Çağrı Yayınları artık yeni bir oluşum içerisinde. Yeni yazarlar ve yeni eserler ile yoluna devam ediyor. Bunlardan biri de Özlem Doğan. Gülistan-ı Aşk romanı ile edebiyatseverlerin büyük beğenisini kazanan Özlem Doğan ilk romanı olmasına rağmen büyük ilgi görüyor. Yeni ve yetkin kalemlere ihtiyaç olduğu günümüz edebiyat dünyasında Özlem Doğan kalıcı bir ses olacağa benziyor.
Özlem Hanım, sanırız Gülistan-ı Aşk sizin ilk romanınız. Roman yazmak gibi büyük bir yükün altına genç yaşta girmişsiniz. Biraz kendinizden bahseder misiniz?
Evet bu benim ilk romanım. Gülistan-ı aşk'ı yazmaya başlamadan evvel, daha çok şiir, hikâyeler ve öyküler yazıyordum. Romanın oluşum aşamasına ilk adım; Sultan Abdülmecid'den de bahsedilen bir sergi yazısını okumamla başladı. Ve Gülistan ile Padişahın Cuma selamlığında göz göze geldikleri sahne dökülüverdi kâğıtlara... Kültür dünyamıza değerli eserler kazandıran Çağrı Yayınları'yla görüşerek Gülistan-ı Aşk'ı kitap dünyasıyla buluşturduk.
Romanınızda bahsi geçen padişah Abdülmecid'in aşkından bahsediyorsunuz. Sizi Abdülmecid hakkında böyle bir aşk romanı yazmaya iten ne oldu acaba?
Sultan Abdülmecid padişahlar arasında yakın zamana kadar hayatı pek bilinmeyen, sarayın gizemli yüzünde kendi hassas kişiliğinde saklı kalmış bir padişah... Beni bu romanı yazmaya sevk eden en önemli sebeplerden biri de; hayatını araştırdıkça, gerçekten çok etkilendiğim bu zarif sultanın tüm sevap ve günahlarına rağmen iyi niyetinin anlaşılmasını istememdir... Son derece naif, duygusal ve belki de kadınlara karşı yumuşak başlı ve aşırı anlayışlı davranmasının getirdiği yanlışlarla, hatalı adımlar atan ve o dönemin paşalarının kendisinden görünmez bir biçimde daha güçlü olduğunu fark eden ve günden güne hastalığına teslim olan bir padişahı, "elemlerin padişahı"nı anlatmak istedim...
Padişah Abdülmecid'in bir Türk kızına aşık olmasının gerçekte payı var mı acaba? Çünkü bilindiği gibi çok fazla Türk kızlarıyla evlenmezlerdi padişahlar. Anlatılan hikâyenin gerçekliği ne kadar?
Padişahlar, II. Osman ve Sultan Abdülmecid istisna olmak üzere, Türk kızlarıyla evlenmediler. Bu husus Dr. Erhan Afyoncu'nun kitabında yer almaktadır. Buradan yola çıkarak denilebilir ki; Sultan Abdülmecid Türk kızıyla evlenmiştir, bu yönden bakılırsa gerçeklik payı vardır. Anlatılan olaylara değinilirse hepsi o dönemde -şu veya bu şekilde- vuku bulmuş hadiselerdir. Romanda kurgu olan tek şey Gülistan karakteridir...
Romanınızda bahsi geçen hikâyenin bir kadın gözüyle anlatılması daha içten bir anlatım kazandırıyor. Kadının duygularının daha iyi işlenmiş olması romanınızı oldukça ilgi çekici hale getiriyor. Neler düşündünüz romandaki kadın duygularını yazarken?
Her ne kadar Gülistan kurgu bir karakterse de, elbette o karaktere hayat veren benim duygularımdır. Gülistan'ın olaylar karşısında verdiği tepkileri kendimi onun yerine koyarak yazdım. Buna içtenlikle kurgusallaştırılmış bir karakter de diyebilirsiniz. Evet! Belki ilk romanım ama Gülistan'ın yerinin ben de her zaman ayrı olacağına inanıyorum. Genellikle cesaret erkeklere özgü bir kavram olarak lanse edilir ama Gülistan'da o dönemde yaşayan bir genç kız olarak oldukça cesaretli adımlar atıyor aşkı için.
İmkansız bir aşk hikâyesi var romanınızda. Günümüzde böylesi içten sevgiler yerle bir olmuş durumda. Bu zamanda bulunup zamana uzak bir roman yazmak nasıl bir duygu. Ya da şöyle diyeyim: Nereden aklınıza geldi bu imkânsızlık?
İnsan imkansızı ister, imkansızı sever denir ya, ben de romanımı sanırım biraz bu minval üzere kurguladım. Şimdiki aşkların sıradanlığı, basitliği içinde gerçek olan hiçbir duygunun bulunmayışı, gözyaşı döktürecek hiçbir duyguya yer vermeyecek kadar aşk kelimesini örselemişliğimiz kalemimden bu satırların dökülmesinin nedenidir. Aşk zaten imkansızsa aşktır. Ulaşılabilmiş bir sevda artık ne derece aşktır bu da ayrı bir tartışma konusu.
Romanda vermek istediğiniz mesajı öğrenebilir miyiz?
Bittim dediğimiz anda bile umut vardır. Yeter ki sevginin kıymetini hakkıyla bilip onu incitmeden temiz duygularla bir mücevheri gözetir gibi koruyalım.
Sizin daha öncede bir şiir kitabınızın olduğunu biliyoruz. Romandaki şiirsel dilin şairliğinizle bir alakası var mı?
Çok klişe bir söz olacak belki ama çocukluğumdan beri şiir yazıyorum... Ve şiirin yeri bende apayrıdır... Bazen duygularınızı dile getiremediğiniz anlarda sizi anlatan iki satır şiir "Evet! Benim ruh halimi yansıtıyor" dedirtir. Bu yüzden romanımda da şiire yer vermeyi tercih ettim...
Siz Gülistan mısınız? Kendinizi Gülistan'ın yerine koyduğunuz anlar çok oldu mu acaba?
Sultan Abdülmecid'in zarif kişiliğinden etkilendiğim muhakkak. Onu ilk olarak yağlı boya tablosunda gördüğüm zaman, gözlerindeki hüzünlü ve bir o kadar asil bakışlarını hissederek Gülistan'ı kurguladım... Gülistan her ne kadar hayali bir karakter olsa da duygularını yönlendiren benim. Sinema ya da dizilerde de bunu çok müşahede ettiğim anlar oldu. Kötü bir karakteri canlandıran bir oyuncu bile, o karakter adına konuşurken, aslında onun da iyi taraflarının olduğunu, hayatta yaşadığı olaylar sonucu yanlışlara düştüğünü söyleyerek rolüne sahip çıkar. Romanda da böyle bence. Karakterler fark gözetilmeden yazarı tarafından benimseniyor. En azından kendi adıma bunu söyleyebilirim...
Tarihi roman yazmak zor ve bilgi, birikim gerektiren bir iş. Siz bu romanı yazarken neler düşündünüz? Altından kalkamayacağınızı düşündüğünüz anlar oldu mu?
Romanımı yazarken şunu düşündüm; Görsellerle veya gençlerin ilgisini çekecek anlatımlarla oluşturulmuş her türlü dökümanın tarihi sevdirerek öğretebileceği kanaatindeyim... Tabi şunu da unutmamak gerekir; Tarihî roman yazmak kapsamlı bir araştırma gerektirir... Her ne kadar romanlar ciddi bir tarih kitabı değilse de, okuyuculara yanlış ya da eksik bilgi vermekte hata olur... Ben henüz yolun başında bir romancı olarak, yoğun araştırma ile birlikte yazımı devam ettirdiysem de, hata yapmaktan imtina ettiğim için bazı zamanlar bu konuyu seçmiş olmaktan dolayı tereddüde düştüğüm anlar oldu... Varsa, eksikleriyle birlikte romanımla alakalı takdir okuyucunundur...
Bir hakkı teslim etmek gerekiyor ki zevkle ve bir çırpıda okunacak bir roman vücuda getirdiniz. Örnek aldığınız romancılarınız var mı?
Güzel düşünceleriniz için teşekkür ederim... Birçok kıymetli romancımızın eserlerini takip ediyorum fakat Prof. Dr. İskender Pala Hocamızın yeri bende her zaman farklıdır...
Yeni bir çalışmanız var mı roman konusunda. Neler yapmayı düşünüyorsunuz bundan sonra?
Bitirmek üzere olduğum bir çalışmam var. Yine aşkın ihtişamıyla sarsılan iki ayrı yüreğin hikâyesi. Fakat bu sefer daha güncel ve siyasi tarafları olan, "taraf" olan iki genci anlatan bir roman. Bundan sonra romanlarımı yazmaya ve okuyucuların takdirine sunmaya devam edeceğim inşallah.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Kaynak: MEHMET AKİF ADIVAR / Türkiye
Etiketler:



