Milli Gazete
Sabri Gültekin / 10 MART 2009 SAL

Ey millet lütfen bu tabloyu tekrar hatırlayın!

Ey millet, Lütfen bu tabloyu tekrar hatırlayın!

"Belediyeciliğin miladı Millî Görüş'tür"

Yerel seçimler deyince 26 Mart 1989 seçimlerini, genel seçimler deyince de 54. Refahyol Hükümeti'ni unutmak mümkün değildir. Rantiyeciler hariç, herkesin, her kesimin 'âhhh nerede o güzel günler' diyerek yâd ettiği yönetimlerin miladıdır, o günler.

Yerel yönetimler olarak Millî Görüş erlerinin Refah Partisi çatısı altında; Sivas (Temel Karamollaoğlu), Konya (Halil Ürün), Şanlıurfa (Halil İbrahim Çelik), Van (Fethullah Erbaş) ve Kahramanmaraş (Ali Sezal)'ta yazdıkları destansı hizmetleri unutmak ne mümkün.

Türkiye, "Millî Görüş Belediyeciliği" ile tanıştığında; "3 Ç" (çöp, çamur, çukur) problemi olmak üzere sağ-sol partizanlığının en yoğun günlerini yaşıyordu. Belediyeler halkın problemleri ile ilgilenmekten daha çok; rüşvet, yolsuzluk ve kayırmacılık yapılarak belediyelerin kaynakları israf edilmekteydi.

Özellikle metrepollerde yaşayan halk; suya, yeşile, çevre temizliğine hasret hale getirilmişti. Laf üretmekten, iş yapmaya zaman kalmıyordu.

Belediyecilikte Millî Görüş döneminin başlamasıyla, özellikle yukarıda andığımız 5 vilayette "belediyecilikte devrim" yapılarak, halkın büyük beğenisine mazhar olundu. Rüşvet ve yolsuzluklara son verildi. Belediyeler ikbal kapısı olmaktan çıkartılıp, hizmet merkezlerine dönüştürüldü. "Halka hizmet, Hakka hizmettir" düsturu bütün faaliyetlerin altına imza olarak atıldı. Belediyelere adım atmaya korkan vatandaşlar; "Rüşvet alan da, veren de mel'undur" tabelalarıyla karşılandı.

Ardından 27 Mart 1994 yerel seçimlerinde, yapılan hizmetlerin semeresi olarak 2. şahlanış gerçekleştirildi ve 5 milyon 340 bin 969 seçmenin teveccühünü kazanarak (), İstanbul ve Ankara başta olmak üzere 6 büyükşehir, 22 il, 92 ilçe ve 207 beldede toplam 327 belediye başkanlığı kazanıldı.

İnsanı esas alan hizmetler bu dönemde artarak devam etti. Halktan alınan güç, halkın ve haklının emrine verilmeye devam edildi. İnsanın mutluluğu ve saadeti bütün belediyelerin temel amacı haline getirildi. "Çöp, çamur ve çukur" probleminden eser kalmadığı gibi; israf önlendi, az maliyetle çok hizmet yapıldı. Beyaz Masalar kuruldu, meslek edinme kursları açıldı, tarihi eserlerimiz gün ışığına çıkartıldı...

Bu hizmetler, gelecek seçimleri kazanmak için değil, gelecek nesillerin mutlu ve huzurlu yaşamaları için planlandı ve yapıldı. Kısacası "Millî Görüş Belediyeciliği"yle; hidayet, feraset ve dirayet ilkesiyle yeni bir dönem başladı.

İşte Saadet Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Numan Kurtulmuş'un belde belde gezerek dikkat çekmeye çalıştığı; "Fark Var, Saadet Var" sloganı herşeyi bütün gerçekliğiyle ortaya koymaktadır. Farklar bir bir ortaya konuldukça, "Millî Görüş Belediyeciliği"ne dünden daha fazla ihtiyaç hissedildiği toplum tarafından açık açık ifade edilmektedir.

***

Çünkü ısrarla Millî Görüş gömleğini çıkardıklarını her fırsatta dillendirenler; iktidarın nimetleri arasında hergün yeni bir yolsuzluk suçlamasıyla artık sokağa eskisi gibi rahatlıkta çıkamaz duruma geldiler. Artık hizmetleri ile değil, bulaştıkları yolsuzluklarla anılmaya başlandılar. İktidar olduktan sonra ağızlarına sakız ettikleri; "3 Y" (yolsuzluk, yoksulluk, yasaklar) ile mücadele sloganını adeta bir bumerang gibi kendilerine dönderdiler.

Öyle ki, "3 Y" enflasyonu; "tek parti zihniyeti"nin görevde olduğu dönemlerde bile bu kadar medyanın manşetlerinde, milletin gündeminde kalmamıştı. Popülizm Türkiye'de bu iktidar döneminde olduğu kadar hiç tavan yapmamıştı!..

"Yasakları kaldıracağız" dediler, ülkeyi gerdiler!..

"Yolsuzluklarla mücadele edeceğiz" dediler, en dişli partidaşlarını yolsuzluğa kurban verdiler!..

"Yoksulluğu bitireceğiz" dediler, milleti dilenciye çevirdiler!..

Milletin verdiği yetkiyi kötüye kullandılar.

Artık bu "iktidar" ve ağız dalaşına tutuştuğu sorumsuz "anamuhalefet ve muhalefet" için yolun sonu görünüyor. Sokaktaki vatandaşlar ağızbirliği etmişcesine bu duyarsız partilere artık "sandıktan çıkış yok!.." diyor.

"İktidarla uyumlu belediye başkanı seçin yoksa Ankara'da işiniz yürümez" diye tehdit edenleri de, meydanlarda "küfür" edebiyatı yapanları da, elinin ayasını millete göstererek "Osmanlı tokadı" atanları da bu millet asla affetmeyecek. Tıpkı 26 Mart 1989'da olduğu gibi, tıpkı 27 Mart 1994'te olduğu gibi...

***

Millî Görüş gömleğini çıkartanların kurtuluşu bile, yeniden Millî Görüş zihniyetinin yerel ve genel yönetimlerdeki yerini almasına bağlı.

İşte onun için; haramzâdelerin oyununa gelinmemeli, oylar hezimete değil, hizmete verilmeli... İşte onun için; "sevmeyeni seveceksin, vermeyene vereceksin, gitmeyene gideceksin" düsturuyla hareket edenlere milletin çok ihtiyacı var.

Ve bu ihtiyacın karşılığını bulacağı gün 29 Marttır... "Harun gibi gelip, Karun gibi gitmeyeceğiz" sözü veren Millî Görüş hizmetkârlıklarının 3. şahlanışı için millattır...

Tıpkı 26 Mart 1989'da olduğu gibi, tıpkı 27 Mart 1994'te olduğu gibi...