Soğuk savaş sonrası yıkılan Yugoslavya'nın yerine kurulan Sırbistan Makedonya ve Karabağ'ın vizelerini kaldıran Avrupa Birliği Türkiye'yi ise hala kapıda beklemeyi sürdürerek, uyguladığı çifte standardını bir kez daha kanıtlamış oldu.
Yıllardır Türkiye'nin başvurusunu beklemede tutan Avrupa Birliği, son dönemde ise yaptığı müzakereler ile Türkiye'nin iç işlerine müdahale etmeyi de ihmal etmiyor. Yugoslavya'nın 1992 yılında yıkılmasından sonra ortaya çıkan küçük devletler bir bir Avrupa Birliği'ne ya üye olma yolunda önemli adımlar attı ya da giriş vizelerini aldı. Bunlardan Hırvatistan, Slovenya daha önce AB'ye giriş vizesi alan ülkelerdendi. Ancak bu sefer ise geriye kalan Sırbistan, Makedonya ve Karabağ, Schengen vizelerini almayı başardı. Bu vize AB'de Bulgaristan, Romanya, İngiltere ve İrlanda dışındaki 23 üye ülkeyle Norveç, İzlanda ve İsviçre'yi de kapsıyor.
Türkiye AB'ye yarım asır önce başvurmasına rağmen hala beklemesini sürdürüyor. Her seferinde bir şekilde AB kapısında bekletileni Türkiye, yıllardır müzakere tarihi almak için bekledi. Geçen zaman zarfında verilen 2003 yılında başlayan müzakerelerde ise ortaya çıkan sonuç daha vahim olarak nitelendirildi. Avrupa Birliği'nin uyguladığı bu iki taraflı politikalar ülkelere bazında değil o ülkelerde yaşayan insanların inandığı dinleri bakımından olduğu da belgelenmiş oldu. 1990'lı yıllarda yıllarca Sırplarla savaşan Müslüman Boşnaklar ise yine zor durumda bırakıldı. Müslümanların yoğun olarak yaşadığı Bosna-Hersek'te hala Türkiye gibi kapı eşiğinde beklemesini sürdürüyor. Bosna-Hersek ve Arnavutluk'ta yaşayan çifte pasaportlu Hıristiyan vatandaşların da bu vizesiz seyahat özgürlüğündün faydalanacak Müslümanlara darbe olarak yorumlandı.
Konunun uzmanlarından Saadet Partisi GİK Üyesi Doç. Dr. Oya Akgönenç yaptığı değerlendirmede, AB'nin çift taraflı uygulamalarının bununla iyice gün yüzüne çıktığının altını çizerek, "Avrupa Birliği'nin düşünce tarzının, Avrupa'daki ön yargılarının ortaya çıktığı bir kez daha ortaya çıkmıştır" dedi. Akgönenç, Hıristiyan olan bütün Avrupa ülkelerinin vatandaşlarının AB'nin üyesi olsun veya olmasın AB'ye girip çıkmakta serbest hale geldiğini dile getirerek, "Buna karşın mesela
AB'nin göbeğinde bulunan Bosna Hersek, Kosova gibi ülkeler bundan ayrı tutulmuştur. Olayın içinde aslında bir din ayrımının hakim olduğu. Bu ülkeler Müslüman olduğu için ayrı tutulduğu bir gerçektir. Bosna Hersek'in içindeki çift pasaportlular işlerine geldiği zaman AB'ye gidebilir. Tek yararlanmayan taraf ise Müslüman Boşnaklar olmuştur. Bu tamamen Avrupa'nın peşin hükümlülüğünün ve gizliden gizliye, yürütülen bir din düşmanlığının işareti olarak görüyorum. AB'deki İslamofobi'nin de bir sonucudur" şeklinde yorumladı.