İnsan belli bir yaşa kadar dikkat, belli bir yaştan sonra rikkat içinde yaşar. Bir hedefe yönelik yoğun algıya en bilinen anlamıyla dikkat diyoruz. Murakabe değil, tarassuttur dikkat. İçinden fırlayarak dışa yönelir. Sadece dışa bakan gözleri vardır. Rikkat ise bir inceliktir. Yolculuk içten dışa doğru seyrettiği için gözle görüntü arasındaki ilişki bir murakabe ve müşahededir. Şiir de dikkatten rikkate doğru yol alındığı zaman sudur eder.
Rikkatli bakış merhamet ve nezaketle gördüğüne eşsiz anlamlar yükler. Merhamet dikkati dağınık olanların harcıdır. Dikkat insanı şiirin dışında ne varsa oraya teksif eder. Dikkat ettiğimizde odaklandığımız şeyin dışında var olan bütün noktalar ortadan kaybolur. Hangi dünyaya kulak (dikkat) kesilmişseniz diğerine sağır kalırsınız.
İnsanın dikkat kesilirken sağır kaldığı dünya ise genellikle şiir olur. Garip gelebilir; ama dikkatsiz insanları oldum olası severim. Dünyada geçici olan hiçbir şeye kayıtsız şartsız teslim olmayan kişilerdir dikkatsizler. Duyargalarını her yöne çevirebilecek, her sese kulak kabartabilecek maharete sahiptirler.
Her an başka bir iş ve oluşla meşgul olduklarından oyalanmaya gelmezler. Sadece oyunda değil uyumda da uzun süre kalmaları mümkün değildir. Oyun ve uyum, her ikisi de sonuç alınabilmesi için başı ile sonu arasında dikkati gerektirir. Uyuma yaslı bir tarafı olması hasebiyle uyku da öyledir. Uykuya dikkat kesilenler uykunun dışına taşma fırsatı bulamadıkları için gaflet içinde kalmış ya da oyuna dalmışlardır. Oynarken uyuyup kalan çocuklar gibidir onlar. Yaşlandıkça hiçbir şey insanın dikkatini çekmez olur. Yol kısalmış, zaman daralmış ve dikkatimize dâhil olmak isteyen şeyler birer birer cazibelerini kaybetmişlerdir.
Bir dikkat üzere hayata hâkim olmak boştur, bir rikkat üzere zamana ve yola hâkim olmalı insan. Bu hakikate irtifa ettiğinde çok geçmez dikkati dağılır insanın. Yol tabelalarına uymanın anlamsızlığını kavrar. Dikkat kişiyi kendi istediği güzergâhta yürümeye zorlar. Ne zaman başka cihetlere yönelmeye kalksa hemen "dikkat et" diye uyarır. Bütün ölmüşlerimiz aynı zamanda dünyanın dikkatli insanlarıdır da; bunu dikkate alırsak eğer dikkatin insana sağladığı şeyin çok sınırlı bir saha olduğunu inkar edemeyiz. Bütün dikkat levhalarını ters çevirerek yazıyorum bu satırları. Dikkatli yaşamak merhamet, şefkat ve incelik gibi sokaklara girmenize izin vermez. Ancak dikkatten kesilme çağınız geldiğinde dikkatin es geçtirdiği nice sokakların olduğunu fark edersiniz. Dikkatten kesilme çağı kişiden kişiye değişir. Eğer anadan doğma şairse kişi, memeden kesildiği gibi o yaşlarda dikkatten kesilir.
Şair değilse ve kendisine hiçbir şiir isabet etmemiş biri ise kendine dikkat etme yaşını aşmasıyla birlikte insan başka bir yaşamsal üslup kazanır ve dikkatten kesilir ya da her şeye eşit düzeyde dikkatini vermeye başlar. Bu üslup kazanma çağı aynı zamanda atın ömrü ile arpa arasında hızlı bir ilgi bağı kurabilme yetisinin geliştiği sürece tekabül eder.
Dünyanın beni dikkate davet ettiği şeylerden başımı çevirebildiğim an şiire yaklaşıyorum. Ama dünya ile aramdaki ilişki şoförün yola dikkati gibi tek noktaya indirgenmiş bir odaklanma ise şiir bu dikkat duvarının arasında ezilip kalıyor. Galiba dünyadaki halimizi en iyi ifade eden fotoğraf yine "dalgınlık"tan başkası değil.
Yanlış yerden inmiş bir yolcu gibi elinde valiziyle dünyaya şaşkınlık ve hayret ifadeleriyle bakan insana çok yakınız.
Dünya insanın bu dikkatsizliği sayesindedir ki hüzünlü ve bir o kadar da gariptir. Dalgınlar çok derinlerde bir dünyanın hazinelerini dipten yüzeye çıkarmakla meşguldürler. Hep bu dalgınlıktır sözü şiire, kişiyi şaire tebdil eden.
Hep bu dikkatsizlik...