Eski Bulgaristan Cumhurbaşkanı Zhelyu Zhelev, gazeteci Hüseyin Altınalan'ın sorularını cevapladı. Zhelev çarpıcı açıklamalarda bulundu.
Biz de Balkan ülkelerinden 40'ın üstünde eski ve yeni Cumhurbaşkanı, başbakan, akademisyen ve fikir önderlerinin katıldığı 12'nci Uluslararası Balkan Politika Kulübü Konferansı için İstanbul'a gelen Bulgaristan'ın ilk seçilmiş Cumhurbaşkanı ve Balkan Politika Kulübü'nün Kurucusu Zhelyu Zhelev ile toplantının konusunu yani; "AB ile Türkiye ilişkileri"ni konuştuk.
Avrupa Birliği'nin Türkiye'ye yönelik tutumunu nasıl değerlendiriyorsunuz?
Avrupa, Türkiye'nin üye olmasını istemiyor. Çünkü rekabetten korkuyor.
*Sarkozy tarafından ortaya atılan "Türkiye'ye imtiyazlı ortak önerisi" hakkında ne düşünüyorsunuz?
Sadece Fransa değil Almanya da Türkiye'ye imtiyazlı ortaklıktan yana. Sarkozy ve Merkel, Türkiye'yi desteklemiyor gözüküyorlar ama neden karşı olduklarıyla ilgili cevap veremiyorlar. Türkiye'nin nüfusunun fazla olmasından korktuklarını söylüyorlar ancak Fransa'nın nüfusu 60 milyon, Almanya'nın nüfusu ise 80 milyon. Dolayısıyla asıl korktukları şey, Türkiye'nin AB'ye üye olması durumunda, AB Parlamentosu'nda Türk milletvekili sayısı artacak olması. Bu durum, iki büyük ülkenin bencilliğini göstermektedir. Birçok yerde bir çok kez vurguladım; AB ekonomik olarak dev ama siyasi olarak cüce. Bu yüzden az önce de söylediğim gibi; Türkiye ile rekabetten çekiniyorlar. Öte yandan, AB liderlerini kimse dinlemiyor. Bunun neticesinde ülkeler farklı görüşler taşıyorlar. Bu da siyasi anlamda zayıflığa sebep oluyor.
Türkiye'nin AB'ye ihtiyacı olduğu kadar AB'nin de Türkiye'ye ihtiyacı var
Avrupa Birliği'nin geleceği hakkında neler söyleyeceksiniz?
(Burada tekrar etmeyeceğim konuşmam metnimden aktarırsınız...) AB'nin çok iyi bir geleceği var ama bu birliğin içinde Türkiye'nin de bulunması gerekiyor. Zira Türkiye'nin AB'ye ihtiyacı olduğu kadar AB'nin de Türkiye'ye ihtiyacı var. AB üyeliği için Türkiye'nin gerçekleştirdikleri şaşırtıcı değil, asıl şaşırtıcı olanın Türkiye'nin tüm çabalarına rağmen hala üye yapılmaması ve yarım yüzyıldır çeşitli gerekçelerle kapıda bekletilmesidir.
Geçmiş dönemde Yunanistan ile arasındaki Kıbrıs meselesi gerekçe gösteriliyordu. Ancak kronolojik olarak baktığımızda, aslında taraflardan birinin Türkiye'nin üyeliğini aksatmak amacıyla bu konuyu bir argüman olarak elinde tuttuğunu gözlemliyoruz.
Türkiye'nin AB'ye üye olması gerektiğini düşünüyor musunuz?
Sadece Türkiye değil, Rusya da AB'ye üye olmalı... Rusya ve Türkiye'nin içinde bulunduğu bir AB'nin, çok güçlü ve herkesin sözünü dinlediği bir birlik haline geleceğinde kuşku yok. Bu arada şunu vurgulamalıyım; aslında Türkiye çok daha önce AB'ye üye olmalıydı.
Türkiye, AB üyeliğine hazır zaten
Sizce Türkiye ne zaman AB'ye üye olabilir?
Süre veremem ama bana göre Türkiye şu an AB üyeliğine hazır. İktidarın bu süreci kısaltabileceğini düşünüyorum.
Bunun için ne yapılabilir?
Sürecin kısaltılması için hükümetiniz Brüksel'e baskı yapmalı. Öte yandan, Kürt Televizyonunun kurulması iyi bir gelişme. Ruhban okulunun açılması da etkili olacaktır.
AB'nin Kıbrıs konusundaki tutumunu nasıl değerlendiriyorsunuz?
Kıbrıs'ın (Rum kesiminin) AB'ye girişi prensipsizliğin ve çifte standardın en güzel örneğidir. Bu açıdan bakıldığında, Türk siyasetçilerin Avrupa Birliği ile ilgili olarak yaşadıkları gerginlik ve ikilem ve Türk halkında giderek yayılan Avrupa Birliği'ne karşı kuşkucu tutumlar da aslında yersiz değil. Türkiye'nin üyeliği Avrupa'nın önüne genişleme ve Avrupa'nın geleceği ile ilgili öyle sorular koymaktadır ki, buna Avrupalı liderlerin bile cevabı olduğunu sanmıyorum.
Bulgaristan'daki yeni hükümet konusunda neler söyleyeceksiniz?
Yeni kurulan hükümet iyi bir başlangıç yapmıştır. Bulgaristan'ın önemli alt yapı projelerini hayata geçirmek için kolları sıvadıklarını belirtiyorlar. Yolsuzlukla mücadele konusunda da girişimde bulunacaklarını açıkladılar. Bunlar güzel gelişmeler...
Türkiye-Bulgaristan ilişkileri konusunda neler söyleyeceksiniz?
İki ülke ilişkileri geçmişte inişli çıkışlı seyir izledi. İyi ve kötü günler oldu ancak Bulgaristan ve Türkiye ilişkileri şimdi çok iyi seviyede... Ve her geçen gün daha da iyiye gitmektedir.
Son olarak bugünkü konferansı düzenleyen Balkan Politika Kulübü'nün başlıca önceliği nedir?
Balkan ülkelerinin NATO ve Avrupa Birliği'ne üye olabilmeleridir. Makedonya'nın Ohri kentinde Şubat 2009'da düzenlediğimiz 11'inci Uluslar arası Balkan Konferansı da Balkan ülkelerinin NATO ve AB üyeliği konusuna odaklanmıştı. Şimdi İstanbul'da toplanan konferansımızın konusu da Türkiye'nin AB üyeliği olarak belirlendi. Her iki konferansın özü birdir, ancak başlıkları farklıdır, çünkü Türkiye zaten bir NATO ülkesidir. Hatta Türkiye yarım asırdan uzun bir süredir NATO üyesi olmasının yanı sıra, bu güvenlik teşkilatının aynı zamanda kurucularındandır.
NATO'nun kurulduğu o yıllarda, biz Balkan ülkeleri olarak en çılgın rüyalarımızda bile bir gün gelip de Balkan devletlerinin NATO üyesi olacağını göremezdik. İkinci Dünya Savaşı'nın bitimine yakın Türkiye tarafsızlığını bozdu ve Naziler'e karşı İttifak Devletleri'nin yanında yer aldı ve bu sayede kendisine Batı demokrasilerinin yanında yer açmış oldu. Bu süreçte Türkiye 1949'da kurulan NATO'nun ve sonrasında da Avrupa'nın en eski demokratik birliği olan Avrupa Konseyi'nin bir üyesi olmayı başardı.
Bundan 10 yıl sonra 31 Temmuz 1959'da Türkiye Avrupa Ekonomik Topluluğu'na üyelik için başvurdu ve 1963'te katılımcı üye olarak kabul edildi. Türkiye 1987'de Avrupa Ekonomik Topluluğu'na tam üyelik için başvurdu ve 1999'da Helsinki'de de aday üyeliği kabul edildi. 2005 yılında da Türkiye'nin adaylık müzakereleri başladı.
Burada şunu söyleyebilirim: AB üyesi olmasa da Türkiye, halen birlik üyesi olan birçok ülkeden, özellikle de son 10 yılda üye olan ülkelerle kıyaslanmayacak seviyede AB kurumları ve Avrupa ile entegredir.
Türkiye, AB'ye şunları katacak:
Türkiye, AB'ye ne gibi katkılar sağlar?
(Konuşmamda belirttiğim gibi) Türkiye üye olduğunda AB'ye şunları katacak:
Genç, dinamik 70 milyonun üzerinde bir nüfus. Güçlü bir Pazar ekonomisi ...NATO'da ABD'den sonra ikinci büyüklükte olan bir ordu... İslam dünyası ve Arap ülkeleriyle köprü fonksiyonu... Dinin yanı sıra, dil birliği anlamında Türkiye, eski Sovyet Cumhuriyetleri ile arasında güçlü etnik bağları olan bir ülkedir. AB bu ülkelerdeki doğalgaz, petrol ve diğer maden yataklarını hiçe sayamaz.
Son olarak, Türkiye'nin coğrafi konumu ve tarihi, kültürler ve uygarlıklar arasında eşsiz bir köprüdür.
Türkiye'nin bu konumuna sahip başka bir ülke var mıdır? Bence böyle bir Avrupa ülkesi yoktur. Belki bir gün Rusya AB'ye üye olmayı isterse benzer bir durum ortaya çıkacak. Eğer bir gün Rusya da AB'nin kapısında adaylık için gelirse, umarım AB liderleri o zaman Ural Dağları'ndan Vladivostok'a uzanan Rusya'nın Asya toprakları üzerinden coğrafya temelli tartışmalara takılıp kalmaz.
Özetle, tüm sorunlarını çözen ve de Avrupa Birliği'nin kriterlerine uyan bir Türkiye'nin AB'ye üye olacağını düşünüyorum.
Bulgaristan'ın ilk seçilmiş Cumhurbaşkanı Zhelyu Zhelev:
Türkiye'de uzun yıllardan beri tartışılan Avrupa Birliği ve AB üyeliği, ülkemizde gündemi işgal eden konuların başında geliyor.
Türk halkının kahir ekseriyeti, AB üyeliğini bir umut olarak görüyor.
AB üyesi Türkiye'nin gelişeceği, ekonomisinin düzeleceği, yoksulluğun ortadan kalkacağı inancını taşıyor.
AB standartlarıyla iş koşullarının düzeleceğine inanıyor, daha iyi yaşam ve özgür bir Türkiye ümit ediyor.
Üyelikle birlikte serbest dolaşım hakkına sahip olmayı ve böylece dilediği Avrupa ülkesine serbestçe gidebilmeyi hayal ediyor.
Türk halkı, memnun olmadıkları yaşam koşullarının Avrupa Birliği üyeliği ile değişeceği umudu, daha mutlu, daha müreffeh bir gelecek beklentisi içerisinde...
Kimileri; Avrupa Birliği'nin uygarlık projesi olduğu yönünki beyanları şiddetle reddediyor, AB üyeliğini ihanet olarak tanımlanıyor, üyelik sürecinin Batılıların oyunu olduğunu ısrarla vurguluyor...


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Kaynak: Hüseyin Altınalan / Türkiye
Etiketler:



