SARAYBOSNA - Bosna-Hersek'te özellikle Sırpların baskısı sonucu savaş zamanında ülkelerini savunan ve büyük kahramanlıklar gösteren Boşnaklara yönelik ''asılsız iddialarla'' başlatılan tutuklama süreci devam ediyor.
Bosna-Hersek'te 1992-1995 yılları arasında yaşanan yüzbinlerce savunmasız sivil Boşnakın katledildiği, 50 bine yakın kadının tecavüze uğradığı, 2 milyon Boşnakın mülteci durumuna düştüğü savaşta, şimdi de ''ülkelerini savunanlara'' karşı asılsız iddialarla soruşturmalar başlatılıyor.
Sırpların baskısı sonucu savaş dönemindeki Devlet Başkan Yardımcısı Eyüp Ganiç'in Londra'da, Saraybosna'yı savunan Sırp asıllı general Jovan Divjak'ın geçen yıl Avusturya'da tutuklanmasıyla devam eden süreç, şimdi de Çetniklere karşı büyük mücadele veren Saraybosna'nın girirşinde bulunan Haciçi ilçesinden İgman Dağı'nı savunan, o dönemde önemli görevlerde bulunanların tutuklanmasıyla sürdürüldü.
Bosna-Hersek Mahkemesi'nin emriyle özel polis birlikleri 22 Kasım tarihinde Haciçi ilçesinde şafak vakti düzenledikleri operasyonda savaş döneminin belediye başkanı Mustafa Celiloviç (58), Emniyet Müdürü Fadil Çoviç, Haciçi Emniyet Müdür Yardımcısı Mirsad Şabiç, Bosna-Hersek Ordusu'nun 109. Tugay Komutanı Nezir Kaziç, ''Silos'' Hapishane Müdürü Beçir Huyiç, ''Silos'' Hapishane Müdür Yardımcısı Halid Çoviç, ''Silos'' Hapishane çalışanı Şerif Meşanoviç ile Nermin Kalember gözaltına alındı.
Ailelerinin, çocuklarının ve yaşlı anne babalarının şaşkın bakışları altında gözaltına alınan bu kişiler, daha sonra ülkenin en ücra yerlerindeki cezaevlerine gönderildi.
Tutuklanan kişilerin avukatları AA muhabirine yaptıkları açıklamada, Sırpların şikayeti üzerine 1999 yılında, Lahey'deki mahkemenin ''Silos'' hapishanesini detaylı bir şekilde araştırdığını, ancak burada herhangi suç ve yasa dışı olay olmadığından dolayı dava açmadığını bildirdi.
Bosna-Hersek Mahkemesi'nin de yine bu hapishaneyle ilgili Sırpların şikayeti üzerine soruşturma açtığını ifade eden avukatlar, müvekkillerini tutukladıklarını kaydetti.
Kendilerinin soruşturma açılmasına karşı olmadıklarını belirten avukatlar, ancak yaşlı ve hasta olan müvekkillerinin ağır cezaevi koşulları altında tutuklu olarak kalmalarına itiraz ettiklerini belirtti.
Avukatlar, müvekkillerinin ülkenin değişik yerlerindeki cezaevlerinde, savaşta Boşnak kadınlara ''tecavüz eden'' Çetniklerle aynı koğuşu paylaşmak zorunda bırakıldıklarını, bunun da bu insanların onurunu ayaklar altına aldığını belirtti.
-Savaş suçluları serbest gezerken-
Tutuklanan Emniyet Müdürü Fadil Çoviç'in avukatlık yapan oğlu Eldar Çoviç, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Haciçi'yi savunan, Saraybosna'nın düşmemesindeki en büyük etkenlerden biri olan babasının tutuklanmasına anlam veremediğini söyledi.
Bu tutuklamayı kendilerine yapılmış bir hakaret olarak kabul ettiklerini ifade eden Çoviç, Boşnaklara karşı katliamlar işleyenlerin, kadınlara tecavüz edenlerin serbest bir şekilde gezmesine karşın babası ve arkadaşlarını tutuklanmasını çok manidar bulduklarını ifade etti.
''Babam ve arkadaşları Saraybosna'yı Çetniklere teslim etmemenin bedelini şimdi ödüyorlar'' diyen Çoviç, ayrıca Bosna-Hersek Mahkemesi'nin kuruluşundan itibaren, savaş suçlu zanlısı olarak, ilk defa aynı anda 8 kişinin tutuklandığını kaydetti.
Savaş dönemindeki bir belediyede görev yapan tüm yöneticilerin komple olarak tutuklandıklarına dikkati çeken Eldar Çoviç, şöyle konuştu:
''Srebrenitsa'da, Foça'da, Vişegrad'da, Banya Luka'da, Biyelyina'da Boşnaklara karşı korkunç suçlar işlendi. Bu suçlar Lahey'deki mahkemece de kabul edildi. Ancak bu yerlerde sadece sembolik olarak birkaç kişi tutuklanırken, Haciçi'de ülkelerini savunanların tutuklanması tam bir adaletsizlik. Adaletsizlik sadece savaş döneminde değil şimdi de bizlere yönelik devam ettiriliyor. Babam ve arkadaşlarına yönelik açılan davanın tek anlamı, saldırı yapan Sırpları ve savunan Boşnakları, katillerle kurbanı eşitleştirmek demektir.''
Eldar Çoviç, bugüne kadar babası ve arkadaşları için 2 kez duruşma yapıldığını, tutuksuz yargılanma taleplerinin mahkemece reddedildiğini belirterek, mahkemenin Sıpların siyasi baskısı altında olduğunu, bu nedenle tutuksuz yargılanma taleplerini kabul etmediğini dile getirdi.
Tutuklananların ailelerinin maddi ve manevi olarak çok zor durumda olduklarını belirten Çoviç, şöyle konuştu:
''Biz, 8 kahramanın aileleri olarak, en büyük dostumuz Türkiye'den bu konuda yardım bekliyoruz. 1992-1996 tarihleri arasında, bizim geleceğimizi kurtaran kahramanlarımızı, biz şimdi kurtarmak istiyoruz. Savaşta, Çetniklerin almadığını, şimdi vermek istemiyoruz. Büyük dostlarımızın yardımıyla, bunu yapmalarına asla izin vermeyeceğiz.''
Tutuklanan Fadıl Çoviç'in eşi de kocasını cezaevinde ziyaret ettiğini ve yaşananlardan dolayı çok üzgün olduğunu belirterek, ''Benim kocam sayesinde hayatta kalan yargıçlar şimdi onu tutukluyor. Böyle adalet olmaz. Lahey'deki mahkeme bile bu olaya dava açmadı, ancak bizim yargıçlar Sırp baskısından dolayı savaş kahramanlarını kurban ediyor. Benim kocam yaşlı ve 2 ameliyat geçirdi. O cezaevi koşullarına nasıl dayanacak? Savaş suçlusu Sırplar rahat rahat gezerken neden bizimkiler tutuklanıyor?'' dedi.
-Komutan Nezir Kaziç'in kardeşi-
Savaş döneminde İgman Dağı'nı savunan ve bu şekilde Saraybosna'nı Çetniklerin eline geçmesini önleyen en büyük kahramanlardan 109'uncu Tugay Komutanı Nezir Kaziç'in 1998-1999 yılları arasında Bosna-Hersek'in İstanbul Başkonsolosu olarak görev yapan kardeşi Aliya Kaziç de yaşananlardan dolayı büyük üzüntü duyduğunu söyledi.
Türkiye'nin Dayton Barış Antlaşması'nın garantörü olan ülkelerden biri olduğuna dikkati çeken Kaziç, ''Bu davaya da Türkiye müdahil olma hakkına sahiptir. Çünkü bu soruşturmalar hep Dayton'un eseridir. Bosna-Hersek mahkemesinin bağımsız olmadığını hepimiz biliyoruz'' diye konuştu.
Savaş kahramanı olan kardeşinin bir suçlu gibi sabah erken saatlerde ailesinin gözleri önünde derdest edilerek götürüldüğünü, bu sırada 80 yaşındaki babasının ve annesinin çok üzüldüğünü ifade eden Aliya Kaziç, şöyle devam etti:
''Babam bu sırada ağlamaya başladı ve 'Keşke Çetnikler beni öldürseydi de ben bugünleri görmeseydim' ifadesini kullandı. Bu tutuklananlar hiçbir Sırpı öldürmedi. Ancak Haciçi'de Sırplar 235 Boşnakı katletti ve bunlardan 99'unun cesedini henüz bulamadık.''
Tutuklanan Halid Çoviç'in eşi İfeta Çoviç de kocasının ülkesini savunmaktan başka bir şey yapmadığını ifade ederek, ''Şimdi benim kocamı savaşta kadınlarımıza tecavüz edenlerle aynı koğuşa koydular. Kocam katillerin arasında kalıyor. Biz ayda bir kez onu görmek için 200 kilometre yol gidiyoruz ve sadece 15 dakika camın arkasından görüşebiliyoruz. O 58 yaşında ve sağlık sorunları bulunuyor. Benim kocam kimseye kötü birşey yapmadı. Ancak onu savunmamız için avukat tutacak paramız bile yok'' dedi.
-Srebrenitsa gibi ölüme gitmemizi istiyorlardı-
Tutuklanan eski Belediye Başkanı Mustafa Celiloviç'in 23 yaşındaki oğlu Velid Celiloviç de babasının ülkesini, dinini, milletini, ailesini savunmasının bedeli olarak cezaevine atıldığını kaydetti.
Babasının çok çirkin bir şekilde tutuklanarak götürüldüğünü ifade eden Celiloviç, ''O yüzden kendimi çok kötü hissediyorum'' dedi.
Tutuklanan Şerif Meşanoviç'in eşi İfeta Meşanoviç de savaş öncesi polis olan eşinin Silos Cezaevi Müdür Yardımcısı olarak görev yaptığını ifade ederek, ''Cezaevinde tutulan Sırplar, suçluydu. Bunları salıverseydiler de bizleri mi öldürseydiler? Sanırım kocamı ve arkadaşlarını, tutukladıkları Sırpların bizi öldürmediklerine izin vermedikleri için cezaevine attılar'' diye konuştu.
''Silos'' Hapishane Müdürü Beçir Huyiç'in 78 yaşındaki annesi Şevala Huyiç de oğlunun tutuklanmasından dolayı çok üzgün olduğunu belirterek, ''Türkiye'nin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan'a seslenmek istiyorum buradan; lütfen oğluma yardım edin. Bu zamana kadar bizim için yaptıklarınız için zaten müteşekkiriz. Çünkü Türkiye hep bize destek çıktı, şimdi de inşallah yardım eder'' dedi.
Tutuklanan Emniyet Müdür Yardımcısı Mirsad Şabiç'in eşi Yasmina Şabiç de eşinin şeker hastası olduğunu ve geçen hafta ise ''üzüntüsünden dolayı'' cezaevinde kalp krizi geçirerek hastaneye kaldırıldığını söyledi.
Kocasını herkesin dürüstlüğü ve yardımseverliği ile tanıdığını ifade eden Şabiç, şunları belirtti:
''Bu başımıza gelenleri Allah başka kimseye göstermesin. Hiç bir delil yokken kocam hasta haliyle cezaevine atılmamalıydı. Tüm hayatı boyunca güçlü bir adam olan Mirsad şimdi küçük çocuk gibi. Bu nasıl üzücü bir bilseniz. Ne oldu, bu oyunu kim hazırladı, bilmiyorum ama tutuklananların hiç biri suçlu değil, onu biliyorum. Sırp savaş suçluları serbest gezerken gelip masum insanları tutukluyorlar.''
Tutuklanan Nermin Kalember'in eşi Esma Kalember da eşinin sağlık koşullarının iyi olmadığını ve cezaevinde sürekli doktor kontrolünde olduğunu söyledi. Ailede bir tek eşinin çalıştığını, onun tutuklanmasıyla da maddi olarak da zor duruma düştüklerini anlatan Esma Kalember, ''Hapishanede kapalı haldeler, delirmezlerse, sinir krizlerine girmezlerse çok şanslılar, çünkü o koşullara kimse dayanamaz'' dedi.
