İsrail işgalinden sonra vatanlarını terk ederek Irak'a yerleşen binlerce Filistinli aile, Amerikan işgalinden sonra ikinci vatanları olan Irak'tan da kovuldular.
Edward Said, Yersiz Yurtsuz adlı kitabında vatansızlık duygusunun oluşturduğu travmalardan hareketle çeşitli analizler yapar. Said, kendi kişisel deneyiminden hareketle oldukça paradoksal ve acı sonuçlara ulaşır, yurtsuzluğun travmatik yansımalarını ele alır. Filistinliler, yani kadim vatansızlar, koca bir halk olarak dünyanın bir parçasından bir diğer parçasına sürülüp durulurken, adeta insanlığımızı sorgulamak için durup yeniden düşünmemiz gerektiğini hatırlatıyor bize. Tanf Kampı'nda gördüklerim, yurtsuzluk ve yurt özleminin yeniden muhasebesini yapmamı, bir halkın kaderine yeniden ortak olmamı ve Filistin meselesini daha derinden idrak etmemi sağladı.
Bütün bunlar içerisinde ise beni en çok etkileyen bu içler acısı görüntüleri ve fotoğrafları vatansız Filistinlilerin yaşadığı Tanf mülteci kampında çektim. Irak ve Suriye sınırında oluşturulan tampon bölgeye yerleştirilen 1200 Filistinli aile bez çadırlarda yaşam savaşı veriyor. ABD'nin Irak'ı işgali sonrasında kendilerine yapılan tehditler sonrasında Irak'tan göç eden Filistinliler, buraya yerleştirilmiş. Çadırlar içerisinde Fırtına, kar, dolu ve yağmur dinlemeden çadırların içerisinde yaşamlarını sürdürüyorlar. Bu insanların hepsi eğitimli insanlar... Kimi doktor, kimi öğretmen, kimi mali müşavir ama vatanları olmayınca bütün bunlar bir işe yaramıyor.
İHH ekibiyle birlikte Tanf kampında da kurban eti dağıtımı yaptık. Burada yaşayan Filistinli çocuklara ceplerimize doldurduğumuz çikolata ve balonları dağıttık. Onların bayram sevincine biraz olsun ortak olmaya çalıştık. Buradaki yaşamları görünce, doğrusu mütevazi olarak gördüğümüz kendi hayatlarımızın aslında ne kadar lüks ve şatafat içinde olduğunu da anladık.
Tanf kampı son ziyaret ettiğimiz kamptı. Dört günlük ziyaretin içerisinde nefes almak ve Şam'ın önemli yerlerini gezme ve görme programları da vardı. Ama maalesef, yoğun program arasında bu mümkün olmadı. Şam'da sadece akşamları çıkabildiğimiz zamanlarda Hamidiye Çarşısı'nı görme imkânımız oldu. En son akşam gelirken ise, İlk ezanı okuyan sahabi Bilal-i Habeşi ile Kudüs Fatihi Selahaddin Eyyubi'nin kabirlerini ziyaret ederek dua ettik.
Dört gün boyunca yoğun programa katılan ve Kurban Bayramı'nı Filistinlilerle birlikte geçiren 10 kişilik ekibimiz dönüşte, manevi bir görevi yerine getirmenin huzuru içerisindeydi. Şam Havaalanı'ndan gece 3.35'de kalkan uçağımız bizi sabah ezanıyla birlikte Türkiye'ye indirdi.
Bir Bayramı da böyle geçirdik.



Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



