PKK'ya bağlı TAK örgütü geçtiğimiz aylarda eylem yönünü şehirlere doğru genişleteceği tehdidinde bulunmuştu. Çok geçmeden şehirlerdeki terör eylemleri arttı. Özellikle Ankara'daki 3 can alan bombalı saldırının ardından terörün şehirlerde yaygınlık kazanması durumunda ne gibi sonuçların doğacağı konuşulmaya başlandı.
Ankara'da 3 can alan bombalı terör saldırısı ve son birkaç gündür şehirlerdeki polis noktalarına yönelik yapılan saldırılar bir süredir konuşulan terörün şehirlere inme ihtimalini tekrar akıllara getirdi. Son günlerde yaşanan saldırılar bu durumun artık ihtimal olmaktan çıkarak pratiğe dönüştüğü yorumlarının yapılmasına neden oluyor.
Kırsal kesimlerde yapılan eylemlerle şehirlerde sivillere yönelik yapılan eylemlerin esasında çok farklı olduğunu dile getiren Prof. Dr. Hasan Köni, "Kırsal eylemler kamuoyunu doğrudan ilgilendirmez. Askere bu şekilde saldırılarda bulunan teröristler genellikle batıda "Özgürlük savaşçısı" olarak da nitelendirilir. Ama sivil halka dokunduğunuzda bu hükümeti de zorlayan bir durum. Görüşmelerde ellerinde koz tutmak için yapıldığı da düşünülebilir" ifadelerini kullandı.
Köni şöyle konuştu: "Bu durum İrlanda'yı hatırlatıyor. İrlanda sorunu çözüldükten sonra bile radikal bir grup eylemlerine devam etti. Devlet ile PKK arasındaki görüşmeler kamuoyu sakinleşince tekrar başlayabilir."
Milli Gazete'ye konuşan Kürt aydın ve siyasetçi Ümit Fırat PKK'nın özellikle demokratik özerklik meselesinden sonra şehirlerdeki eylemlerine hız verdiğini söyledi. Bundaki amacının örgütün şehirlerde otorite sağlamak olduğuna değinen Fırat "Şehirlerin de 1. derecede eylem alanı olarak belirlendiği açık" dedi.
Kürt halkına şimdiye kadar kimsenin "nasıl yönetilmek istiyorsun" diye sorulmadığını söyleyen Fırat, "4 yılda bir kurulan sandıklar da aleni baskılar yüzünden gerçeği yansıtmadı. PKK sert bir otorite kurdu" ifadelerini kullandı.
Amaç Öcalan'ın pazarlık gücünü arttırmak
PKK'nın kara kutusu Şükrü Gülmüş de PKK tarafından şehirlerde düzenlenen eylemlere tepki gösterdi. Gülmüş "Yapılan eylemlerin Öcalan'ın pazarlık gücünü arttırmak için yapıldığını düşünüyorum. PKK Kürtlerin hakkı için değil, Öcalan'ın özgürlüğü için mücadele ediyor. Gelinen süreçte, silahlı eylemlerin hiçbir anlamı kalmamıştır. Değil silah bıçak kullanılmasına bile karşıyım. BDP'nin 3 milyonu aşkın kitlesi var, neden demokratik taleplerini dile getirmiyorlar, her şeyi getirip Öcalan bağlıyorlar. İnsan hayatı her şeyden kutsaldır. Bu tür eylemleri tasvip etmek mümkün değil, şiddetle kınıyorum" dedi.
"Kürt toplumu PKK'ya karşı çaresiz kaldı"
Özellikle 1990'lı yıllarda devletin bölgede asayiş sağlamaktan, adalet dağıtmaktan uzak olduğunu ancak son yıllarda askeri vesayetin çözülerek sivilleşmenin yolunda önemli adımlar atıldığına inandığını söyleyen Fırat, "Şimdi de Kürt halkı üzerinde vesayet kuran PKK halka büyük bir baskı uyguluyor. Toplum kendisini koruyamadığı için ister istemez çaresiz kalıyor" şeklinde konuştu. Son günlerde bazı sol çevrelerde dillendirilen "Ezilen halkların meşru şiddeti" lafının saçmalıktan ibaret olduğunu dile getiren Fırat, "Şiddetin meşrusu olmaz. Bunun ne anlama geldiğini kendileri de bilmiyor. Bu anlayışın Rusya'da, Kambaçyo'da insanları ne hale getirdiği aşikar" dedi.
Saldırılarda insanlık sınırları aşılıyor
BDP Grup Başkanvekili Hasip Kaplan, Ankara ve Siirt'te 7 sivilin hayatını kaybettiği saldırılarla ilgili "İnsanlık, vicdan, insaf sınırları aşılıyor" tepkisi gösterdi. Kaplan, twitter hesabında son günlerde yaşanan saldırılarla ilgili değerlendirmeler yaptı. Kaplan, "Siyasette 'sinirler yay vaziyeti' çözümsüzlük çaresizliğe dönüşüyor. İçerde ve dışarıda bu kadar çok sorun üreten hükümeti kutlamak gerekiyor. BM'de Filistin hüsranı yaşanıyor, KKTC'yi bizden başka tanıyan yok, sondaj, gemi krizi, Suriye vs. derken içeride canlarımız bombalarla yitiyor" dedi. Kaplan, Ankara ve Siirt'teki saldırılarla ilgili ise şunları yazdı: "Kim hangi mantık ve amaçla Ankara, Siirt ve diğer yerlerde rastgele bombalar patlatıyor, BDP kınadı sorumluları bulun diyor. Bir amaç ne kadar kutsalsa kullanılan her araç mubahtır anlayışı kabul edilemez, insanlık vicdan insaf sınırları aşılıyor. Hükümetin ve örgütün bunca görüşme sonrası geldiği nokta, 90'lı yıllara dönüş çıkmazıdır, sorunları şiddetle çözemeyiz."
Ne elde ettik
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile ABD Başkanı Barak Obama arasındaki görüşmeye MHP'den ilk yorum geldi. MHP Genel Başkan Yardımcısı Yıldırım Tuğrul Türkeş her yıl BM toplantılarında liderlerin bir araya gelip öne çıkan konuları görüştüğünü belirterek, "Rutin bir görüşmeden öteye geçmemiş. Ne İsrail ne Filistin bağımsızlığı... ABD, Filistin'in tanınması konusunda 'veto' diyor hala. Şimdi neyi elde ettik" diye sordu.
Türkeş, Başbakan Erdoğan'ın ABD gezisini ANKA'ya değerlendirdi. "Taraftar yandaş basında bile bir başarı sinyali verilmediğine göre çok iyi geçmemiş" yorumu yapan Türkeş şunları söyledi: "ABD müttefikimiz, istihbarat anlaşmamız var. Başbakan ABD'ye giderken yandaş basın 'ABD Başkanının önüne 7 maddelik dosya konulacak' diye yazdı. Son 48 saate döndüğümüzde bir şey görmüyoruz. BM'nin yıllık toplantılarında liderlerin birbiriyle görüşmesi adettir. Bu görüşmelerde öne çıkan konular konuşulur. Obama görüşmesi de rutin bir görüşmeden öteye geçmemiş. Ne İsrail ne Filistin bağımsızlığı... ABD Filistin'in tanınması konusunda 'veto' diyor hala. Şimdi neyi elde ettik." "AKP iktidarı kendisinin 'ustalık dönemi' dediği bu dönemde başını iki elinin arasına alıp izlediği siyasetin istikrarlı olup olmadığına bakmalı. Hergün değişken beyanlarla siyaset yaparsanız hangisinin geçerli olduğu anlaşılmaz. Müşterek Bakanlar Kurulu, sınırların açılması nikâh davetleri derken şimdi ambargoyu konuşuyoruz. Burada mı duracak, yoksa yarın yine tavır değişecek mi bilemiyoruz."


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Kaynak: Cihat Arpacık / Türkiye
Etiketler:



