Millî Görüş Lideri ve 54. Hükümetin Başbakanı Prof. Dr. Necmettin Erbakan'ın da konuk olduğu 'Fark Var Gençlik Gecesi'ne Saadet Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Numan Kurtulmuş, Saadet Partisi İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Prof. Dr. Mehmet Bekaroğlu ile birlikte İslam dünyasından konuklar ve çok sayıda partili iştirak etti.
TV 5'ten naklen yayınlanan programda, Prof. Dr. Necmettin Erbakan ile Prof. Dr. Numan Kurtulmuş'un salona girmesi ile birlikte katlanarak büyüyen coşku görülmeye değerdi. "Fark var, Saadet var" pankartlarının açıldığı salonda, "Başbakan Kurtulmuş", "Efsane Başbakan Necmettin Erbakan", "Millî Görüş iktidara" sloganları atıldı. Yurtiçi ve yurtdışından ses sanatçılarının verdiği konserler geceye renk katarken, İslam dünyasından gelen misafir devlet ve düşünce adamlarının "Millî Görüş" ile ilgili konuşmaları büyük alkış aldı. Gecede, 'Grup Nasihat' isimli rap gurubu da bir konser verdi.
3'üncü Şahlanış Hamlesi
Millî Görüş 40'ıncı Yıl Gençlik Gecesi'nde konuşmasına selam, dua ve teşekkürle başlayan Millî Görüş Lideri Prof. Dr. Necmettin Erbakan, "Bu muhteşem gecede aşkımızı, azmimizi coşturup, Millî Görüş'ün Türkiye'miz ve bütün insanlığı kurtarmak için yürütmekte olduğu '3'üncü Şahlanış Hamlesi'ni yapıyoruz" dedi. İnsanın eşrefi mahlukat olduğunu ifade eden Erbakan, "Hz. Adem'den (A.S.) beri hak ve batıl vardır. Bir biriyle mücadele etmektedir. Kıyamete kadar da bu böyle devam edecektir. Hak, her şart altında doğru olan şey demektir. Batıl ise, her şart altında yanlış olan şey demektir. Saadet'e ancak Hakkın Hâkimiyeti ile ulaşılabilir. Batılın hâkim olduğu yerde, saadet olmaz. Zulüm olur" şeklinde konuştu.
Millî Görüş'ün ilk büyük şahlanışının 14 Ekim 1969'da olduğunu hatırlatan Erbakan, ikincisinin ise 25 Aralık 1995'te Refah Partisi ile gerçekleştiğini vurguladı. Şimdi Saadet Partisi olarak Üçüncü Şahlanışı yaptıklarını söyleyen Erbakan, "Her sefer sıfırdan başlayıp, en büyük parti olmak 40 yıllık tarihinin de gösterdiği gibi Millî Görüşün adeta mesleği olmuştur. Şimdi Millî Görüş tarihinin üçüncü şahlanışını yapıyoruz. 3 adımda en büyük parti olup, tek çare olan Millî Görüş ile Türkiye'nin ve insanlığın kurtuluşuna vesile olacaktır İnşallah" diye konuştu.
İddia ve irade sahibi bir gençlik
Saadet Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Numan Kurtulmuş, ülkeler açısından gençlerin önemine değinerek, "Sevgili Millî Görüşçü gençler, bir ülkenin en önemli varlığının, topu tüfeği ve ekonomisi değil, kendisine güvenen, medeniyetine güvenen inançlı evlatları olduğunu sizler ispat ettiniz. Her biriniz 'ben varım ve ben varsam Yeniden Büyük Türkiye kurulacaktır' dediniz. Sevgili gençler, ne garip tesadüftür ki bugün 28 Şubat 2009. 28 Şubat 1997, Türkiye'nin tarihinde bugün o sürece destek verenlerin bile yanlış yaptık dedikleri bir süreçtir. Ancak onlara Basra harap olduktan sonra pişmanlığınızın ne faydası var diyoruz. Türkiye'de maalesef belli aralıklarla siyasete müdahaleler oluyor. Bütün sosyolojik tabanı olan partiler bir bir yok edildi. Darbeler, bu milletin yoksullaşması ve geri kalmasıyla neticelendi. Ancak 28 Şubat tüm darbelerden daha katıydı ve Türkiye'nin sosyolojisine müdahaleydi. O zamanlarda şehy efendi diye millete yutturmaya çalıştıkları kişiler şimdilerde esrar tüccarlığından gözaltına alınıyor. O dönemin tüm figürleri çıkıp itiraflarda bulunacaklar. Bu senaryolarla neler yapıldığını hep beraber gördük. Binlerce kızımız üniversitelerden kovuldu, binlercesi ekmeğinden oldu. Binlercesi gözaltına alındı. Tüm bunlar Türkiye'nin rotasını değiştirmeye yönelikti. Ülkenin yolunu çevirdiler ve önünü kestiler. Türkiye'nin en büyük partisi iş başından uzaklaştırıldı. Türkiye'nin demokrasi tarihi Erbakan'ı ve Refah Partisi'ni onur ve hayırla yâd edecektir. Dönemin Başbakanı Erbakan, sonuna kadar direndi, halkın kendisine verdiği emaneti sonuna kadar korudu. Ancak hükümet, koalisyonun hançeri ile ordunun namlusu arasında sıkıştırıldı. Artık inşallah Türkiye'de bir daha 28 Şubatlar olmayacak. Herkes hatasını anladı. Bunları geçmişi kurcalamak için söylemiyorum. Birincisi, bundan sonra Saadet Partisi'ni herhangi bir ortağa muhtaç etmeden tek başına iktidara getirmek gerekiyor. Hocamızın o süreç içinde sonuna kadar direndiğini biliyoruz. Sayın Erbakan o süreçte kendisine yapılan büyük haksızlıklara rağmen milleti badirelere sürükleyecek, milletin güvenliğine halel getirecek hiçbir şey yapmadı. Hocamız, 'Refah Partisi'nin kapatılması bir nokta mesabesinde bile değildir' diyerek, milletin güvenliğini korudu. İşte o sözün ne olduğunu şimdi anlıyoruz. Sayın Erbakan, kan kustu, 'kızılcık içtik' dedi ve milleti badirelerin içine atmadı. Sayın Erbakan, aziz milletimiz adına, büyük sabır ve mücadelenizden dolayı bir kez daha size teşekkür ediyoruz" dedi.
Kurtulmuş, gençliğin problemlerine de değinerek, "Türkiye'de bugün 15-29 yaş grubunda 20 milyon gencimiz var. Ancak bu kadar büyük söze ve siyasi polemiklere rağmen maalesef gençlerimizin durumu göz önüne alındığında yol alınamadığını görüyoruz. Henüz Türkiye'de nüfusun tamamına ilkokul çağında eğitim verecek bir siteme sahip değiliz. Mevcut eğitim sistemi, 15 yaşındaki gençlerin yüzde 32'si okuduğunu anlamıyor, yüzde 52'si ise basit problemleri bile çözemiyor. Türkiye'de eğitimde fırsat eşitliği hâlâ yok ve İmam-Hatip ve meslek liselerinin önüne engeller konmaya devam ediyor. Gençliğimizin büyük bir kısmı işsizdir. İş yok, aş yok, sağlık güvencesi yok, söz hakkı yok, özgürlük yok ve bir de utanmadan 'Türkiye'nin geleceği gençlerdir' diyorlar. Sadece sandıkta gençleri hatırlıyorlar. Gençler sadece oy deposu değil, bu memleketin istikbal umududur. Tüm darbeler bu memlekette gençlerin depolitize edildiği bir süreç başlatmış ve gençler politikadan soyutlanmıştır. Çünkü gençlerin paydaş olduğu bir memlekette zorbalar asla işbaşında olamazlar. Türkiye'de gençlerin sadece yüzde 5'i siyasetle aktif olarak ilgileniyor. Ancak şükürler olsun ki Millî Görüş gençliği var. Türkiye siyasetinin geleceğine sizler damga vuracak ve yanlış gidişata siz dur diyeceksiniz. Çünkü gelecek umudu olan gençlik ancak dünyaya yön verir. Çünkü hedefi olan gençlik sizsiniz. Şayet gençlikten şikâyetçiyseniz, o zaman Millî Görüş Gençliği modelini Türkiye'de yaygınlaştırmak zorundayız. Yeni bir genç tipinin nasıl olması gerektiğini şöyle özetleyebiliriz: İnançlı olan genç adamdır. Ahlaklı olan, bilgili, hikmet sahibi, irfan sahibi, özgüven sahibi olan bir gençtir Türkiye'nin ihtiyaç duyduğu gençlik. Medeniyetine sahip çıkan iddia ve irade sahibi olan, eylem ve aksiyon sahibi bir gençliktir. İşte bu gençlik Millî Görüş gençliğidir. Allah sayınızı arttırsın. Bu gençler yetişmesin diye politikanın dışına itiyorlar. Gençleri günübirlik meselelerin içine sokuyorlar. Gelecek umutsuzluğunun içine sokuyorlar. Bunları planlı olarak yapıyorlar. Türkiye'nin ekonomik yapısını bozup milleti ekmeğe muhtaç hale getiriyorlar" şeklinde konuştu.
Mücadele devam edecek
Saadet Partisi İstanbul İl Başkanı Sadrettin Karaduman da, mücadelenin asla durmayacağına vurgu yaparak, "İflas eden, yenilen medeniyet Batı medeniyetidir. Bizim medeniyetimiz dimdik ayaktadır. Biz, yeni bir dünya kurmak için varız. Sürekli yeni program ve projelerle halkımızın karşısındayız. Son bir buçuk ay içinde, çeşitli ve kapsamlı çalışmalarımızı yoğunlaştırdık. Hepimiz de biliyoruz ki Telaviv'in de, Brüksel'in de, Washington'un da gözü kulağı buradadır. Büyük mitinge hazırlanıyoruz. Yeniden Çağlayan'da, en anlamlı mesajlar vereceğiz. Şimdiden büyük bir heyecanla o tarihi bekliyoruz. Bizler onur ve şerefle taşıdığımız bu gömleğin bir tek düğmesini dahi feda etmeyiz. Biz ölene kadar Millî Görüşçü olmaya yemin etmiş bir gençliğiz. Sevgi medeniyetini ve gerçek hak medeniyetini hâkim kılana kadar bu mücadeleye devam edeceğiz" dedi.
Zaferimiz kutlu olsun
Saadet Partisi Gençlik Kolları Başkanı Atik Ağdağ ise, "Eğer gençler Millî ve manevi değerler çerçevesinde yetiştirilmezlerse, gençlik o devletin gücü olmaktan çıkar bir tehdit olur. Bu açıdan, Millî Görüş gençliği sadece Türkiye'nin değil, tüm dünya mazlumlarının sesi ve aydınlık günlerin habercisidir. Yeni bir dünya Millî Görüşçü gençler tarafından kurulacak" ifadelerini kullandı. Saadet Partisi İstanbul Gençlik Kolları Başkanı Hüseyin Terzi de, "Bizler çabalarımızı ortaya koydukça, emperyalistlerin nefesi kesilecek ve mazlumlar hayat bulacak, yeni bir dünyanın da temelleri atılacaktır. Bizler burada olduğumuz müddetçe zalimlere rahat yok. Söz veriyoruz, Millî Görüş bayrağını asla yere indirmeyeceğiz. 29 Mart zaferimiz şimdiden kutlu olsun" şeklinde konuştu.
