Ekonomik ve Sosyal Araştırmalar Merkez (ESAM) tarafından düzenlenen 'Uluslar arası 20. Müslüman Topluluklar Birliği Kongresi'nde İslam dünyasında meydana gelen değişme ve gelişmeler ele alındı. Ortadoğu ve Orta Asya ülkelerinin yanında Balkanlar ile Afrika'dan da çok sayıda konuşmacı ve davetli katıldı. İstanbul Courtyard Marriott Hotel'de önceki gün iki oturumu yapılan kongre, dün gerçekleştirilen dört oturumla son buldu.
Prof. Dr. Arif Ersoy, Temel Karamollaoğlu, Şeyh Hamzeh Mansur ve Recai Kutan'ın başkanlığını yaptığı oturumlarda; Lübnan, Filistin, Suudi Arabistan, Irak ve Suriye, Yemen, Mısır, Avusturya, Kosova, ve Endonezya'dan gelen siyasi ve sivil kuruluş temsilcileri konuşmalarını yaptı.
BİR ÜLKEYİ DEĞİL TÜM ÜMMETİ TEMSİL EDİYORUZ
Lübnan İslam Cemaati Genel Başkan Yardımcısı Azzam El-Eyyubi, İslami partilerin, sivil kuruluşların örgütlenmesi, tek çatı altında toplanması gerektiğini söyledi.
El Eyyubi, "İslami hareketler arasında koalisyon ve koordinasyon kurmamız lazım. Bir ülkeyi temsil etmiyoruz. Tüm ümmeti temsil ediyoruz. Biz kendimizi bir ülke hareketi olarak görmemeliyiz. Ancak bu şekilde sömürgeciliğe karşısına çıkabiliriz" dedi.
İslam ümmetinin tarihi bir dönüm noktasından geçtiğini vurgulan El Eyyubi, "İslam ümmeti ortaya çıkacak ve tüm dünyada iyiliğe önderlik yapacak. Bu dönüm noktası milletimizin bugünlerde şahit olduğu çok büyük zaferleri müjdeler. Bütün millet topyekun çalıştı. Bundan önce bazı İslami hareketlerin, derneklerin eylemlerini görüyorduk. Ama bunlar sınırlı sayıda insanların hareketleriydi. Bunlar şiddetle yok ediliyordu. Fakat ümmetin hepsi hareket edince bu sistemi durdurmaya güçleri yetmedi. Bugünlerde gördüğümüz bu dönüm noktasından zafere ulaşmamız için hedeften sapmamalıyız. Başlangıç hedefi olarak diktatörlük sistemini değiştirmek istedik. Bunun yerine özgür, demokratik sistemler kurmamız lazım. Ve kolonizasyona karşı çıkabilecek bir sistemi yerine koymamız lazım. Sonuna kadar hedeflerimizi gerçekleştirmemiz gerekiyor. Halkın da bir hedefte birleşmesi gerekiyor" şeklinde konuştu.
IRAK'TA İNSANLAR DİNDEN ÇIKARTILIYOR
Suudi Arabistan Rabıta Teşkilatı Başkanı Dr. Abdullah Jiffrry, Müslüman ülkelerin birçok alanda birleşip daha güçlü olmaları mesajını verdi. Müslümanların kendi aralarında ayrışma yaşamaması gerektiğine de dikkat çeken Jiffrry, "Milliyetçiliği ve kendi aramızdaki problemleri çözmemiz lazım. En büyük problemlerden biri tekfir problemi. Irak'ta birçok kişi dinden çıkartılıyor. Bu da ABD'nin işine yarıyor. Entegre halinde çalışmalarımız olması lazım. Dernekler, teknoloji ve yatırım merkezler kurmamız lazım. Sıfırdan başlamak yerine tecrübelerimizden faydalanmamız lazım. Sosyal, dini, ekonomik olarak birlikte çalışmamız gerek. Afet gibi durumlarda da zayıf olduğumuzu ve daha güçlü olmamız gerektiğini düşünüyorum" diye konuştu.
TÜRKİYE NATO ÜYELİĞİNDEN VAZGEÇMELİ
"Türkiye Siyonist İsrail'i tanıyan ilk devletlerdendi. Türkiye'nin NATO üyeliğinden çıkması lazım. Haçlı topluluğu olan NATO'da Türkiye'nin yer almaması lazım" diyen Filistin Gazze imar Komisyonu Başkanı Allan Bilal, Tunus, Mısır ve Libya'da özgürlüğünü kazanan yönetimlerin liderlik vasfını yüklenmeleri gerektiğini söyledi.
Mısır, Libya ile Tunus'ta sosyal adalet ve ekonomik refah seviyesinin yükselmesi gerektiğinin altını çizen Allan Bilal, "Halkın yönü her zaman doğru yöndür. İslami hareketlerden istediğim hakiki liderlik konumunu almasıdır. Biz yıllarca bu iş için çalıştık. Biz de hızlı projeler olması lazım. Bu halklara sosyal bir adalet, iktisadi refaha hızlı bir şekilde ulaştırmamız lazım. Aynı zamanda gelecek polislerimiz eski polislerimizin yaptıklarını yapmamalı. Türkiye'deki kardeşlerimizi hatırlıyorum. Merhum Erbakan, Başbakan olmuştu. Buradaki rejim laikti ama ilk 6 ayda çok büyük iktisadi başarı kaydedilmişti. Tunus, Mısır ve Libya'daki kardeşlerim tereddüt etmesin, önder olsunlar. Buna hazırlar. Gazze'de ambargo var. Ambargoya karşı koysunlar. Aynı zamanda biz kendi sözlerimize sadık olmalıyız. Sadece hudutları kaldırarak değil nasıl bir birlik oluruz bunun çalışmasını yapmalıyız. Bu yüzden aramızda daha sıkı diyalog kurmamız lazım" dedi.
Erbakan zamanın ötesinde bir liderdi
Irak İslam Partisi Temsilcisi Readh Alfalahy, Irak'ın kozmopolit bir yapıya sahip olduğunu, bu yüzden diyalogların geliştirilmesinin gerektiğini söyledi.
Irak'ta, ABD işgaliyle birlikte yeni bir değişim başladığına dikkat çeken Alfalahy, "Biz işgale karşıyız. Ne Irak'ın içinden ne dışından işgalini destekledik. Ama Irak'ta bir gerçek var. Değişiklikleri ele almamız gerekiyor. Siyasi değişiklikleri sahipsiz bırakmak istemedik. Tüm dış müdahalelere rağmen parlamento ve belediye seçimlerine girdik. Irak'ta siyasi bir denge unsuru olmak istedik. Sosyal, siyasi yaşamı etkileyen yeni bir ortam oluştu. Erbakan Hocam, bu konuda büyük bir liderdi. Zamanının ötesinde bir insandı. Seçimlere girdi ve Türkiye'de yeni bir ortam meydana getirdi. Irak, siyasi sahası çok komplike bir platform. Birçok konuda heterojen yapıda" diye konuştu. Irak petrolünün büyük rezerve sahip olduğunu, dünyadaki son petrol varilinin Irak'tan çıkarılacağını ifade eden Alfalahy, "Irak'ın ekonomisi politikasıyla iç içe. Dünyanın en son petrol varili Irak'tan çıkacak." İfadelerini kullandı.
SİSTEMLER GİDER HALKLAR KALIR.
Suriye Müslüman Kardeşler Teşkilatı Başkanı Riyad El Şakfa, Mart ayından bu yana Suriye'de yaşanan olaylara değindi.
El Şakfa, Suriye'de büyük zulüm gördüklerini, buna karşı her ayaklandıklarında bastırıldıklarını belirtti. Rejimlerin kalıcı olmadığını söyleyen El Şakfa, "Suriye, 1963'ten bu yana Sovyet şekli bir rejimle yönetiliyor. Birçok katliama maruz kaldık. Okul öğrencileri özgürlük istediler ve öldürüldüler. Biz 50 yıldır bu sisteme sessiz kalmadık. Her karşı çıkışımızda öldürüldük, sindirildik. Suriye halkı barışçıl bir şekilde ayaklandı. Artık değişim istiyorlar. Bütün sistemin yekpare kaldırılmasını istiyoruz. Biz zalim bir rejime karşı savaşıyoruz. Sistemler gider halklar kalır. Arap Birliği fena sayılmayacak şeyler yaptı ama çok süre tanıdı. Her gün akan kan durmadı. Bütün dünya tereddüt içinde, pozisyonunu ortaya koyamıyor. Dünyanın tutumundan dolayı her gün can kaybı yaşanıyor. Suriye halkına destek vermelerini istiyoruz dünyadan. 10 binlerce tutuklu, 100 binlerce insan ülkelerinden kaçmak zorunda bırakıldı. Binlerce insanımız da öldü. İslam halklarından destek istiyoruz. Suriye halkı kararını verdi, sonuna kadar direneceğiz" şeklinde konuştu.
