Marmara depreminin üstünden 11 yıl geçmiş olmasına rağmen deprem tedbirlerinin gerekli düzeyde olmadığına işaret eden Prof. Dr. Görür, "Yapılanlar, yapılması gerekenlerin küsuratı durumunda" dedi.
Doç Dr. Gündoğdu ise "Karşımızdaki tehlikenin büyüklüğünü düşünecek olursak şu ana kadar alınan tedbirlerin yeterli olduğunu söyleyemeyiz" ifadelerini kullandı. Prof. Dr. Ercan da "İstanbul‘daki yapıların sadece yüzde 10‘u tarandı. Yüzde 90‘nın deprem sırasında durumunun hala ne olacağını bilmiyoruz" diyen Ercan, "Yapı taramalarının hızlı bir şekilde bitirilmesi gerekiyor" şeklinde konuştu.
Başbakanlık Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanı Ersoy da "Kamusal hazırlıklar anlamında çok ciddi çalışmalar yapılmış olsa bile insanlarımız hâlâ deprem güvenli konutlarda oturmayı başaramamışsa yapılacak çok işimiz var demektir şeklinde konuştu. Ersoy, "Afet anında ne yapacağını ve komşusuna nasıl yardım edebileceğini bilen bir toplum ve kitleler oluşturmak istiyoruz" dedi.
İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Maden Fakültesi Jeoloji Mühendisliği öğretim üyesi Prof. Dr. Naci Görür, deprem hazırlıklarının yeterli olmadığını belirterek, "11 yılda yapılanlar, yapılması gerekenlerin küsuratı durumunda" dedi. İstanbul açısından bakıldığında ise durumun Anadolu‘dan biraz daha farklı olduğunu belirten Görür, şöyle konuştu: ‘"İstanbul‘da bir deprem alarmı verilmiş ve Marmara Bölgesi büyük bir deprem bekliyor. Bizim yaptığımız araştırmaların sonucu, Marmara Bölgesi‘nde en az 7.2 büyüklüğünde bir deprem olacak. Bu da 2029 yılına kadar herhangi bir anda olup bitecek. Bu gerçek, herkese duyuruldu ve bir alarm verildi. O günden bugüne İstanbul‘da biraz da zoraki bir deprem hazırlığı var. Bugüne kadar 11 yılda yapılan çalışmalar, yapılması gerekenlerin küsuratı durumunda" Şu anda İstanbul genelinde elden geçirilen ve güçlendirilen binaların oranının yüzde 10 civarında olduğunu kaydeden Görür, Marmara Bölgesi‘nde çok yavaş ve sınırlı bir çalışmanın olduğunu belirtti.
4 milyon İstanbullunun akıbeti meçhul
Yetkililerin "İstanbul‘da mevcut yapı stokunun yüzde 60‘ının depreme güvenli olmadığını" söylediklerini hatırlatan Görür, "İstanbul‘da resmi rakamlara göre 1 milyon 600 bin bina var ise demek ki 400 bin bina İstanbul‘da depreme güvenli değil. Yani nasıl bir hasar alacağını bilmiyoruz. 400 bin bina demek, en az 4 milyon insan demektir. Demek ki İstanbul‘da 4 milyon insanın depremdeki akıbetleri meçhuldür. Olay bu kadar ciddi olduğu halde 11 yılda ciddi hiçbir şey yapılmadı" dedi.
Acı hâlâ yüreklerde
Marmara Depremi‘nde hayatını kaybeden binlerce kişi dün çeşitli etkinliklerle anıldı. Depremde 420 personelini kaybeden Gölcük Donanma Komutanlığı‘nda yapılan törende konuşan Deniz Yarbay Gökhan Göktaş, "Felaketin yıldönümünde acıların yeniden tazelendiğini" söyledi.
