Eğitim-Bir-Sen 4. İlçe Temsilcileri Toplantısı'nda konuşan Memursen ve Eğitim-Bir-Sen Genel Başkanı Ahmet Gündoğdu, "Kimin ne giyeceğine, çocuğunun din dersi alıp almayacağına devlet karar vermesin. Vatandaşını tanımlayan değil, tanıyan devlet istiyoruz. Bundan sonra en büyük işimiz yeni anayasa olacak" diye konuştu.
Eğitim-Bir-Sen 4. İlçe Temsilcileri Toplantısı, 900 ilçe temsilcisinin katılımıyla Kızılcahamam Asya Termal'de gerçekleştirildi. Eğitim-Bir-Sen Genel Başkanı Ahmet Gündoğdu burada yaptığı konuşmada gündeme dair konulara değindi. Özellikle öğretmenlere bölgeler arası rotasyon konusu üzerinde duran Gündoğdu, "Söylentisinin bile eğitimcileri huzursuz etmek için yeterli olacağını düşündüğümüz, öğretmenlere bölgeler arası rotasyonu kabul etmemiz mümkün değil" dedi. Gündoğdu ayrıca eğitime ilişkin düzenlemelerin genel yetkili sendika başta olmak üzere, diğer sendikaların da görüşüne başvurulmadan planlanmasının, her zaman sıkıntı doğuracağını söyledi.
Program sonrası Ahmet Gündoğdu'yu arayan Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer, basına yansıyan rotasyon haberleri hakkında bilgilendirmede bulundu. Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer "Rotasyonla ilgili somut bir çalışmamız yok. Şayet rotasyon ve benzeri konuları gündeme alacak olursak o zaman sendikaların kabullerini ve itirazlarını yazılı olarak alırız." diyerek çıkan haberlerin doğru olmadığını belirtti.
İşimiz yeni Anayasa
Yeni Anayasa'nın, Memur-Sen'in genelde yapacağı en önemli işi olduğunun altını çizen Gündoğdu, "Eğitim-Bir-Sen de bunun lokomotifidir. Yeni anayasa niçin önemli? 1921 Anayasası bizim anayasamız, milletin ruhu var orada. 1924 Anayasası'nda eksen kayması başlamıştır. Yeni anayasada tek derdimiz, insanı olduğu gibi kabul etmesidir. Bizler asla hakları pazarlık konusu yapmayız. İnsanlık ortak paydasında hemfikirsek, Müslüman olmasının, dinsiz olmasının, solcu olmasının, sağcı olmasının hiçbir önemi yok. Ruhsuz, kör, dinsiz bir anayasa istiyoruz ki devlet vatandaşına eşit mesafede olabilsin. Kimin ne giyeceğine, çocuğunun din dersi alıp almayacağına devlet karar vermesin. Vatandaşını tanımlayan değil, tanıyan devlet istiyoruz. Bundan sonra en büyük işimiz yeni anayasa olacak" diye konuştu. Anayasa dışında kısa ve orta vadede üzerinde duracakları konulara da değinen Ahmet Gündoğdu, başörtüsü sorununun çözüme kavuşturulması, kesintisiz eğitimin 18. Milli Eğitim Şura kararları gereği kesintili hale getirilmesi, Milli Güvenlik Dersi'ne branş öğretmenlerinin girmesi, din ve değerler eğitimi verilmesi, karma eğitimin zorunluluk olmaktan çıkarılması ve pedagojik olmayan andımız uygulamasına son verilmesi gibi konuların öncelikleri arasında yer alacağını söyledi.
Başörtüsüne özgürlük
"Bir öğretmenin başörtüsüyle derse girmesi kimi ilgilendirir" diyen Ahmet Gündoğdu, "Feministlere çağrıda bulunuyorum: 'Kadın-erkek eşitliği sloganından vazgeçin; bırakın kadın-erkek eşitliğini, bu ülkede kadınlar arası eşitlik bile yok.' Devlet dairesinde, üniversitede, Meclis'te başörtülülerin bulunması için mücadele edeceğiz. Yeni anayasada başörtüsü olmasın ama başörtüsünü yasak etmenin utanç vesilesi olacağı bir iklim oluşturulsun" değerlendirmesinde bulundu.
Eğitim kesintili olmalıdır
Kesintisiz eğitime karşı olmadıklarını dile getiren Gündoğdu, şunları söyledi: "Altyapı uygunsa yirmi yıl yap; ancak bir taraftan daha okula tebeşir gönderemiyorsunuz, hizmetli tayin edemiyorsunuz, diğer taraftan 8 yıllık, 12 yıllık, 15 yıllık eğitim teorisinden bahsediyorsunuz. Bilimsel mi, hayır; pedagojik mi, hayır; bunun için bilimsel çalışma yapıldı mı, hayır. Bunu biz 18. Milli Eğitim Şurası'nda şu şekilde tavsiye ettik: Anaokulu bir, ilkokul dört, ortaokul seçmeli dersler havuzunun olduğu, lisede nereye yöneleceğini belirlediği ona göre meslek eğitimi, dil eğitimi, çıraklık eğitimi, üniversite eğitimi gibi dersler alabildiği dört yıl olmak üzere 9 yıllık zorunlu ama kesintili eğitim modeli. Sonra liseyi isteğe bağlı model şeklinde öneriyoruz. Lise diploması istensin; ama devam mecburiyeti olmasın. İsteyen öğrenci 4 yıllık eğitimi 2 yılda bitirebilsin. Bizler bu 1 4 4 4 modelinde kararlıyız."
Hakem kurulu mücadelesi
Anayasa değişikliğiyle elde ettikleri toplu sözleşme hakkı kazanımının Kamu Görevlileri Hakem Kurulu'nun yapısıyla anlamsız hale getirilmemesi için mücadele verdiklerini anlatan Gündoğdu, Toplu Sözleşme Yasa taslağı çalışmasında bir iki hususta uzlaşamadıklarını; ama Bakanın sıcak baktığı konular olduğunu belirterek, "Bunlar; Genelkurmay, Emniyet, Cumhurbaşkanlığı çalışanlarının sendikalı olması. Buralarda çalışanların sendikalı olması Türkiye'nin çıkarına olacaktır. Kendi çıkarımızı düşünmüyoruz; Ömer Faruk Eminağaoğlu'nun Yargı-Sen'i kurmasını bile destekliyoruz. Ülkemizin kurumları ne kadar sivilleşirse, ülkemiz o kadar normalleşir" dedi.
Karma eğitim mecburiyeti bitmeli
Ahmet Gündoğdu, karma eğitim mecburiyetinin sona erdirilmesi gerektiğini dile getirerek, "Çocuğunu karma eğitim veren okullarda okutmak isteyen veliler var ve çoğunlukta; ancak çocuklarını kız lisesine veya erkek lisesine göndermek isteyen velilere de devlet yardımcı olmak zorundadır. Güneydoğu'da sorun var, kız çocukları okumuyor. Güneydoğu'da sorun var, çünkü din eğitimini yeterli vermemişsin, kız okullarını da kapatmışsın. Aileler de kızını karma eğitim veren okula göndermek istemiyor. O zaman bu ailelerin de isteklerini dikkate alan bir çalışma yapmalısınız. Haydi kızlar okula demekle kızlar okula gitmiyor" diye konuştu.
Çocukların her gün pedagoji ve bilimsel olmayan ifadelerle dolu olan andımızı koro halinde söylemelerinin sorgulanması gerektiğini söyleyen Gündoğdu, "Bu, pedagojik mi, bilimsel mi, ne kazandırıyor? Türküm, doğruyum, çalışkanım deyince insanlar doğru, çalışkan mı oluyor? Bunları düşünmek lazım. Bırakın andımızı, çocuklarımıza her gün koro halinde Fatiha'yı bile okutsanız tiksindirirsiniz" ifadelerini kullandı.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Kaynak: Ankara Bürosu / Türkiye
Etiketler:



