Saadet Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Mustafa Kamalak, "28 Şubat süreci, darbeler içinde en sofistike ve ustaca olanıdır. Bu yüzden de mutlaka yargılanmalıdır. 28 Şubat süreci ne kadar abes ve anormal idiyse, şimdi o sürecin sorgulanması da o kadar tabidir, doğaldır. Olması gereken bir durumdur" dedi.
Dersim tartışmalarına yönelik düşüncelerini de aktaran Kamalak, "Bir devlet kendi vatandaşını öldürmekle kalkınamaz. Kendi vatandaşına zulmederek mesafe alamaz. Şu an çektiğimiz sancıların temeli oraya dayanıyor" dedi.
Kamalak, "Yakın tarihimiz bizim için en meçhul olan tarihtir. Yakın tarihimizi bilmiyoruz. Bize okullarda, maaşlı memurların yazdığı tarihi öğrettiler. Gerçeklerin öğrenilmesini engellediler" şeklinde konuştu.
Saadet Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Mustafa Kamalak, ulusal, bölgesel ve yerel bazda yayın yapan 35 televizyon kanalında yayınlanan 'Gündem Türkiye' ortak yayınına konuk oldu. Moderatörlüğünü Gazeteci-yazar Lale Şıvgın'ın yaptığı programda, Yeni Akit'ten Serdar Arseven, Milli Gazete'den Ahmet Kayır ve Zaman'dan Ahmet Dinç'in sorularını cevaplandıran Kamalak, gündeme ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. 28 Şubat sürecine ilişkin soruşturmayı değerlendiren Kamalak, "28 Şubat süreci, darbeler içinde en sofistike ve ustaca olanıdır. Bu yüzden de mutlaka yargılanmalıdır. 28 Şubat süreci ne kadar abes ve anormal idiyse, şimdi o sürecin sorgulanması da o kadar tabidir, doğaldır. Olması gereken bir durumdur" dedi.
28 Şubat sürecinin bir sebep değil aslında uzantı olduğunu kaydeden Kamalak, "Asıl itibariyle oraya gelmek için 27 Mayısları, 12 Martları ve 12 Eylülleri de sorgulamak lazımdır. Çünkü 28 Şubata geldiğimizde darbe yapmak meşru bir görevmiş gibi algılanır haline gelmiştir. O yüzden darbelere karşıysak, bu darbelerin hepsi mutlaka yargılanmalıdır" dedi. Kamalak, bugün Türkiye'nin Japonya, Almanya gibi ülkelerden geri kalmasının tek nedeninin darbeler olduğunu vurguladı.
Kamalak, soruşturmada istenmesi halinde Milli Görüş camiası olarak ellerindeki belge ve bilgileri yargıya vermeye hazır olduklarını söyledi
Kamalak, "Bizim tabiî ki çok mağduriyetimiz var. Ama asıl olan zulme uğramış olan vatandaşlarımızın ızdırabıdır. Mesela inancından dolayı başını örten kardeşlerimizin eğitim hakkı elinden alınmıştır. Dersahaneler basılmıştır. Birçok insanımız, izlemeye alınmış, taciz edilmiştir. İradesi engellenen yüce milletimizin mağduriyetidir. Biz intikam peşinde değiliz. Ama üzülüyoruz. Millete karşı darbe yapılmıştır" şeklinde konuştu.
Bedelli askerlik kamu vicdanını yaraladı
Meclise sunulan bedelli askerlik uygulamasına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Mustafa Kamalak, "Bedelli askerlik kamu vicdanını zedeleyen, kanatan bir uygulamadır. Keyfidir. Eğer asker fazlası varsa, süreyi kısaltılmak gerekir" dedi.
Devlet yönetiminin ciddi bir iş olduğunu ve bu tür uygulamaların belli bir kurala bağlanması gerektiğine işaret eden Kamalak, "Bizim anlayışımıza göre, asker ocağı peygamber ocağıdır. Bedelli askerlik için mutlak surette belirli kriterler konulmalıdır. Öyle birilerinin bastırmasıyla veya gelişi güzel değil, önceden müessesenin önemine yakışır bir biçimde kural konmalıdır. Cumhuriyetimiz aydınları, Osmanlı'yı eleştirirken zenginler bedel öder fakirlerin çocukları askerlik yapardı derlerdi. Ne yazık ki, şimdi kendileri aynı yola giriyorlar" dedi.
Arap Baharı değil 20. haçlı seferi
Arap Baharı'na ilişkin bir soruya cevap veren Kamalak, "Arap Baharı falan değil. Emperyalizm, şu anda 20. Haçlı seferini yapıyor. Hem de ustaca yapıyor. 28 Şubat süreci gibi. Darbe yapmamış gibi gözüküyor ama yapıyor" dedi. Akan kanın Müslüman kanı, ölen canların ise Müslüman canı olduğuna işaret eden Kamalak, "Bakıyoruz ki, karşı karşıya olan grupların kullandığı silahların markası hep aynıdır. Ortadoğu'da kardeş kardeşi vuruyor. Biz buna mani olmalıyız dedik. İran'a bunun için gittik. Şuan Ortadoğu'nun iki önemlisi İran ve Türkiye'dir. Emperyalistlerin şimdi bu iki ülkeyi karşı karşıya getirmenin mücadelesini veriyor" dedi.
Bu süreci 40 yıl önceden haberdar ettiklerini kaydeden Kamalak, "Bize komplocu diyorlardı. Söylediklerimizin hepsi çıktı. Arap baharı ve bütün olaylar bizim için şaşırtıcı değil. Biz bunun için İslam Barış Gücü kurulsun dedik. Bunun için D-8'leri kurduk. Ama geliştirilemedi" dedi.
Suriye'de dezerformasyon
Hükümetin Suriye politikasını eleştiren Kamalak, "Hiç kimse darılıp gücenmesin. İktidar, batının uydusu haline gelmiştir. Nasıl ki uydu yörüngesinden kopamaz ise, hükümet batının yörüngesinden kopamıyor. Gerçek budur" diye konuştu. Suriye'deki olaylarla ilgili basına sunulan bilgilerin doğruluğunun tartışılır olduğunu kaydeden Kamalak, hacdan dönen Türk hacıların otobüsüne yapılan saldırıda 10 bin mermi kullanıldığına ilişkin iddiaları eleştirerek, "Allah aşkına 10 bin mermi kullanılır da bir insan ölmez mi? Bazıları mermi değil taşlanmış dedi. Hangisi doğru bunların?" diye sordu. Bu tür haberlerin veriliş tarzında bir terslik olduğunu kaydeden Kamalak, "Medya burada oyuna geliyor. Çünkü tarihi tecrübelerimiz bunu gösteriyor. 27 Mayıs darbesinden önce de, üniversite öğrencileri kıyma makinelerine gönderiliyordu. Millet böyle kandırılıyordu" dedi.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Kaynak: Ankara Bürosu / Türkiye
Etiketler:



