Türkiye, demokratikleşmenin sıkıntılarını yaşıyor. Devleti yönetenler yıllar içinde oluşturdukları gayri nizami usulleri terk etmek zorunda kalıyor. Her şeye rağmen demokratik teamüller ve hukukun üstünlüğü etkinliğini artırıyor.
Doğrusunu söylemek gerekirse bunda Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ'un da hatırı sayılır katkıları var. Ancak diğer taraftan, hukukun yargıladığı, kanunun hesaba çektiği insanlara Başbuğ'un bu kadar kol kanat germesi hem TSK'yı yıpratıyor hem de kendisini. Kanun dışı temayülleri olanlara da cesaret veriyor.
Oysa kanuni olmayan yollarla devlet başına geçmek isteyen herkesin şu atasözünü hiç aklından çıkarmaması lazım: "Ya devlet başa ya da kuzgun leşe.'' Bugün kuzgun leşin yerini hukukun hesap sorması almıştır. Her darbe girişiminin bir hesap verme zamanı vardır. Hesap sorulmayan her girişim yeni bir girişimin önünü açar. Türkiye bu nedenle adını bile sayamadığımız kadar çok darbe girişimine maruz kalmıştır.
TSK'nın itibarını korumak istiyorsa İlker Paşa'nın yapacağı en önemli iş; hakkında dava açılan, darbe ya da herhangi bir suçtan dolayı yargılanan kişilerin en azından aklanıncaya kadar, arkasında fotoğraf çektirmelerine müsaade etmemesidir. Bunlarla ilgili konuşmak yerine kamuoyu önünde hiç değilse sükût etmesidir.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Kaynak: MEHMET KAMIŞ / ZAMAN / Türkiye
Etiketler:



