Türkiye, ağır aksak da olsa 28 Şubat postmodern darbe zihniyetiyle yüzleşmeye çalışıyor. Ama menfi medya basıyor yaygarayı: Rövanşizm ve intikam var! Milli Gazete sütunlarını,  o korku günlerinde yaşanan ihraçları, soruşturmaları, psikolojik baskıları bizzat yaşayan 28 Şubat mağduru, kendisi TSK‘dan, başörtülü eşi öğretmenlikten ihraç edilen Adaleti Savunanlar Derneği (ASDER) Ankara Şube Başkanı Binbaşı Şahin Akdoğan‘a açtı. Başörtülü eşini aracının bagajında lojmana sokup çıkaran subaylar mı, ihraç sonrası intihar edenler mi dersiniz. Daha ne acılar, ne hikayeler.. Film yapımcıları, Türk dizileri ile Arap aile ve toplumlarını da yoldan çıkaracağına, 28 Şubat‘ın gerçek hikayelerini senaryo haline getirmeli diye düşüneceksiniz Binbaşı Şahin Akdoğan‘ı dinleyince...

Ahmet Yavuz

"Ben Tendürek Dağlarında PKK‘lı teröristleri takip ederken, maalesef 28 Şubatçı Komutanlar, başörtülü diye eşimi takip ettiriyordu. İhraç edildikten sonra çalıştığı Şanlıurfa Belediyesi‘nden de attırılan Abdulmuttalip Polat ağabey intihar etti. Başörtülü eşini lojmana arabasının bagajına saklayarak sokan arkadaşlarım oldu"

15 yıl sonra bakınca 28 Şubat ne ifade ediyor sizin için?

Üst seviyede planlanan şuydu. Bu ülkenin milli, ahlaki ve kültürel değerlerini ve sosyolojik yapısını değiştirmek isteyen bir rejime geçiş. Bunun için alabildiğine hukukun katledildiği bir süreç. Bu baskılar neticesinde son on yılda, 15-20 bin arası emekliliği gelen subay astsubay, başına ne geleceği belli olmadığı için dilekçelerini verip emekli oldular. 1637 kişi ise bizzat ihraç edildi. Kategorik olarak sakıncalı diye fişlenen subay sayısı hadsizdi. 28 Şubat‘ın en iyi yaptığı şey de bu fişleme işiydi.

Siz hangi görevdeydiniz 28 Şubat sürecinde, süreç sizin için nasıl başladı?

Ben ilk önce Edirne‘de 5 yıl, Hopa‘da 3 yıl, Amasya‘da 4 yıl Çavuş Talimgah Taburunda Bölük Komutanlığı yaptım. Van Erciş‘te Ordudan atılana kadar 1 yıl Tugay Karargah Bölük Komutanlığı, Disiplin Subaylığı ve Hizmet Birlik Komutanlığı ve sonrasında da 1. Tabur 10. Piyade Tugayında Harekat Eğitim Subaylığı görevlerinde bulundum. Genelkurmay‘dan Tugay Disiplin Subaylığı görevimden dolayı takdir aldım, son 2 yıllık görevim sırasında ise 13 takdir belgesine layık görüldüm. Buna rağmen disiplinsizlik gerekçesiyle, ama gerçekte eşimin başörtüsünden dolayı 14 Aralık 1998‘de YAŞ kararlarıyla ihraç edildim.

PKK Yerine Başörtülü Eşleri Takip!

İhrac kararı nasıl gerçekleşti, neler yaşadınız o dönemde?

Biz o dönem Erciş‘e 150 km. uzaklıktaki terör bölgesi Tendürek Dağı‘nda görevdeydik.