17 Ağustos 1999 günü gerçekleşen depremde hayatını kaybeden binlerce kişi dün çeşitli etkinliklerle anıldı. Depremde Gölcük Donanma Komutanlığı‘nda meydana gelen yıkımda hayatını kaybeden 420 personel için tören düzenlendi. Deprem Şehitleri Anıtı‘ndaki tören, Donanma Komutanlığı Harp Filosu Komutanı Tümamiral Mücahit Şişlioğlu‘nun anıta çelenk koyması, saygı duruşunun ardından saygı atışının yapılması ve İstiklal Marşı‘nın okunmasıyla devam etti. Deniz Yarbay Gökhan Göktaş, yaptığı konuşmada, depremin üzerinden 11 yıl geçmesine rağmen acıların hafızalarda yeni olduğunu ifade ederek, gönlünü denizlere vermiş 420 Deniz Kuvvetleri personelinin yaşamını yitirdiğini anımsattı.
Felaketin yıl dönümünde acıların yeniden tazelendiğini ifade eden Göktaş, o günlerin yeniden yaşanmaması temennisinde bulundu.
Marmara Depreminde hayatını kaybeden vatandaşların yakınları Serdivan ilçesindeki mezarlığa gelerek yakınlarının mezarlarını ziyaret etti.4 katlı binanın enkazında kızları Bilgen (20) ve Nalan‘ı (14) kaybeden Şahabettin ve Müesser Özen, şehitlikte yan yana yatan kızlarının mezarını ziyaret etti. Anne, kızları için yazdığı özlem dolu şiirleri mezar taşlarına yapıştırarak hasret gidermeye çalıştı. Müesser Özen, 11 yıl geçmesine rağmen acılarının taze olduğunu ifade ederek, ‘‘Çocuklarım öldükten sonra şiir yazmaya başladım. Her yıl yazdığım şiirleri mezar taşına yapıştırıyorum. Çocuklarım öldükten sonra duvarlar arkadaşım oldu, dört duvar arasındayım. Hiç kimseye çıkmıyorum, komşulara bile gitmem. Sürekli Kur‘an-ı Kerim okuyorum‘‘ dedi.
Yapıların yalnızca yüzde 10‘u incelendi
İstanbul Üniversitesi (İÜ) Mühendislik Fakültesi Jeofizik Mühendisliği Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Oğuz Gündoğdu ise aradan geçen 11 yılda depreme karşı bazı tedbirlerin alındığını ifade ederek, ‘‘Karşımızdaki tehlikenin büyüklüğünü düşünecek olursak şu ana kadar alınan tedbirlerin yeterli olduğunu söyleyemeyiz. Buna karşılık, hiçbir şey yapılmadı dersek de haksızlık olur‘‘ şeklinde konuştu. Afete karşı anında mücadele ve sonrasının da çok önemli olduğunu vurgulayan Gündoğdu, bu açıdan bakıldığında da Türkiye‘nin iyi olduğunu, ancak daha iyi hale gelmesinin gerektiğini söyledi.
‘‘Yeryüzü Deprem Kestirme Ağı‘‘ Türkiye Başkanı Prof. Dr. Ahmet Ercan, İstanbul‘daki yapıların sadece yüzde 10‘nun depreme dayanıklı olup olmadığının incelendiğini belirterek, "Yüzde 90‘nın deprem sırasında durumunun hala ne olacağını bilmiyoruz. Yüzde 10‘nun durumu genel olarak çok iç acıcı değil. Yapı taramalarının hızlı bir şekilde bitirilmesi gerekiyor" dedi. 1999 Marmara Depremi‘nde insanların çok acılar yaşadığını, yakınlarını kaybeden insanların hala acılarının taze olduğunu söyleyen Ercan, Deprem Yönetmeliği‘nin değişmesinin çok önemli bir gelişme olduğunu da belirtti. Başbakanlık Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanı Mehmet Ersoy ise "Kamusal hazırlıklar anlamında çok ciddi çalışmalar yapılmış olsa bile insanlarımız hâlâ deprem güvenli konutlarda oturmayı başaramamışsa yapılacak çok işimiz var demektir" dedi. 1999 yılından bu yana, afetlere karşı çok daha dirençli bir toplum oluşturma çalışmalarının kamuoyunda ciddi yankılar bulduğunu ifade eden Ersoy, eskiye göre, yapmak istediklerinin karşılığını çok daha fazlasıyla alabilir bir hale geldiklerini dile getirdi. "Toplumun algısındaki bu değişiklik, ülke olarak belki en önemli kazancımızdı" diyen Ersoy, devlet, sivil toplum kuruluşları ve üniversitelerin bu algının üzerine yapmaya çalıştıkları faaliyetlerin, artık çok daha rahat bir zemin bulduğunu kaydetti.
"Depremden ciddi dersler çıkardık"
Kızılay Genel Başkanı Tekin Küçükali, 17 Ağustos 1999‘da meydana gelen Marmara Depremi‘nden çok ciddi dersler çıkardıklarını, kurumu A‘dan Z‘ye yeniden yapılandırdıklarını bildirdi. Küçükali, AA muhabirine yaptığı açıklamada, hedeflerinin 2015‘te Türkiye‘yi, dünyanın en büyük afet operasyon ve lojistik merkezi yapmak olduğunu belirtti. Kızılay olarak, Marmara Depremi‘nden çıkardıkları ders sonucunda personelden eldeki malzemeye kadar birçok alanda yapılanmaya gittiklerini anlatan Küçükali, şunları kaydetti:
‘‘Elimizde artık eski çadırları bulamazsınız. 250 bin insana yetebilecek yeni çadırlarımız mevcut. Yaklaşık 200 kamyon civarında eski malzemeyi hurdaya çıkararak imha ettik. Çadırın bir üst modeli Mevlana Evlerini kendimiz imal ediyoruz, çevreye de duyarlı olarak kendi dizaynımız olan atık petlerden yapıyoruz. Hammaddesi pet. Bu evler çadırlara göre daha kullanışlı. Bu evler, sıcak, soğuk, yağmur ve fırtınadan koruyacak şekilde hazırlanıyor. Vatandaşlara medeni bir ortam hazırlayan ve her türlü ihtiyacı karşılayabilecek evlerin içinde ranza, tuvalet, banyo bulunuyor.‘‘ Oba evleri adını verdikleri bir başka sistemin de hazırlıklarının sürdüğünü anlatan Küçükali, bunun da Mevlana evlerinin bir üst modeli olduğunu anlattı. Oba evlerinin, ihtiyaç sahibi vatandaşların 10 yıl barınabilecekleri şekilde dizayn edildiğini belirten Küçükali, bu binaların nemden etkilenmediğini, tuvalet, banyo, kilerinin bulunduğunu kaydetti.
"İstanbul‘daki okulların yüzde 75‘i depreme hazır‘‘
Prof. Dr. Ahmet Mete Işıkara, Milli Eğitim Bakanlığı‘nın 2002 yılında okulların gözden geçirilmesi konusunda bir genelge yayımladığını hatırlatarak, İstanbul‘daki okulların yüzde 75‘inin depreme hazır olduğunu söyledi. Marmara Depremi‘nin 11. yıl dönümü etkinlikleri kapsamında Sakarya Üniversitesi (SAÜ) Kültür ve Kongre Merkezinde düzenlenen ‘‘Deprem ve Afet Yönetimi‘‘ konulu panelde konuşan Işıkara, afetlerin normal yaşamı kesintiye uğratarak toplumları etkileyen ve yerel imkanlarla baş edilemeyen, doğa, teknoloji veya insan kaynaklı olaylar olduğunu belirtti. Işıkara, "Binalarının yapısal olarak güçlendirilmesi konusunda en iyi çalışan kurumun Milli Eğitim Bakanlığı olduğunu söyleyebilirim. Yıkılması gereken okullar yıkıldı, yerine yenisi yapıldı ve güçlendirilmesi gerekenler güçlendirildi. Şu anda İstanbul‘daki okulların yüzde 75‘i depreme hazır."