İstanbul medeniyetin başkenti
Saadet Partisi İstanbul Belediye Başkan Adayı Mehmet Bekaroğlu ise şöyle konuştu: "Millî Görüş, insanlığın tarih boyunca devam eden adalet arayışının bu coğrafyadaki adıdır. Millî Görüş bir medeniyetin adıdır. Millî Görüş bu coğrafyadan başlayarak bütün insanlığın özgürlüğü için mücadele eder ve bağımsız bir harekettir. Millî Görüş hareketinin önemini kavramak için, bir süreliğine devre dışı bırakıldığı dönemde neler olduğuna bakmak gerekir. 28 Şubat'tan sonra neler olduğuna bakmak gerekir. 28 Şubat bu milletin önünün kesilmesinin adıdır. 28 Şubat bu ülkenin dünya neo-liberal hareketine eklemlenme sürecinin adıdır. Millî Görüş'ün devre dışı bırakılmasından sonra olaylara şöyle bir göz atalım. O darbe, bir milletin takatten kesilmesiydi. 2001 krizi ve ondan sonra olanlara bakınız. Anadolu, insanları geçindiren topraklar olmaktan çıktı. İnsanımız geçinemez hale geldi ve büyük şehirlere aktı. Eğer 28 Şubat olmasaydı, bu milletin malı kimseye peşkeş çekilmeyecek ve halkımız sadakaya muhtaç hale gelmeyecekti. Bu halkın varlıkları elden çıkarıldıktan sonra şimdi sıra belediyelere ve belediyelerin mal varlıklarına gelmiştir. Bu böyle devam ederse İstanbul'dan başlanarak kamunun malları elden çıkarılacak ve belediyelere bağlı mallar ve kurumlar satılacak. İstanbul'u kültür başkenti yapacağız diyorlar. Gülüp geçmek lazım. Bu İstanbul'a az gelir. İstanbul medeniyetin başkentidir. Yeter ki gölge etmesinler. Yeter ki İstanbul'u bozmasınlar. Şimdi Millî Görüş ayaktadır. Onlar ürkmeye başladı çünkü Millî Görüş biz bu ülkeyi sattırmayız, biz bu ülkenin vicdanıyız diyor. Bu milletin vicdanı ayakta durdukça bu millete hiçbir şey yapamazlar. İstanbul üzerine konuşmak Millî Görüş şuuru ister. İşte biziz o. Bu coğrafya için kalbi çarpanlar bizleriz. Bu medeniyet başkentine belediye başkan adayı olmak bana bir şereftir. Bana bu imkânı sağlayanlara teşekkür ediyorum. Elbette İstanbul'u alacağız. Elbette Türkiye'yi yönetmeye başlayacak ve bu talanı durduracağız. Bu yoksulluğu bitireceğiz. Çünkü Millî Görüş kimsenin onuru kırılmadan bütün insanlığın hak ve hukukunu garanti eden bir harekettir. Benim söylediklerim seferle ilgiliydi. Zaferi inşallah Rabbim nasip edecek" dedi.
Fark var, Saadet var!
Kurtulmuş, 8 yıldır Türkiye aynı modelle yönetildiğine dikkat çekerek, "2000 yılının başından itibaren Türkiye'de 17. IMF protokolü imzalandı ve Türkiye'ye deli gömleği giydirildi. Memurun, sanayicinin, esnafın ve halkın alım gücü azaldı ve tezgâhı dağıldı. Herkes ve her şey borçlu hale getirildi. Devlet, belediye, özel sektör ve şahıslar borçlu. Yani önce bu milletin gençlerinin gelecek umudu borçla ipotek altına alınıyor ve tezgâhı dağıtılıyor. Buna da güçlü ekonomiye geçiş diyorlar. AKP ise Kemal Derviş'ten aldığı modeli aynen devam ettiriyor. Başbakan 'ümüğümüzü sıkarlarsa imzalamayacağız' diyor. Ancak nefesinizi kestiler hala IMF'den vazgeçmiyorsunuz. 'Saadet Partisi var diye IMF ile anlaşma yapmayacağız' diyorlar. Herkes akın akın Millî Görüş'e geliyor diye bunu söylüyorlar. Büyü bozuldu, Saadet'in yükselişi iktidar partisinin ve başbakanın kimyasını bozdu diyorlar. Bizim amacımız bağcıyı dövmek değil üzüm yemektir. Biz diyoruz ki, IMF ile anlaşma imzalamazsanız sonuna kadar arkanızdayız. Diyoruz ki, IMF anlaşmasını ola ki seçimden sonrasına bırakır ve bu milletin malını mülkünü kurda kuşa yem etmeye kalkışırsanız iki elimiz de yakanızdadır, nefesimiz ensenizdedir. 'IMF ile anlaşmayız' diyorlar, ancak bir şey yapmıyorlar. Yapar gibi yapıp yapmıyorlar. Hükümetin bakanları Türkiye'nin İsrail ile stratejik ilişkileri artarak devam edecek diyorlar. Başbakan, bu milletin bilmediği bir şeyler varsa çıkıp açıklasın. Bu stratejik ilişkiler nedir ve niçin artacak? Millet anayasayı değiştirin diye oy veriyor, yapmıyorlar. Yerli ve küresel statükonun emrine giriyorlar. Oy almaya gelince maksimum oy alıyorlar, hizmete gelince minimum hizmet veriyorlar. Bunlar milletin istediği değişiklikler yapılsın diye iktidara geliyorlar. Ancak bunlar ben değiştim demekten bir türlü statükoyu değiştirmeye terfi edemiyorlar. Siz yüzde 47 ile bedel ödemeyeceksiniz de bu milletin yoksul evlatları mı bedel ödeyecek? Değiştim diye iktidara geliyorlar ama diz çöküyorlar. Milletin iradesiyle geliyorlar ama dışa bağımlı hale geliyorlar. Çözüm için geliyorlar, kavga üretiyorlar. CHP ve AKP kayıkçı dövüşünde. CHP irtica diyor, AKP ise oyları bölmeyin yoksa CHP gelir diyor. Bu soğuk savaş dilinden artık vazgeçilmelidir. Siz eğer, 1960 model çatışmacı siyaset üslubunu kullanacak idiyseniz niye bu milletin önüne çıktınız da biz bunu değiştireceğiz dediniz. Siz değişimi de ayağa düşürdünüz. Emeği, ekmeği, adaleti, onuru, başörtüsünü, vicdanı ve en son sadakayı da ayağa düşürdünüz. Sevgili genç kardeşlerim, şimdi yeni ve farklı bir sese ve siyasete ihtiyaç var. Şimdi yeni ve farklı bir çıkışa ihtiyaç var. Şimdi yeniden Millî görüşe ihtiyaç var. Sevgili gençler, seçime bir aylık bir süre kaldı, muktedir bir siyasetin adresi olarak bu memlekette iktidara yürümek için canla başla çalışacağız ve fark var, Saadet var diyeceğiz. Çünkü iddia ve irade sahibi olan biziz. Yeniden büyük Türkiye'yi kuracağız diyen başka kimse yok. O zaman çalışmak size düşüyor. İddia sahibine toplama, ihtiras sahibine ise dağıtmak düşer. Biz bu milletin dağılan parçalarını toparlamak üzere geliyoruz. Vermeyene vermek, sevmeyeni sevmek, gelmeyene gitmek büyüklük alametidir. Kime oy vermiş olursa olsun, herkesi Saadet Partisi'nin bayrağı altına çağırıyoruz. Saadet Partisi yerli ve Millîdir, antiemperyalisttir, özgürlükten ve adaletten yanadır, maneviyatçıdır. Bu koordinatlarda herkesi buraya bekliyoruz. Biz milletin emanetini kutsal saydık. Caymadık, yılmadık, yolumuzdan dönmedik. İhanet etmedik ve sözümüzden geri durmadık. Yolunu şaşırıp milletten uzaklaşıp milleti yarı yolda bırakmadık. Haksızlığa boyun eğmedik ve milletin safında durduk. Şimdi, bir defa daha haykırıyoruz. Yanlış yapanla doğruyu söyleyen arasında bir fark var. Saadet kadar fark var. Bu farkı millete anlatma zamanıdır. Fark var, Saadet var. İktidarda bulunmakla muktedir olmak arasında fark var. Milletin dilini bilmekle milletin dilini anlamak arasında, omurgalı siyasetle ilkeli siyaset arasında, çatışmacı siyasetle yol gösteren siyaset arasında, maddecilikle manacılık arasında, tahakkümle özgürlük arasında, sömürüden yana olmakla adaletten yana olmak arasında, küresel güçlerin borazanı olmakla yeni bir dünya kurmak arasında, zalimin yanında yer almakla, mazlumdan yana olmak arasında, teslimiyetçilikle yeniden büyük Türkiye ideali arasında fark var, Saadet var! Rant belediyeciliği ile hizmet belediyeciliği arasında, mazeret üretmekle sorun çözmek arasında, yolsuzluğa bulaşmakla yolsuzluğa göz açtırmamak arasında, sana rağmen verilen kararla senin verdiğin karar arasında, sorunsuz yönetimle sorumluluk sahibi arasında fark var, Saadet var!" ifadelerini kullandı.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:




