Bilgin ayrıca "Hüsnü Mübarek‘in Arap devrimleri neticesinde devrilmesi İsraili eski siyasetini devam ettirme hususunda büyük endişelere sevk etti.

Zira, İsrail önümüzdeki yeni ‘Arap Baharı‘ döneminde kendisine karşı oluşturulması muhtemel gözüken bir Arap blokundan korkmaya başlamıştır. Bu durum ise İsrail‘i daha da hırçınlaştırmakta ve şiddete sevk etmektedir. Dolayısıyla, Türk Hükümetinin, İsrailin şiddet kullanma ihtimalinin yüksekliğini göz önüne alarak gönderilecek olan ikinci Mavi Marmara Konvoyu konusunda gerekli tedbirleri alması elzem bir durumdur. 2010 Haziranında şehit edilen 9 masumun kanı henüz kurumamışken ve bunun hukuki ve siyasi hesabı sorulamamışken, İsrail‘in ikinci defa girişeceği bir başka şiddete ne Aziz Türk Milletinin ve ne de İslam dünyasının sessiz kalmayacağı ve çok şiddetli bir tepki vereceği gerçeği Tel Aviv‘e anlayacağı dilden açık seçik anlatılmalıdır."dedi.

Yeni bir katliam yaşanır mı korkusu

Hamas ile El-Fetih‘in uzlaşmasıyla başlayan süreç İsrail, Golan tepelerinde 40 kişiyi katletmesiyle iyice gerginleşti. Bu gergin ortamda yola çıkacak  2. Mavi Marmara filosunun akıbetinin ne olacağı insanları endişeye sevk ediyor. İsrail‘in şiddet dilinden vazgeçmemesi endişeleri arttırıyor. Ortadoğu uzmanlar ise uyarıyor.

Batı‘nın ne yapacağı belli olmaz

Ortadoğu‘da yaşanan gelişmelerin perde arkasına bakılması gerektiğini ifade eden Mahalli Haziran‘da yola çıkacak yeni yardım filosuna İsrail‘in yeniden saldırabileceğini söyledi. Mahalli, "İsrail yeniden bu filoya saldırabilir. Çünkü daha önce yaptığı bütün katliamlarda, hiçbir bedel ödemedi. ABD, AB ve BM İsrail‘in arkasında durdu. BM Genel Sekreteri Ban-Ki Moon Mavi Marmara katliamını araştırmak için bir soruşturma komisyon kurdu. Komisyon raporunu 2010 Eylül ayından açıklayacaktı, açıklamadı. İleri bir tarihe erteledi. Niye? ABD ve İsrail istemiyor da ondan. Cenevre‘deki Birleşmiş Milletler komisyonu, İsrail‘in uluslararası sularda Mavi Marmara‘ya karşı gerçekleştirdiği saldırıyı uluslararası hukukun ihlali olarak değerlendirdi. Bu bile İsrail‘i çileden çıkardı. ABD bu kararı hemen veto etti. AB‘de karşı çıktı. Böyle bir durumda İsrail neden yeniden saldırmasın ki. Obama İsrail 1967 sınırlarının öncesine çekilmeli dedi. Üç gün sonra ben yanlış anlaşıldım diyerek durumu düzeltmeye çalıştı. Obama‘nın bu açıklamasının ardından, ABD‘ye giden Netanyahu kongre de 20 dakikalık bir konuşma yaptı. Kimse bizden 1967 sınırların öncesine dönmemizi isteyemez dedi. 25 dakika ayakta alkışlandı. Dua edin İsrail Türkiye‘ye saldırmıyor." dedi.

Amaç göz dağı vermek

67 savaşının yıl dönümünde Arapların gösterdiği tepkinin normal olduğunu belirten Ortadoğu Uzmanı Mustafa Özcan İsrail‘in tepkisinin bu denli sert olmasının altında başka gerekçilerin bulunduğunu söyledi. Özcan "1967‘de Araplar en büyük toprak kaybını yaşadılar. İsrail Golanı, Sina‘yı, Batı Şeria‘yı ele geçirdi. Araplar bu günü "Nekbe" yani büyük felaket olarak anıyor. Suriye daha önce bu tip anmalara izin vermezdi, ama yaşadığı iç karışıklık nedeniyle, krizi dışa ihraç etmek için gösterilere izin verdi. İsrail‘de bu gösterileri fırsat bilerek, çok sert müdahale etti. Daha yumuşak davranabilirdi, örneğin plastik mermi kullanabilirdi ama, bunu yapmadı. İsrail‘in buradaki amacı farklı. Göz dağı vermek istiyor. Seçimlerden sonra yeni bir filo İsrail‘e doğru yola çıkacak. Şimdiden korku ve telaş içindeler. İşte İsrail aba altından sopa gösteriyor. Dokunanı yakarım demek istiyor. Temkinli ve dikkatli olmak  lazım. İsrail‘den her şey beklenir." değerlendirmesinde bulundu.

"İntikamın başlangıcı"

Bölge de tansiyon her geçen gün yükseliyor. Fanatik Yahudiler gece geç saatlerde Ramallah da bir camiyi kundakladılar. Filistin yönetimi yetkilisi Gassan Douglas da yerleşimcilerin beraberlerinde çok sayıda lastik getirerek, bunları caminin etrafına dizdiklerini ve sonra ateşe verdiklerini kaydetti. Caminin ve içindeki eşyaların yangın nedeniyle büyük ölçüde hasar gördüğü belirtilirken, cami duvarlarına İbranice yazılan yazılar arasında, "İntikamın Başlangıcı" yer alması dikkat çekti.

Muhabir: Haber Merkezi