Ha bugün yazarım ha yarın derken, baktım, 25. sayıya ulaşmış Cafcaf.
Benim milli mizah dergisi diyesim geliyor...
Milli, gerçekten milli, çünkü işe müslümanca bakıyor. Kim ne derse desin, işin hakkını veriyor. Hem sağlam mizah, hem sağlam duyarlık...
Sağlam mizah... Malum olduğu üzere, mizahın farklı yolları var. Sözü veya çizgiyi, yahut sözle çizgiyi farklı şekillerde kullanarak mizah yapmak mümkün görünmektedir bugün.
Piyasadan söz ediyorum. Piyasaya hâkim görünen anlayıştan... Kimisi küfre düşerek, kimisi argoya bulanmış olarak, bir kısmı cinsellikten medet umarak... Kısacası, kaba bir görüntü arz ediyor hâkim anlayışta olanlar...
Oysa 'bizim' geleneğimizde nükte, yani şu espri yahut mazmun da denilen sözü ince kullanma sanatı, adı üstünde, belli bir zarafet içinde yapılır.
Cafcaf, bu geleneğin temsilcisidir işte. Bu yüzden milli mizah dergisi...
Bu anlamda, kardeşlik dairesinde bulunan okurlarını bir yandan güldürmek diğer yandan düşündürmekle borçlu görmüş kendisini Cafcaf... Bu kadarla sınırlı değil tabii ki, içe dönük başka işlevleri de var: Yanlışları olan kardeşlerini de affetmiyor, yeri geldikçe nasihatini, uyarısını, hatta köteğini kullanıyor...
"Dostlarımı güldürdüm, düşmanlarımı ağlattım." Bu klişe Cafcaf için geçerli mi? "Düşman" kuşkusuz veciz sözden ötürü kullanılıyor burada, aslında öyle bir şey yok. Ne diyelim öyleyse? Zalim? Olabilir. Millete zulmedenler, böyle diyelim...
Cafcaf, kendi kategorisi içinde, zalimlere hadlerini bildiren tek dergidir bugün. Bu anlamda, sözgelimi darbeciler, darbe yanlıları, onlarla kol kola girmiş daimi muhalefet güruhu, kimi olumsuz yanlarıyla hükmetme makamında oturanlar, vb. kendilerini Cafcaf'ın hedef tahtasında buluveriyorlar.
Şimdi, sözü bu minval üzere sürdürmeyi bırakalım, dediklerimizi 'metin üzerinde' görmeye, göstermeye çalışalım. Bu doğrultuda, 25. sayıyı, Temmuz ayı Cafcaf'ını elimize alabiliriz...
Cafcaf'ın Temmuz sayısının kapağına 'mehdilik' müessesesi çıkarılmış. Mehdilik iddiasıyla "Ergenekon" kayıtlarına da giren Harun Yahya ve İskender Evrenesoğlu, 'anıtkabir'e şikâyet edilirken, nüktenin iki ayaklı ve 'ironi' dolu olduğunu hissetmiş olmalısınız...
Derginin sıcak gündemle ilgili sayfalarında eski darbeci Kenan Evren, yeni darbeciler, sahte belge 'kağıt parçası', geçtiğimiz günlerde vefat eden Michael Jackson, üç aylar, facebook çılgınlığı, Obama'nın avcılığı, Hürriyet gazetesinde kendisini gösteren dini cehalet, vb. gibi pek çok canlı konuya dokundurulduğunu göreceksiniz...
Cafcaf'ın içinde "müstakil gazete" olarak yerini alan "Yeni Domates"te "Hey Abi" ilginç bir "test" uyguluyor okuyucuya. Testi çözmeye değer!
Dergide öne çıkan çalışmalar diye bir ifade kullanmayacağım, çünkü bence Cafcaf'ta öne çıkmayan herhangi bir çalışma yok. Fakat, indimizde edebiyata öncelik tanındığından, o cenaha atılım yapalım: Edebiyatımızın önemli şair ve romancısı Murat Menteş "Klark" adlı köşesinde farklı dünyalara yaptığı düşünce dalışlarını okuyucuyla paylaşırken, bir başka meşhur yazar Bülent Akyürek "Gavur İcatları Antolojisi"ni yeni maddelerle genişletiyor. Madem yazarlardan bahsediyoruz, Cımbızcı Cafer'in gayet başarılı yazısından da söz edelim. Zira o, Cumhuriyet'çi yazar Mustafa Şerif Onaran'ın dilini didikliyor, onarılmaz dili onarmaya çalışıyor, aferin, perişan ediyor...
Turgut Yılmaz, "Huzur Sokağı", Salih Kılınç "Batıl Balina", Gülsüm Kavuncu "Puantiye", Volkan Akmeşe "Tırcı Balaban", Yasir Buğra Eryılmaz "Geyik", Serhat Albamya "Endişe-i Muhabbet" ve "Bir Garip Hikayeler", Ömer Faruk Dönmez "Hamza", Betül Zarifoğlu "Karşıyım", Mustafa Yavuz "Karoğlan", Yavuz Girgin "Azami Hız", Cihangir Bayburtluoğlu "Gülme Duvarı", Çağrı Cebeci "Sulu Köfte" gibi köşe ve sayfalarıyla ve birbirinden mükemmel çalışmalarıyla Yusuf Kot, Niyazi Çöl, Ahmet Kesgin, Muhammed Çelik, Behlül Balkan, Ebru Zeynep, Ahmet Altay, Önder Yavuz, Yüksel Bayram... Cafcaf'ı sırtlayan yazar ve çizerler...
Üst paragrafta kolaycılık yaptığımız düşünenler çıkabilir. Onların bu düşüncesini haklı çıkarmak da bir güzelliktir, helal hoş olsun...
Az kalsın unutuyordum, oysa bizim evin mizahta en güçlüsü olan Ali'nin özellikle kaydetmemi istediği şeydi bu: Müellefe-i Kulub adlı köşede amatör karikatürcülerin çizgileri yer alıyor. Meraklı gençler, mızıkçılıktan fayda yok, haydi mizahçılığa...
Yazının sonuna geldik. Gençlerin Asım Abisini anmadan geçebilir miyiz? Asım Gültekin, Türkiye'nin aylık tek mizah dergisi olan Cafcaf'ın her şeyidir demeyeceğim ama, her şeyini bir araya getiren adamıdır. Bugün bu dergi sadece Türkiye'deki gazete bayilerinde değil, Yemen'de, Bosna'da, Avusturya'da, Bulgaristan'da, Amerika'da okuyucu bulabiliyorsa, dahası, bu dergi dünyanın dört bir tarafında bağışıklık yapacak seviyeye geldiyse, Asım Gültekin ve Cafcaf ekibi için hangi cümleler kurulmaz ki...
Cafcaf'ı gazete bayilerinden temin edebilirsiniz. Buna imkânı elvermeyenler şu telefonları rahatsız etmekte hürdür: 0212 2748021 - 2748022... Bir de e-posta ikram edelim: info@cafcafdergisi.net... Son olarak, www.cafcafdergisi.net adresinden de Cafcaf'ı okumanın serbest olduğunu söyleyelim...