Milli Gazete
Cevat Akkanat / 29 EKİM 2009 PER

Oh my dog!

Türkçe sevdasından bahsetmek istiyorum bugün. Nereden çıktı diyeceksiniz, bayram değil, seyran değil... Ne münasebet, Cumhuriyet'te değil miyiz?

Bayramla, Cumhuriyet'le ilgisi işin gelişi, bu benimkisi memleket gündemini takip edemeyen bir yazarın pürmelal hali...

Gündemi takip etmeyen köşe yazarının akıbeti ne olur? Zor olur! Zoru yenmek için dosyalara, klasörlere saldırır...

Oy piti piti karamela sepeti...

Köpekler klasörü gelmesin mi ele?..

İşte birkaç gazete küpürü...

4 Ocak 2002 günkü Radikal haber vermiş, Clinton'ın köpeği 'Buddy' ölmüş... Dört buçuk yaşındayken New York'ta Clinton'ın evinin bulunduğu caddede otomobil çarpması sonucu ölen 'Buddy', sahibini üzüntülere boğmuş. Eski başkan Bill, "Onu çok özleyeceğim" demiş. Anlayacağınız, haberi Reuters'den alıp bize satan gazete ayrıntıları ihmal etmemiş.

Tarihi ve kaynağı (Akşam olmalı) kaydedilmemiş bir haber: "Spayk'a check up yapıldı."  'Spayk', Gönül Yazar'ın köpeğiymiş. Ablasının kucağında poz vermiş bu köpek! 'Chuachava' ('Şivava' diye okunuyormuş!) cinsi köpeğin 'check up'ı sarışın teyzemizi üzmüş. Çünkü 'Faranjit' teşhisi konmuş 'Spayk'a. Üzüntüsünü şöyle dile getirmiş sanatçı: "Ben yalnız bir insanım... Spayk benim çocuğum gibi, 7 yıldır yanımda. Sevinçlerimi ve sıkıntılarımı onunla paylaşıyorum. Onu böyle halsiz ve hasta görünce dayanamadım Levent'teki Animalia'ya götürdüm... Hemen bir iğne vurulacak. Ayrıca C Vitamini de yazdılar..."

Nuriye Akman'ın köşesini kesip saklamışım bir de: Başlık, "Köpekten Al Haberi". Zaman gazetesinin yazı karakterlerini taşıyor metin. Tarih yine yok. Hayırlısı olsun! Nuriye Hanım "San Francisko Belediyesi'ne bağlı Sağlık ve İnsan Hizmetleri Komitesi'nin gündeme getirdiği bir tasarıyı" paylaşıyor bizimle. Türk okurunu korkutacak cinsten olmasa da, uzun bir yazı. Hayvanlara iyi davranmak bahsinde bir şeyler söylüyor yazar. Söylesin bakalım...

Daha ilginç bir haber başlığı: "Mis kokulu köpeğim." Süslerine ve köpeklerine düşkün Fransızlar için üretilen bir parfümmüş "Oh my dog". Fransızlar kendileri değil, köpekleri için kullanacakmış parfümü. Şişesi bir mücevher tasarımcısına yaptırılmış. Givenchy firması Fransızları ve Fransız köpeklerini burnundan vurmuş olmalı...

Bugün elime gelen son küpür, 20 Ocak 2006 Cuma günü Radikal'in 3. sayfasından... Bu haber, Türkiye'de her dönem hassas bir yapı arz eden TSK çıkışlı: "TSK köpeklerinin adı Türkçe olacak". Ayrıntılara girildiğinde hassaslığın rengi nezaketle izah edilebilir bir hal alıyor: "Pakistan'da 8 Ekim 2005'te meydana gelen depremde, TSK'nın DAK Arama Kurtarma Timi de görev yaptı. Ekibin Labrador cinsi köpeği Ledi, 42 yaşındaki bir kadını 52 saat sonra enkazdan çıkardı, ancak bazı basın organlarında bu köpeğin İngiliz ekibine ait olduğu yönünde haberler yer aldı. Bunun üzerine TSK'ya arama-kurtarma, mayın bulma ve devriye görevi için köpek yetiştiren Gemlik Askeri Veteriner Okulu ve Eğitim Merkez Komutanlığı'nda doğan tüm köpeklere 'Efe, Doğu, Gencebay, Galip' gibi Türkçe isimler verilmesi kararlaştırıldı." Görüldüğü gibi, hassasiyetin nezaketli hali birkaç açıyı kapsıyor. Sözgelimi, arama, kurtarma gibi insanî yardımlarla ilgili bir açı. Bunlar kadar önemli bir diğer hassasiyet, Türkçe'ye değer verme, anadili bilincine dair nazik yaklaşım. Şöyle diyor ilgili eğitim biriminin görevlisi: "Türkçenin doğru ve etkin kullanılmasını amaçlıyoruz."

Böylesi bir bilince nasıl tepki verilir? Desteklenmeli elbet. Hatta, TSK'nın benzeri hassasiyetleri başka alanlarda da uygulaması yahut yaygınlaştırması için, bu güzel örnek insanlarla paylaşılmalı...

Hangi alanlarda? Siz sordunuz, ben bir örnekle söyleyeyim: Aslen milletimizin gözbebeği olan bu kurum, son zamanlarda memleket gündemini işgal eden buhranlı hallerin kendi içindeki müsebbiplerine karşı gereken hassasiyeti göstermeli. Türkçe'ye gösterilen nezaket Türk halkına karşı da sergilenmeli.