Bir yönetici, kendisine ümit bağlayan insanları, büyük kitleleri kendi kişisel çıkarı için yarı yolda bırakıp başka bir yola saptığında, yaptıklarının anlaşılmaması artık küçüklü büyüklü birçok kurnazlığın ve günahın duraklarına uğrayacağı bir yolculuğa çıkmış demektir.
Cumhuriyet tarihinin en önemli liderlerinden biri olan Başbakan Erdoğan da, aklını seçimlere ve seçimlerden sonra belirlenecek cumhurbaşkanlığına takıp da bütün hesaplarını kendi kişisel ikbaline göre biçimlemeye başlayınca bu talihsiz yolculuğa çıktı. Büyük siyasi kaymaların yanı sıra küçük kurnazlıklara da tevessül ediyor artık. Sen adımı vermeden bana "mürebbiye" diyeceksin, "despot" diyeceksin, utanmadan ailemi kavgaya karıştıracaksın, ben cevap verince de "bana hakaret ediyorlar" diye mahkemeye koşacaksın. Gazete köşelerine yerleştirdiğin "çaş"ların da "ama Başbakan öyle demedi ki" diye yalancı tanıklığa sıvanacak. Tarihi değiştirmesini beklediğimiz, bu yolda çok da önemli adımlar atmış, savaşlar vermiş bir adamın bu hallere düştüğünü görmek üzüyor insanı. Hazreti Muhammed‘in çok sevdiğim bir lafı vardır. "Utanmadıktan sonra dilediğini yap" diyor. Başbakana tavsiyem, bu lafı yazdırıp başucuna asması... Bir fazla bir eksik fark etmez, generallerin açtığı davaların yanına başbakanın açtığı davayı da koyarlar, ona da giderim. (AHMET ALTAN / TARAF)