Erkek kardeşi Admir Kalember ise bu yapılanların haksızlık olduğunu ifade ederek, ''Cezaevinde tutulan Sırpların tamamı hayatta. Ancak biz Haciçi'de onların katlettiği 99 vatandaşımızın cesedini dahi bulamadık. Bunlar bizim de Srebrenitsa gibi savunma yapmadan ölüme gitmemizi istiyorlardı. Onu yapmadığımız için şimdi bizi cezalandırıyorlar. Kimin kimi öldürdüğünü çok iyi biliyoruz, ama katiller serbest geziyor, kardeşim gibi insanlar hapiste çürüyor.''
-Tutuklananlar Bosna ordusunun ilk silahlı birliğini oluşturmuştu-
Bosna-Hersek, 1 Mart 1992 yılında, referandumda bağımsızlık ilan ederek, Yugoslavya'dan ayrıldı. Bunun üzerine JNA (Yugoslavya Milli Ordusu) Bosna-Hersek'e saldırdı. JNA birlikleri, içerdeki Sırpları da silahlandırarak Boşnak sivillere yönelik paramiliter birlikler kurdu.
Teslim olmak istemeyen Boşnaklar ise, kendileri içinde organize olmaya başlayarak, o dönemde Avrupa'nın 4'üncü büyük ordusu JNA'ya karşı av tüfekleri ve basit silahlarla direniş başlattı.
Çetnikler, savaşın ilk başlarında Müslümanların evlerine girip, erkekleri ayırarak, çocukları, yaşlıları ve kadınları toplama kamplarına götürerek, insan aklının anlamayacağı eziyet, tecavüz ve katliamlar gerçekleştirdi.
Bunun üzerine, Saraybosna'nın girişinde bulunan Haciçi Belediyesi'ne, Sırpların girmesine izin vermemek için, Bosna-Hersek Ordusu henüz kurulmadığı için, polisler, karakolda organize olarak savunma stratejisi başlattı.
Haciçi Emniyet Müdürü Fadil Çoviç, Belediye Başkanı Mustafa Celiloviç, Emniyet Müdür Yardımcısı Mirsad Şabiç, Bosna-Hersek Ordusu 109. Tugay Komutanı Nezir Kaziç, eski polisler Beçir Huyiç, Halid Çoviç, Şerif Meşanoviç, Nermin Kalember ve diğer polisler bu savunma stratejisini oluşturdu.
Bu sekiz kişi, polisleri yöneterek, ilk cephede, İgman Dağı'nda savaştı. Sırpların Saraybosna'nın dış dünya ile irtibatını kesmeleri üzerine, Haciçi'de organize olan bu 8 kişinin önderliğindeki birlikler, İgman Dağı'nı tutarak Saraybosna ile koridor oluşturmayı başardı. İgman'da savaşın ilk ayları Boşnaklar yaklaşık 350 kayıp verdi.
Haciçi'de yaşayan Sırpların silahlanarak Boşnak halka saldırması üzerine, Haciçi Belediyesi yetkilileri, Sırpların evlerinde arama yaparak silahları toplattı, suçluları ise ''Silos Cezaevi''ne koydu. Bu hapishanede, evlerinde ağır silahlar ele geçirilen Sırp, Hırvat ve çeşitli kanun dışı harekette bulunan Boşnak olmak üzere 500 kişi bulunuyordu. ''Silos'', hapishane olarak 1995'te, Dayton Anlaşması'ndan sonra kapatıldı. Hapiste olanlar ise serbest bırakıldı. Ancak bu hapiste bulunan hiç kimsenin öldürülmediğini, yaşam koşullarının normal olduğunu Lahey'deki mahkeme tespit etti.
Savaştan yıllar sonra ise, Sırplar bu hapishanenin ''toplama kampı'' olduğunu iddia ederek, çeşitli mahkemelere başvurdu.
Savaş döneminde silah ambargosunun uygulandığı Boşnaklar, Haciçi'de Sırplardan topladıkları silahlarla Bosna-Hersek Ordusu'nu (Armija BiH) kurdu. Haciçi sayesinde Saraybosna'nın dış dünya ile irtibatı sağlandı. Merhum Aliya İzzetbegoviç de savaş döneminde bu koridor sayesinde yurt dışı seyahatlerini gerçekleştirdi. 109. Tugay Komutanı Nezir Kaziç, İgman'ı birlikleriyle birlikte büyük bir başarıyla savundu ve bundan dolayı merhum Aliya İzzetbegoviç tarafından ''altın zambakla'' ödüllendirildi.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



