıklarından kurtuluyoruz. Çünkü, bilindiği üzere bitki hastalıklarının yüzde sekseni topraktan kaynaklanmaktadır. Oysa bitkinin gelişimini riske sokan hastalıklar “topraksız tarım” sayesinde çözüme kavuşturulmuş oluyor. Toprağa bağlı ve bağımlı hastalıklar başta olmak üzere her türlü olumsuzluklar “topraksız tarım” sayesinde ortadan kaldırılmış oluyor.
Dünyada ve Avrupa’da olduğu gibi ülkemizde de “topraksız tarım” giderek yaygınlaşıyor.
Hayırlı, verimli, bereketli olması dua ve dileklerimle…