Ülkemizin her tarafını saran dondurucu kış, ısınmada ve sanayide kullanılan doğalgaza ilişkin soruları gündeme getirdi. Dondurucu soğukların birkaç hafta daha sürmesi halinde Türkiye'nin doğalgaz bakımından hazırlıklı olup olmadığı konusu muamma.
Ahmet Açıkay
Son yılların en sert kışını yaşayan Türkiye doğalgaz kullanımında da rekor seviyelere ulaştı. Türkiye'nin ısınmak için tükettiği doğalgazda dışa bağımlı olması, soğukların devam etmesi halinde büyük kentlerde sıkıntılara neden olabilir. Elektriğin de büyük bir kısmının doğalgaz santrallerinden sağlandığı göz önüne alınınca, geçtiğimiz hafta İstanbul'da yaşanan elektrik kesintisi daha da önemli hale geldi.
Hem elektrik enerjisinin doğalgaza bağlı olması, hem de doğalgazın ısınmada kullanılması büyük sıkıntılara neden oldu. Evlerde yer alan kombilerin doğalgaz olsa bile elektrik olmadan çalışamaması, İstanbul'da sıkıntıyı hissettirdi. Başta İstanbul, Ankara olmak üzere büyük kentlerde eğer gerekli tedbirler alınmazsa, önümüzdeki yıllarda bu anlamda büyük sıkıntılar meydana gelebilir.
Siyasi krizler bizi dondurabilir
Dünyanın sayılı hidroelektrik santrallerine sahip ülkesi olan Türkiye'nin, elektrikte yarı yarıya dışa bağımlı olması ise dikkat çekiyor. Üretilen elektriğin yarısının doğalgaz santrallerinden karşılanması ise bu noktada önemli. Çünkü Türkiye doğalgazda dışa bağımlı bir ülke. Rusya ve İran'dan sağlanan doğalgaz miktarları Türkiye'nin enerji tüketiminde yüksek boyutlarda. Özellikle son aylarda Suriye'de yaşanan iç karışıklıklar yüzünden Türkiye'nin almış olduğu siyasi tavır sonrası İran ve Rusya ile ayrı düşmesi ise bu noktada önemli. Eğer Rusya ve İran bu noktada Türkiye'yi enerji darboğazına sokabilme potansiyeline sahip.
Geçtiğimiz aylarda Rusya ile ek doğalgaz anlaşması yapıldı. Hükümet bu yıl doğalgaz tüketimindeki artışı öngörerek Rus doğalgaz devi GAZPROM ile 3 milyar metreküplük bir anlaşmaya vardı. Ancak bu noktada GAZPROM'un jesti dikkat çekiyor. Eğer şirket Türkiye'ye ek doğalgaz anlaşması ile jest yapmamış olsaydı, bugün Türkiye ısınma ve elektrikte büyük sıkıntılar yaşayabilirdi.
Elektriğin yarısını da doğalgaz üretiyor
Doğalgazda dışa bağımlılığımızın yanı sıra, bir diğer dışa bağımlı olduğumuz nokta ise elektrik üretimi. Türkiye elektrik üretimini neredeyse yarısı olan yüzde 49'luk bir oranda doğalgaz santrallerinden sağlıyor. Dünyanın sayılı hidroelektrik santrallerini sınırlarında bulunduran Türkiye'nin elektrik üretiminin de doğalgaza bağlı olması ise gözler önünde duran bir gerçek. Soğuk kış günlerinde ülke elektriğinin büyük bölümünü harcayan Marmara ve Ege bölgesine elektrik sağlanması için diğer bölgelerde kesintiye gidileceği belirtiliyor. Elektrik üretiminin soğuk kış günlerinde ayrı bir önemi var. Çünkü konutlarda yer alan ısıtma cihazları kombilerde elektrikle çalışıyor.
BOTAŞ ciddi uyarı yaptı
Soğuk kış günlerinin bastırması ile birlikte BOTAŞ da bir dizi tedbir aldı. Özellikle enerji tüketiminin fazla olduğu Marmara ve Ege'deki elektrik üretim santrallerinde ikincil yakıt olan motorin ve fuel-oil kullanılması yönünde uyarı yaptı. Yapılan düzenlemeler ile konut ve sanayi tüketicilerinin sıkıntı yaşamayacağını duyuran BOTAŞ sıkıntıyı önceden bertaraf etmek istedi.
Dondurucu soğukların arttığı şu günlerde doğalgaz tüketimi ise rekor seviyelere ulaştı. BOTAŞ, en yüksek doğalgaz tüketiminin 178 milyon metreküple 16 Ocak 2012 tarihinde yaşandığını duyurdu. 2011 de yıl itibarıyla en çok doğalgaz tüketilen yıl sıralamasında lider oldu. Soğuk hava ve ekonomik büyüme nedeniyle geçen yıl doğalgaz tüketimini 26 yılın en yüksek seviyesine çıktı. BOTAŞ, geçen yıl toplam 39.3 milyar metreküp doğalgaz satışı yaparak rekora imza attı. Doğalgazın ilk kez kullanılmaya başlandığı 1986'dan bu yana en fazla satışı 37.7 milyar metreküp ile 2008'de gerçekleşmişti.
Pamir: Dışa bağımlılık 10 yılda yüzde 5 arttı
Enerji Uzmanı Necdet Pamir aynı hataların sürdürüldüğünü söyleyerek, "Elektrik üretiminin yüzde 50'sini doğalgaz ile karşılıyorsunuz. Ama biz doğalgazın yüzde 98'ini de ithal ediyoruz. Dışa bağımlı olduğumuz için her kışın ortasında sıkıntıya düşüren bir unsur haline geldi. İktidar "2023'e kadar bağımlılığımızı azaltacağız, yenilenilir kaynakları artıracağız." diyor, ancak ülkemin geleceği açısından korkuyorum. Çünkü, Türkiye 2000 yılında enerjide dışa bağımlılığı resmi rakamlara göre yüzde 67 iken 2010 yılına geldiğimizde ise bu rakam yüzde 72. Dışa bağımlılığımız yüzde 5 artmış. Yenilenebilir kaynakların payı ise yüzde 25'ten yüzde 20'ye düşmüş. Hem dışa bağımlılığımız artmış ve hem de yenilenebilir enerji kaynaklarımızın oranı azalmış. Yaptıkları yapacaklarının garantisi ise gelecek için kaygılı olmamız gerekir" dedi.
Doğalgaz için oluşturulan yer altı depolarının da çok yetersiz olduğunu aktaran Pamir, "Türkiye'nin yer altı depolarının toplam miktarı 2.1 milyar metreküp. Bu tür krizlerde yedek olarak o depolardan almaya çalıştığınızda, 40 milyar metreküplük bir tüketim göz önüne alınınca ülkeyi ancak 10 gün götürür. Bir kere depo yetersiz. Tuz Gölü'nün altına depo yapılacak diye konuşuluyor ama her şey yolunda gitse bile 8 yıl sonra ek olarak kapasite 1 milyar metreküp. Tüketiminizin yüzde 20'si kadar bir depon olacak ki bu tür krizlerde oradan yedekleyebilesiniz" dedi.
Pamir, krizin dışa bağımlı yanlış politikaların bir sonucu olduğunu da altını çizerek, "Hem makro politikaların hem de yönetsel düzeyde BOTAŞ'ın üst yönetiminin yetersiz kalmasının hatasıdır. Tepeden tırnağa yanlış enerji politikaları var" şeklinde konuştu.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



