Orta Doğu ve yakın coğrafyamızda yaşanan son gelişmeler, İsrail ile olası bir sürtüşme hali, Askeri savunma sanayinin durumunu gündeme taşıdı. Yerli ve Milli bir savunma yapısından uzak olan, daha çok ABD, İsrail ve Almanya‘dan silah ihraç ederek savunma sanayisini yenileyen Türkiye‘nin, bölgesinde ne derece caydırıcı bir güç olacağı merak uyandırıyor.

Türkiye 1947 yılından beri yerli ve milli bir savunma sanayi kurmaması için engelleniyor. Batılı güçler Türkiye‘ye silah satmak için yerli sanayini bitirdi. 1990 - 2004 yılları arasında NATO istatistiklerine bakıldığı zaman en fazla savunma harcaması yapan ülkeler arasında Türkiye, ABD, Yunanistan ve Fransa‘nın ardından dördüncü sırada geliyor. Türkiye daha çok ABD, Almanya ve İsrail‘den silah alıyor. Almanya‘nın en çok silah sattığı üç ülke arasında Türkiye, Yunanistan ve Güney Afrika bulunuyor.

Astarı yüzünden pahalıya geldi

Truman Doktrini ve Marshall Planı çerçevesinde ABD tarafından sağlanan dış yardımlar ardından, Türkiye‘nin 1952 yılında NATO‘ya üye olmasıyla başlayan süreçte, ihtiyaç fazlası savunma teçhizatının müttefik ülkelerce hibe edilmesi, savunma ürünlerinin yurt içinde üretilmesini engelledi. II. Dünya Savaşı sonrası, ABD tarafından sağlanan hibe ve yardımlar ile Türk ordusunu modern silahlarla donatarak Türkiye‘nin savunma gücünü arttırmak, diğer yandan askeri harcamaların ekonomi üzerinde yarattığı olumsuz etkinin azaltılması amaçlandı. Ancak başlangıçta ABD‘den gönderilen malzemelere bir bedel ödenmezken, bu malzemelerin neredeyse fiyatlarından daha çok bakımı için ayrılan bütçe, malzemelerin kendisinden daha fazla yekün tuttu.

NATO yardımlarıyla savunma sanayimiz çöktü

Her yıl 400 milyon TL civarında ayrılan bu paraların yurt dışına gitmesi, savunma harcamalarının ekonomi üzerinde yarattığı olumsuz etkiyi artırdı. Bu ortamda, 1920‘li ve 1930‘lu yıllarda büyük fedakârlıklar sonucu elde edilen savunma sanayi, imkân ve kabiliyetleri kaybedilmeye başlandı. NATO‘YA girişiyle artış gösteren askeri yardımlar, henüz kuruluş ve emekleme aşamasında bulunan savunma sanayimizin önce gelişimini durdurmuş, sonra da yok olmasına neden olmuştur.

Savunma sanayimiz İsrail‘e teslim

Türkiye, envanterindeki 170 adet Amerikan M60 A1 tanklarının yenilenmesini öngören yaklaşık 1 milyar dolarlık tank anlaşmasını da 2002 yılında, yine ayı yıl 300 tane helikopterin yenilenme ihalesi de İsrail‘e verilmişti. Türkiye-İsrail askeri işbirliğinin ticaret hacmi 2 milyar dolara yaklaşmış durumda olduğu belirtiliyor. Türkiye İsrail‘den yüksek teknoloji gerektiren savunma sanayi ürünleri alıyor. Heron‘lar bunların arasında en bilinenleri. Milli Savunma Bakanlığı Türk F4 uçaklarının modernizasyonu çalışmalarını İsrailli bir firma ile ortak yaptığı da biliniyor. İsrail Türkiye‘den ileri teknoloji almıyor. Daha çok askeri bot, üniforma benzeri malzemeler alıyor.

Ne kadarı yerli üretim

Türkiye, şu anda Göktürk 1 ve Göktürk 2 adı altında iki adet yerli uydu projesi yürütüyor. Göktürk 1 projesinin üretimi 2010 yılında Fransız Thales firmasına verildi. 2011 yılında fırlatılması planlandı. Göktürk 2 Projesi ise 2007 yılında TAI‘de başlatıldı, 2012‘de fırlatılması düşünülüyor. Bugün her iki uydu projesi de istenildiği gibi yürütülemiyor. Projeler  incelendiğinde proje maliyetinin en fazla yüzde 25‘i milli imkânlar ile yapıldığı anlaşılıyor. Proje maliyetinden personel maaşları ve cari harcamaları düşüldüğünde, ekipman malzeme olarak bu oranın yüzde 10 seviyesine düştüğü ortaya çıkıyor.

Bu mevzuat ve hukuki düzenlemelerle zor

Savunma Uzmanı Yakup Evirgen Türkiye‘nin bugünkü içinde bulunduğu müfredat ile Savunma sanayisini ileri bir seviyeye taşımasının mümkün olmadığını söyledi. Evirgen "Mevzuat ve var olan sistem savunma sanayine köstek oluyor. Bugünkü müfredat belli tekellere hizmet ediyor.Gereken hukuki düzenlemeler,yeni yönetim ve anlayışla,Türk savunma sanayi Milli ve yerli bir üretim atağına geçebilir.Bu kısa sürede olmaz ama,ilerleyen yıllarda başarılabilir.Türkiye‘nin potansiyeli ve alt yapısı var,ama mevcut düzenlemeler Türkiye‘ye değil,silah oligarşisine hizmet ediyor" şeklinde konuştu. Kur Kapan(ma)sın kitabında Türkiye‘nin savunma sanayine ilişkin çok önemli bilgileri kamuoyu ile paylaştığının da altını çizen Evirgen "Maalesef enerjimiz, bilgi ve birikimimiz yıllarca heba edildi. Artık bu yanlıştan dönülsün" dedi.

Muhabir: Haber Merkezi