Siyonist tekel sömürü sermayesi 500 yıldır Batı’da yani Avrupa ve Amerika’da oyunlar oynuyor. Hedefi, dünyayı tek devlet hâline getirmektir. Kara Avrupa’sına önce “din savaşları” oyununu soktu ve ülkeleri yıllarca savaştırdı. Sonra “dinsizlik cereyanı” ile Avrupa kıtasını çökertirken; İngiltere’de din düşmanlığı yapmamış, kiliseyi muhafaza etmiş, krallığı korumuş, lordlar kamarasını devam ettirmiştir. İslâm âleminden Batı’ya aktardığı astronomi ve coğrafya bilgileri, kâğıt, barut ve pusula ile Amerika’yı keşfetmiş, bulduğu buharlı gemi ile dünyayı Büyük Britanya İmparatorluğu olarak emrine almıştır. Müstemlekecilikle yani sömürgecilikle dünyanın tek hakimi olmaya başlamıştır. İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra dünyayı tek pazar hâline getirmek amacıyla merkezini Londra’dan New York’a taşımış, artık taşeron olarak İngiltere yerine ABD’yi kullanmaya başlamıştır...
Siyonist tekel sömürü sermayesi, dinler arası çatışma üzerinde kurduğu dengeyi, daha sonra rejimler arasında çatışma şekline çevirmiş, bu arada dinsizleştirmeyi ise ana hedef ittihaz etmiştir. Siyonizmin bu oyununu dünyada ilk defa Profesör Doktor Necmettin Erbakan bozmuştur. Şöyle ki, Erbakan Batı tarafından bile tanınmış bir profesör iken, birden ilim ve dinin birbirini tamamladığını ileri sürmüş ve bu amaçla siyasete atılmıştır. CHP ile koalisyon yaparak sağ-sol çatışmasına son vermiştir. O tarihlerde Bursa’da sürgünde bulunan Humeyni, Türkiye’deki bu uygulamadan ilham alarak aynı şeyi yapmış, solcularla işbirliğine girişmiş ve İran’daki inkılâbı gerçekleştirmiştir. Son Sovyet Devlet Başkanı Gorbaçov bundan ders alarak din düşmanlığını sona erdirmiştir. Sol artık dünyada din ile savaşmamaktadır. Avrupa Birliği’nde de Papa ve Kilise önemli rol oynamaya başlamış, Müslümanlarla anlaşma yolunu tutmuş, İslâm âlemi ile iyi geçinme siyasetini benimsemiştir. Sovyet Rusya’nın yıkılmasından sonra, Yeni Rusya, Müslümanlarla olan münasebetlerini İslâm Konferansı Örgütü’ne (İKÖ) üye olmayı talep edecek kadar ileri götürmüştür. ABD’de ise ilk defa Müslüman kökenli biri, Hüseyin Barack Obama başkan adayı olmuştur.
İşte bütün bu gelişmeler sebebiyle Siyonizme dayanan Amerika’nın sömürü tekel sermayesi zor durumdadır, Amerika’da da işi giderek zorlaşmaktadır...
Hatırlayalım; ABD’nin Çekiç Gücünü Türkiye’de barındırma hususunda Ecevit Hükümeti yirmi günlük müddet tanırken, Necmettin Erbakan altı aylık uzatmayı kolayca Meclis’ten geçirmiş ama yapılan anlaşma gereği ondan sonra Çekiç Güç son bulmuştur. Bunu gören ABD Başkanı Clinton siyaset değiştirmiş, Müslümanlarla iyi geçinme kararını almış ve Müslümanlara Beyaz Saray’da iftar yemeği vermiştir. Siyonist sömürü sermayesinin dinleri yok etme siyaseti böylece sona ermiş, rejimler arası çatışma da Gorbaçov tarafından bitirilmişti. Sermaye, yaptıklarından dolayı ABD Başkanı Clinton’u cezalandırmak için bir oyuna başvurmuş ve Monika hikâyesiyle saldırmış ama Clinton’u yenememişti. Ondan sonra yapılan iki seçimi de Clinton’un partisi kazandı ama mahkeme kararı ile Bush başkanlık koltuğuna oturtuldu. Bu seçimler sermaye açısında son derece tehlikeli geçmiştir, çünkü uyanmakta olan ABD halkı her seçimde biraz daha Siyonizme karşı oy kullanmaktadır.
Siyonist tekel sömürü sermayesi, bu sefer mahkeme kararı ile bu seçim sorununu çözmeyeceği korkusuyla iki yeni oyuna başvurmuştur. Birincisi, Demokrat Parti’de öyle adayları koydurdu ki, bunların kazanma şansları hemen hemen yoktur. Hillary Clinton’un bayan olduğu için şansı yoktu. Demokrat Parti içinde de onu devre dışı bıraktı, çünkü o Obama’dan daha şanslı idi. Sonunda Barack Obama’yı aday yaptı ama seçilme şansı yok gibidir; çünkü Obama hem zenci hem de Müslümandır, ABD halkının onu kabullenmesi hayal bile edilemezdi. Ne var ki evdeki plan pazara uymadı, Obama’nın seçilme ihtimali doğdu.
Bu sebeple Siyonist sermaye ikinci oyunu oynuyor, seçimde değerlendirmek üzere 700 milyar doları ABD piyasalarına sürmek istiyor; istemesine istiyor ama...
Bitmedi, derin tahlillere devam edeceğiz…