Diplomasinin 11 Eylül'ü olarak tanımlanan Wikileaks'in sızdırdığı belgelerin yankıları devam ederken, belgelerdeki ciddi ithamlar magazinel bilgilerin gölgesinde kalıyor. Ankara, belge sızıntısında ikinci sırada yer alıyor. Türk medyası belgelerdeki magazinel boyutları, dünya liderlerine takılan lakapları öne çıkarıp kendisine bir eğlencelik bulmuş gibi bir tavır içinde. Ancak, Türkiye ilgili ithamlar, en yakın müttefiklerimizle olan ilişkilerimizi krize sürükleme potansiyeline sahip.
Türkiye köşeye sıkıştırıldı
Belgelerde, Türkiye'nin Irak'ta Sünni-Şii çatışmasını körüklediği şeklindeki iddia ise Irakla gelişen ilişkilerimizde ciddi bir güvensizlik sorunu doğuracak cinsten. Türkiye'nin en yakın müttefiki Azerbaycan ile ilgili iddialarsa devlet başkanı İlham Aliyev'in ağzından aktarılıyor. İddiaya göre Aliyev, Türkiye'nin bir enerji merkezi olmasını önlemek için Rusya ile anlaşmalar yaptı ve Türkiye'deki hükümetten haz etmediğini açık bir biçimde Amerikan Büyükelçisine söyledi. Azerbaycan devleti her ne kadar bunu yalanlasa da bu iddialar Türk-Azeri ilişkilerinde bundan sonraki sürecin güven krizleri yaşayacağını gösteriyor. Belgelerde, Türkiye'nin Hindistan'ı ciddi uluslar arası toplantıdan diskalifiye ettiği, Hindistan'ın toplantıda yer almasını engellediğinin belirtilmesi de, önümüzdeki yıllarda dünyanın ikinci büyük ekonomisi olması beklenen Hindistan'la olan ilişkilerimizin hasmane bir seyir almasına neden olabilir.
Clinton topu taca attı
ABD Dışişleri Baskanı Hilary Clinton'un belgelerle ilgili son açıklaması ise, belgelerdeki ciddi iddiaları umursamadığını ve sözkonusu iddiaları basit bir güvenlik zaafı olarak gördüğünü gösteriyor. Clinton ayrıca bunun tüm dünyanın sorunu olduğunu iddia ederek de adeta dünya devletlerine gözdağı verdi. Belgelerin sızması ve yayımlanmasıyla ilgisi olanların "suç işlediklerini" ve yargılanacaklarını belirten Clinton, "ABD'nin ve uluslararası toplumun bu olaydan alması gereken dersler var. Hepimiz her gün network aracılığıyla çok miktarda bilgi alıyor ve gönderiyoruz. Bu ağların ne kadar güvenli olduğu ve bu ağa girme yetkisi olan kişilerin doğru kullanımı önemli bir sorun. Bu iletişimin tamamen güvenli hale getirilmesi galiba imkânsız. Biz özel iletişimimizi daha güvenli hale getirmek için bazı adımlar attık ama herkesin atması gereken adımlar var. Saldırı ABD'nin enformasyon sistemine oldu. Ancak aslında bu uluslararası topluma bir saldırıdır. Biz karşılıklı olarak açık konuşmayı sürdüreceğimizden emin olmak istiyoruz" diye konuştu.
HesaplI İŞ
ABD dış politikasının oluşturulması ve icrası hakkında tecrübe sahibi iki eski ulusal güvenlik danışmanı, Zbigniew Brzezinski, Jimmy Carter döneminde ABD dış politikasının belirlenmesinde en etkili kişi oldu. Şu an Stratejik ve Uluslararası Çalışmalar Merkezi'nde danışmanlık yapan Brzezinski, Türkiye ilgili olan iddiaların ciddi krizler doğurma potansiyeline sahip olduğunu vurgulayarak, bu belgelerin kasıtlı bir biçimde Türk dış politikasının altını uymayı hedeflediğine dikkat çekiyor. Zbigniew Brzezinski "Sarkozy veya Berlusconi yahut Putin hakkındaki şahsi dedikoduları bir kenara bırakın, Türklerle ilgili olanı, potansiyel etkileri bakımından açık ki hesaplı bir iştir" dedi.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



