Heronlar meselesi haftalardır tartışılıyor. "Bu görüntüler Genelkurmay'ın elinde olduğu halde Hantepe'ye niye yardım gitmedi" diye.
Genelkurmay uzun bir sessizliğin ardından dün bir açıklama yaptı ve "O görüntüler saldırı sonrasında elde edilen görüntülerdir" dedi. Bölgede yıllardır yaşananları bilmeyenler, Heronların görüntüleri üzerinden bu soruyu sordular. Oysa biz bölgedeki komutanlara bu soruları yıllar önce çoook sorduk, çoook yazdık. Zamanımın büyük bölümünü haber yapmak için Güneydoğu'da geçirdiğim anlarda da çok olurdu böyle olaylar. Helikopter uçuşuyla 45 dakikalık mesafedeki karakollara baskın yapılır, saatler süren çatışmalar olur, şehitler verilirdi. Biz de komutanlara sorardık, "Niye helikopterle destek yollamıyorsunuz" diye. Öyle ya, Sikorsky'ler 20'ye yakın askeri taşıyabiliyor, üzerindeki makineli tüfekle teröristlerin üzerine ateş kusabiliyordu.
Niye girmiyorlardı? Hep benzer yanıtlar alırdık. "Karanlıkta o bölgeye helikopter nasıl gider. Bir yere dokunsa düşer. İçindekileri de kaybederiz. PKK'nın elinde roketatarlar var. Helikopter çatışma bölgesine alçalırken vurulur ve hem helikopteri hem de içindeki askerleri kaybedebiliriz." Biz de bu açıklamaları beğenmez eleştirirdik. Sonra birkaç kez bu helikopterlerle bölgedeki çatışmalara gittik. Gerçekten masa başında ahkâm kesmek kadar kolay değil. Helikopterler, roketatar riskine karşılık yere çok yakın uçmak zorunda. Çünkü roketatarın havadaki bir hedefe ateşleyebilmesi için minimum 13 derecelik bir açıya ihtiyacı var. Helikopter bu açıyı vermemek için yere teğet uçuyor. Dağlarda yükselirken bile yeri takip ederek yükseliyor, inişe geçerken de yere paralel kayarak iniyor. Hiç kolay değil. Bölgede görev yapan helikopterlerin defalarca yerden açılan ateşle delik deşik olduğunu gözlerimle gördüm.
Ayrıca özellikle yazın sıcak günlerinde o helikopterlere koyabileceğiniz asker sayısı da sınırlı, teçhizatlı asker sayısı iyice sınırlı. Yani anlayacağınız, savaşmak, masa başında ahkâm kesmek kadar kolay değil. Bu yüzden ben bu, "Heronlar gösterdi. Niye gitmediniz" laflarına çok da itibar etmedim. Bazen görseniz bile gidemiyorsunuz. Orası Bebek'teki evden, Cihangir'deki meyhaneye gider gibi gidebileceğiniz bir coğrafya değil.
Ama yine de ortada bir sorun var. Bu görüntüler Genelkurmay'dan dışarı nasıl sızıyor? Silahlı Kuvvetler düşmanı bir gazeteye sızdırılan bu görüntülerin, Türkiye düşmanlarına, hatta PKK'ya sızdırılmadığıru kim garanti edebilir? Genelkurmay asıl bu görüntülerin nasıl sızdırıldığını bulmalı. Bunlar sızıyorsa, kimbilir daha neler sızıyordur.
Fatih Altaylı - HABERTÜRK


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



