Birleşmiş Milletler rakamlarına göre her 1.000 çocuktan 102'si 5 yaşına varmadan ve her 1.000 doğumda 76 bebek daha hayata gözlerini açmadan yaşamlarını kaybediyor. Bununla birlikte çocuklar başta olmak üzere nüfusun yarısı kötü ve yetersiz beslenmeden muzdarip.
Her yeni yolculuk yeni bir heyecan ve umut uyandırır içimde. Ankara kışının mağmum havasına rağmen bildiğimiz öğrendiğimiz şeyleri yerinde görmek, uzak diyarların kokusunu içime çekmek hevesi yüreğimde kıpırdanmaktaydı. Bu sefer sadece bir gezi olmakla kalmayacak, ülkemizdeki hayırseverlerimizin emanetlerini ulaştırıp bayram sevincini kardeş bir diyarda paylaşmak için güzel bir vesile olacaktı. Kurban kesimi yapılacak ülke listesine baktım; gözüme hüzünlü bir diyar olan Yemen takıldı...
Sefer hazırlıkları bürokratik mücadelelerle başladı... Seyahat planımıza göre Mısır aktarmalı bir yolculuk yapacak dönüşte Kahire'de bir gün kalıp bu şehri de görme imkânı bulacaktık. Yol arkadaşımla birlikte önce Yemen Büyükelçiliği'ne vize başvurusu için gittik. Muhatabım birkaç telefon görüşmesinden sonra Dışişleri Bakanlığı'ndan nota getirmeden işlemlerin gerçekleşmeyeceğini söyledi. Biz de vaktin dar olması nedeniyle bu seçenekten vazgeçip Sanaa Havaalanı'ndan vizeyi almaya tevekkül edip oradan ayrıldık.
Bu kısa bilgiye ülke hakkındaki ilk intibalarımızı aktarmak adına yer verdim. Ülkenin her ne kadar sivil bir yönetime sahip olsa da uzun süren ve hala devam eden çatışmalar yüzünden askeri mantıkla idare edildiğinin tipik bir örneğiydi bu vize uygulaması. Ülkeye girecek her yabancıyı potansiyel bir risk olarak addeden bu yaklaşım halkların birbirine yakınlaşmasına ziyaretlerle etkileşimlerinin artırılmasında büyük bir engel. Daha önce Suriye elçiliğinde yaşadığım benzer koşuşturmalara çok şükür bundan sonra birer hatıra gözüyle bakacağız.
Kahire'den havalandıktan sonra saatler gece yarısını gösterirken Sanaa'nın belli belirsiz ışıkları arasında inişimizi gerçekleştirdik.
Yemen'e girmiştik artık. İleriden Yemen Sosyal Yardım ve Islah Cemiyeti'nden (Kısaca Islah Cemiyeti) bizleri karşılamaya gelenlerle buluşup kalacağımız dernek misafirhanesine doğru hareket ettik. Yol boyunca ilk gözümüze çarpan ağır silahlarla kuşanmış ama gecenin mahmurluğunu üstlerinde taşıyan ve bizleri kontrol için birkaç noktada durduran askerler oldu.
Yemen yaklaşık 500.000 km2 alan üzerinde 22 milyon insanın yaşadığı etnik olarak neredeyse tamamının Arap olduğu bir Ortadoğu ülkesi. Halkın yüzde 73'ü kırsalda yüzde 27'si ise şehirde yaşamakta. Ortalama yaşam süresi 61. Nüfusun yüzde 45'ini 15 yaş altı genç nüfusu teşkil ediyor. Kadın başına doğum ortalaması 6. Ancak burada hızlı nüfus artışı bizleri aldatmasın. BM rakamlarına göre her 1.000 çocuktan 102'si 5 yaşına varmadan ve her 1.000 doğumda 76 bebek daha hayata gözlerini açmadan yaşamlarını kaybediyor. Bununla birlikte çocuklar başta olmak üzere nüfusun yarısı kötü ve yetersiz beslenmeden muzdarip.
Nüfusun yüzde 15'i günlük 1 Doların altında ve yüzde 45'i ise 2 Doların altında bir gelirle hayatlarını devam ettirmeye çalışıyor. BM İnsani Gelişmişlik Endeksi sıralamasında 177 ülke içinde 2008'de 155. sırada gelen Yemen, Arap ülkelerinin en kötü durumdaki ülkesi olarak nitelendiriliyor. Bu duruma Afrika silah tüccarlarının uzun süren iç savaş nedeniyle iyi bir pazarı olan Yemen'e sattığı 60 milyon silah da eklendiğinde tablo biraz daha netleşiyor.
Yapılan planlamaya göre, kurban kesimi için bize Sanaa, 100 km. güneyinde Dhamar ve yine 100 km güneydeki Ibb şehirleri düşüyor. Kuzeydeki savaş bölgesi Saade ve buradan kaçan mültecilerin toplandığı aynı zamanda Yemen'in en fakir vilayeti Abyan'da Doğu'da Hadramut'ta ve Güneyde Aden ve Somali mülteci kamplarında IGMG ve IHH ekipleri kesim yapacak. İlk gün Sanaa'da, sonra Dhamar'da kesimlerimizi bitirip gece Ibb'e varacağız. Bayramın ikinci günü buradaki programın ardından Taiz ve Aden'e gitmeyi hedefliyoruz.
Tekbirler tüm heybetiyle Sanaa'yı inletiyor. Bayram namazını kılıyoruz cemaatle. Bayramın esintisi bu insanların yüzüne de bir pırıltı getirmiş. Çocuklar yine neşeli gözlerle tüm dünyadaki yaşıtları gibi namazın bitmesini bekliyor. Yanımızdaki kardeşlere sarılıp bayramlaşıyoruz.
Kesim yerine çocuklar ve yaşlılar geliyor. Şeker ve çikolata ikram edip bayramlarını tebrik ediyoruz. Kesim yeri bir tamir atölyesinin bahçesi; yere brandaları seriyoruz. Duvara pankartlarımızı ve Türk Bayrağımızı asıyoruz. Vekâlet listesinden ilk isimleri okuyorum tekbirleri getiriyoruz... Elhamdülillah ilk kesim başladı ikincisini de kestikten sonra parçalanmasına geçiliyor. Kalan hayvanlar da bir taraftan kesilirken bizler dağıtıma geçiyoruz. İhtiyaç sahiplerine verdiğimiz paketlerle hem üzerimizdeki emanetlerin bir kısmını iletmenin verdiği rahatlığı hissediyor hem de bu fakir insanlara Kurban Bayramı'nın coşkusunu paylaşmaktan duyduğumuz memnuniyeti karşılıklı olarak ifade ediyoruz. "Sizlere Türkiye'deki kardeşlerinizin selamlarını ve emanetlerini getirdik Bayramınız mübarek olsun." Yaşlı bir amcanın tebrik mukabelesi ve gözlerindeki muhabbeti kabul ediyoruz.
Bayramın ilk günü aynı zamanda Cuma. Yolumuz nispeten uzun ve diğer kesim yerlerine yetişmemiz gerek. Yol boyunca hem bayram hem de Cuma vakti olduğu için ümmetin selameti için Müslümanların ferasetinin artması için Rabbimize yakarıyorum. Dualarımızın Mekke'deki hacıların kesilen kurbanların hürmetine kabul olmasını temenni ediyorum.
Yaklaşık 312 köyün ve kasabanın bağlı olduğu ve 1 milyon 200 bin kişinin yaşadığı bir vilayet olan Dhamar merkezde 80 bin kişi yaşıyor. Burada da kurbanlar keserek dağıttık ve ihtiyaç sahiplerine ulaştırmayı başardık. Ancak gördüklerimiz, hala hafızalarımızda tazeliğini koruyor. Bu coğrafyada yaşamak zor; yetim olarak yaşamaksa iki kat zor...
Diğer yerlerde ziyan edilen deriler ve kelleler burada bir köşede istiflenmiş. Daha önceki kesim yerlerini karşılaştırdığımızda buranın daha organize bir şube olduğunu düşünüyoruz. Bayramın ilk gününde bütün kurbanlar kesilmiş oldu. Yarın, iki yerde dağıtım yapılacak ve şehrin kenar mahallelerindeki evlere ziyaretler gerçekleştireceğiz.
Sabah dağıtımın ilk noktası Ibb merkezdeki bir mescit. Dağıtım için önceden ihtiyaç sahiplerine verilen kartlar karşılığında paketleri kalabalık bir gruba vermeye başladık. İkinci dağıtım noktasında dedesinden kalma Yemen vilayetine ait bir fermanla karşımıza çıkan yaşlı amcanın sıcak kucaklaşmasıyla karşılaştık. Evini dağıtım için açan bu amcamızın içten tavırlarıyla bayramı gurbette değil de sanki bir Anadolu şehrindeymişiz gibi hissettik. Bahçede toplanan çocuklara şeker ve çikolata ikram edip bayramlarını tebrik ettik. Yaşlı kadınların hayır duasını aldık. Daha sonra Nebil Bey'le birlikte kenar mahallelere doğru yola çıktık. Buradaki manzara da Dhamar kentindeki tablo gibi içler acısıydı. İlk gideceğimiz eve doğru giderken çıplak ayaklı çocukların bayramdan bihaber mahzun bakışları içimizi dağladı. İlk eve girdik burası hem yetim hem de özürlü bir çocuğun bulunduğu yaşlı bir dul teyzemizin eviydi. Söyleyecek söz bulamadık. Bayram tebriki boğazımızda düğümlendi.