'Arap Baharı' sistematik ilerliyor
SAADET Partisi GİK Üyesi Prof. Dr. Oya Akgönenç, Ortadoğu ve Kuzey Afrika ülkelerindeki halk ayaklanmalarının 'Arap Baharı' olarak adandırılmasının yanlış olduğunu söyleyerek, "Baharda bir ümit vardır. Ben bunun 'Arap Baharı' olduğunu düşünmüyorum. Çünkü şimdiye kadar ölümler, acılar yaşandı. Bu terimi kim ortaya attı? Batı medyası. Ben bu klişe yerine 'halkların ayaklanması' ifadesini kullanmak istiyorum" dedi.
MEZHEPSEL KAVGALARA DİKKAT
Diktatörlüklere karşı ayaklanmaların sistemli bir şekilde olduğunu ve değişik komplo teorileri sıralayan Akgönenç, "Tunus'ta, Mısır'da olaylar oluyor. Libya'ya sıçrıyor. Bahreyn, Lübnan'a sıçrıyor. Sonra Libya'ya sonra da Suriye'ye sıçrıyor. Bu bir cıva mıdır ki zikzak çiziyor. Bu zayıflıklara göre mi oluyor. Yoksa bir plan mı var. Ekonomik, sosyal baskıların adalet sisteminin işlememesinin işba noktasına varması olarak da yorumlanabilir. Ama Libya'daki, Suriye'deki bu mudur? Demek ki Arap Baharı denildiğinde birçok konudan bahsediyoruz. Farklılıklardan biri Bahreyn. Orada Sünni, Şii ayrımı körükleniyor. Baktığımız da Bahreyn, ABD donamasının ana üslerinden. Bizi mahvedebilecek en büyük şey İslam dünyasındaki mezhep kapışması. Bizi içimizden çökertmeye çalışıyorlar. Bu en büyük tehdit" dedi.
İFLAS EDEN AVRUPA DOĞUNUN KAYNAKLARINA SARILIYOR
Halk hareketlerinin yaşandığı Libya'ya, Tunus'a, Mısır'a ve diğer ülkelere Avrupalı devletlerin müdahale etmesini, Avrupa ekonomisinin çöküşüne bağlayan Akgönenç," Halk hareketlerinden İtalya'ya, İngiltere'ye, ABD'ye, NATO'ya ne oluyor ki birinci dereceden müdahil oluyorlar. Çünkü Avrupa'da bir ekonomik kriz yaşanıyor. Hepsinin bütçesi açık veriyor. Ortada ise Libya gibi av var. Hepsi bu avın peşine düşüyor. Fransa, Libya işletmesinin yüzde 35'ini aldı. Avrupa yeniden saldırgan bir yapıya girdi. Artık Avrupa iflas ediyor. Tutunamıyor. Yeniden sömürgecilik dönemine giriyoruz. Savaş diliyle konuşmayacağız ama nasıl kendimizi muhafaza edeceğiz.
Avrupa'da İslam düşmanlığının baş gösterdiğine dikkat çeken Akgönenç, "Almanya'da sekiz Türk dönerci öldürüldü. İsviçre'de minareler yasaklandı" dedi ve bir Türk atasözünden örnek verdi: "Hazır ol cenge istersen sulhu sala. Barış ve sükun istiyorsan her an savaşa hazır olacaksın." Ayrıca hesap merkezleri, borsalar ve mali gücün Asya'ya kaymasından rahatsız olan Avrupa ve ABD'nin Müslüman ülkelere saldırdığına dikkat çekti.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