Terörü ve terörle mücadeleyi takip etmesi gereken Tugay Komutanı, benim eşimi lojmanlar bölgesinde takip etmiş. "Çağdaş olmayan kıyafetlerle lojmanlar bölgesinde dolaştı" diye Tendürek Dağı‘na terörle mücadele ettiğimiz bölgeye yazı gönderiyor. Düşünebiliyor musunuz, bir tugay komutanı maiyetinin eşini gözetliyor. Onun kıyafetiyle ilgili dağda görev yapan eşine yazı gönderiyor, bunu düzelt diye. Terörle mücadele etmesi gereken tugay komutanı, PKK yerine benim eşimi takip ederse bu terör biter mi? Herondaki görüntüleri değerlendirebilir mi?

BÇG, Eşime Başını Aç Dedi!

Eşiniz ne düşündü bu süreçte,  direk bir baskıları oldu mu örtüsünden dolayı?

Bu süreçte, Ben Tendürek dağındayken eşimle konuşmuşlar. Eşim asker kişi değil. Tugay komutanı ve Batı Çalışma Grubunu temsilen Van Erciş‘e gelen bir askeri personel. Eşimin başını açması için çeşitli telkinlerde bulunmuşlar. Orduevinde konuşmuşlar. Burada eşim şu sıkıntıyı yaşıyor. Eşim ihraç olacak, sebebi benim kıyafetim olacak! Bunun bir hanım üzerinde yarattığı psikolojik baskıyı düşünebiliyor musunuz? Zaten ihraçtan sonra bunları biz annemize-babamıza anlatamadık. Kimi içten içe eşlerimize kızdı. Kimi inanmadı. Bu devlet, bir başörtüsü için subay, astsubay atmaz diye. Anlam veremediler. Çünkü milletimiz Peygamber Ocağı diyor. Ama maalesef sistemin başındakilerin bununla hiç alakası yoktu.

Eşim Öğretmenlikten, Ben TSK‘dan İhraç Edildim

20 yılınızı verdiğiniz Silahlı Kuvvetlerden ihraç edildiğiniz gün kendinizi bir boşlukta mı buldunuz, aileniz neler yaşadı?

İhraçla ilgili yazı geldiğinde belimdeki rahatsızlıktan dolayı Van 100.Yıl‘da fizik tedavi görüyordum. Hastane çıkışında arabamı durdurup, götürdüler, ilişiğimizi kestiler apar topar. Yaslanacağın bir kesim, bir cemaatin yok, neyine güveniyorsun demişti bir komutan. Ben de bizim buradaki nasibimiz bittiyse bitmiştir. Allah‘ın Kur‘an‘ındaki bir emri ve hükmü için benim binbaşı rütbemin ne önemi var demiştim. Tabi ailem için o kadar kolay olmadı.

Daha sonra tayinini Ankara‘ya aldırdığımız Matematik öğretmeni eşimi de DSP‘li Milli Eğitim Bakanı döneminde ihraç ettiler. 28 Şubatçılar hem beni hem de eşimi memuriyetten atarak en büyük düşmanlarından kurtuldu!  Fakat şimdi mahkemelere bakıyorum, bizleri savunmamızı bile almadan ihraç edenler, kendileri savunma için çağrıldıkları mahkemelerden hastane köşelerine, yurt dışına kaçıyorlar!

Kurumlardaki Ergenekoncu Yapılanma Aktif

Sonra bu hükümet başörtüsünden atılmaları da kapsayan 5525 Sayılı Sicil Affı Kanununu çıkarınca göreve dönmesi için biz de başvurduk. Ne ki  "daha önce işlediğiniz suç nedeniyle atanmanız mümkün değildir" diye yazı çıkardılar. Hem de 2011 yılında. Oysa eski sicilleri bütün emeklilerde yazılmıyor. Kim yazıyor peki bunu oraya? Kurumlardaki Ergenekoncu yapılanma bilgi işleme giriyor.

Hükümet kanun çıkarmasına rağmen Ergenekoncu bürokrat sicili sildirmiyor bir şekilde. Öyle ki, 2009 yılında bile Ankara Tıp Fakültesi bahçesinde başörtülü gezdiği için kızımı ifadeye çağırdılar. Demek ki 28 Şubat bitmiş değil, kurumlardaki yapılanmalar pasif de olsa halen devam ediyor.

28 Şubatta hangi rütbeye kadar ihraçlar oldu, hiç general var mıydı örneğin?

Bir kere şu tespiti yapmamız lazım. Anadolu kültürü ile yetişmiş generaller bu ülkede en fazla tümgeneral rütbesine kadar çıkar. Çoğu tuğgeneral rütbesinde emekli edilir. Ondan sonrakiler kesinlikle bir önceki darbecilerin alt yapısını oluştuğu gruptan oluşur. 28 Şubat Süreci ile ilgili gözden kaçan bir durum da şudur. Mezhepçi ve ateist yapılanma, askeri liselere ve harp okullarına hakim kılındı bu süreçte. MEB, zaten askeri okulların eğitim müfredatını denetleyemiyor. Dolayısıyla son 28 Şubat sürecinde askere alınan personelde de fotoğraf ve resimlerle annesinin, babasının, kardeşinin dindar olup olmadığı araştırıldı. Dindar olanlar alınmadı.

Başçavuştan Generale Emir!

28 Şubat, bir astsubayın, bir yüzbaşının tugay komutanı hakkında rapor tuttuğu bir süreçti. Hani tarikat ve cemaatleri eleştirirler ya, başçavuş albaya tarikatta emir veriyor diye. İyi de Batı Çalışma Grubu‘nda başçavuş generale emir veriyordu.

28 Şubat Soruşturmaları Çok Yetersiz

Peki şu andaki 28 Şubat soruşturmaları sizin adalet duygunuzu tatmin ediyor mu,  rövanşizm, intikam alınıyor diyenler bile var?

Türk toplumunun hafızası zayıf, maalesef İslami kesimin hafızası daha da zayıf. Hemen acıma duygularına giriliyor. Biz kimseye zulüm yapılsın istemiyoruz. Ama zulüm yapanlar ortaya çıksın ve kamu vicdanında da bir değerlendirilsin. Bunlar ne ve kimin adına yapıldı. Kesin olarak şu andaki soruşturmalar yetersiz. Bu işte kimin dahli varsa ona kadar gidilmeli. 28 Şubatın siyasi aktörlerine de gidilmeli. Sivil toplum denen beşli çeteye de soruşturmalar uzanmalı. Bu işin sermaye, siyaset, medya ayakları destek verenler bütünüyle soruşturulmalı.

Adaleti Savunanlar Derneği (ASDER) çatısı altında hak arayan, başka ilginç hikayesi olan arkadaşlarınız var mı?

Olmaz olur mu? Yüzbaşı Güray Balatekin, eşi GATA‘da kanser hastası iken ihraç edildi. Ölmek üzere olan kadını hastaneden çıkarıyorlar. Ve 15 gün sonra kadın vefat ediyor. Yine Abdülmuttalip Polat ordudan ihraç edildikten sonra Urfa Belediyesi‘nde başkan yardımcısı iken bu kez İçişleri Bakanlığı‘nın yazısıyla görevine son verdirdiler. Konuşmalarında "Devlet kendi vatandaşına pusu kurmaz, kalleşlik yapmaz" diyen Abdulmuttalip Ağabey, yapılanları hazmedemiyor ve öğretmenevinden kendini atıp intihar ediyor. Hastanede eşinden tabut parası istiyorlar. Tabut parası yok. Eşini battaniye ile veriyor devlet. Eşi de Kur‘an kursu öğretmeni Kadın, kendilerinin bir kartal marka arabası var. Ona koyup eşini Kayseri‘ye götürüyor o gece. Kayseri‘de de annesi babası veya kardeşleri, eşine senin yüzünden oldu, açsaydın başını ne olurdu diye çıkışıyorlar. Şanlıurfa‘ya tekrar geri dönüyor. Bir tane arkadaş, lojmanlardan arabanın bagajında eşini sokup çıkarıyor bu denetimlerden dolayı. Bunun insanlığa yakışır bir yanı var mı? Örnekler çok fazla yani.

Muhabir: Haber Merkezi