Mescid-i Aksa'nın hedef olduğu kuşku götürmez. Amaç da, İsrail'in Süleyman heykelini inşa etmesi için Aksa'yı yıkmak.
Buradaki mesele sadece, uluslararası hukukla Yahudi iddiaları arasında nasıl bir uzlaşmanın sağlanacağı. Görünen o ki, bütün dünya Yahudi iddialarının tehlikelerini göz ardı ediyor. Yahudilerin iddiaları doğru olsa bile, dünya niçin Mescid-i Aksa'nın Hz. Muhammed'in göğe yükseldiği yer olduğuna dair Kuran-ı Kerim'de yer alan rivayeti görmezden geliyor? Mescid-i Aksa Müslümanlar için kutsaldır.
Aksa Müslümanların ilk kıblesidir. Müslümanlar Aksa savaşında yenilirse Kabe savaşında da yenilgi kesin demektir. Zira Siyonist açgözlülük ve Amerikan hegemonyası bu noktada durmayacaktır. Dünya İsrail'in Aksa'ya saldırısını tek bir sebeple görmezden geliyor. Bu sebep, Aksa'nın Müslümanlar için ne kadar kutsal veya İsrail'in heykelle ilgili rivayetinin ne kadar doğru olduğuyla değil, Siyonist lobinin Amerikan karar alma organlarındaki gücüyle ilişkili. Bu durum Washington'ın gücünü ve kozlarını, Araplar ve Müslümanlara karşı İsrail lehine kullanmasına yok açtı. Acaba sıra Kabe'ye geldiğinde bu denklem değişir mi?
Bazıları İsrail'in Aksa'yı hedef almasının, buranın Filistin'in parçası olmasından kaynaklandığını düşünebilir. İsrail bütün Filistin'i istiyor ve heykel hikâyesinin amacı da Aksa'nın Müslümanlar nezdindeki kutsallığını bitirmek. İsrail Mescid-i Aksa'ya yönelik propagandası kapsamında daha önce de siyasi yönü dini yöne baskın kılmaya çalıştı. İşin aslı şu ki, İsrail Müslümanların inancını, sembollerini ve kutsallıklarını hedef alıyor. (Londra'da Arapça yayımlanan Hayat gazetesi, eski Mısır dışişleri bakan yardımcısı, 27 Mart 2010)
(ABDULLAH EL EŞAL / RADİKAL)


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



