Savaş teorisinde, en iyi bilinen ve en çok tartışılan strateji oyunu, "tutukluların ikilemi"dir. Darbe girişimiyle suçlanan iki suçsuz general, birbirlerinden habersiz tutuklanırlarsa, önlerinde dört alternatif strateji vardır.

* Yargılanma sırasında suçsuz olduklarını söylemekte direnirler ve susarlarsa, ikisi de, üçer yıl ceza alacaklardır.

* Birincisi suçlamayı kabul eder, ikincisini suçlar, ikincisi susarsa, birinci bir, ikinci ise, yirmibeş yılla cezalandırılacaktır.

* İkincisi suçunu kabul eder, birincisini suçlar, birinci susarsa, ikinci bir, birinci ise, yirmibeş yılla cezalandırılacaktır.

* Birinci ve ikinci generallerin her ikisi de, suçlarını kabul ederlerse, birlikte onar yıl ceza alacaklardır.

Birinci general, ikincinin ya suçu kabul edeceğini ya da susacağını biliyor, kendisi susarsa yirmibeş yıl, kabul ederse on yıl ceza alacaktır. Birinci için suçu kabul etmek, daha iyidir. İkinci, birinciyle birlikte susarsa, üç yıl, suçu kabul ederse, bir yıl ceza alacaktır. Bu yüzden, ikinci için, en uygun seçim de suçu kabul etmektir. Böylece bir yıl cezayla kurtulmuş olacaktır.

Farklı yerlerde sorgulanan iki general, ayrı strateji uygulayarak, kendileri için, en iyi sonucu almak isterler. Bunun için, her ikisi de, suçlamaları kabul ederler. Oysa, her ikisi de, suçlamaları kabul etmeyerek, susmakta direnselerdi, daha az ceza alacaklardı. Ancak, çoğu durumlarda, insanlar, tutuklular açmazında olduğu gibi, yalnızca kendilerini düşünürse, cezalarını üç katına çıkarırlar.

Dünyanın neresinde olursa olsun, insanlar, kurumlar, kuruluşlar ve devletler, tutukluların çıkmazında olduğu gibi, bencil davranarak kendileriyle birlikte başkalarına da zarar verirler. Genellikle işletmeler kendileri kar ederken rakiplerinin zarar etmesini isterler. Ekonomide bir kuruluşun uzun dönemde rakiplerine kötülük yapması, aslında farkında olmadan kendisine kötülük yapmasıdır.

Ekonomik, siyasal ve kültürel hayatın zenginleşmesi ve yeni boyutlar kazanması için, bütün kurum ve kuruluşların, tutukluların ikilemindeki tuzaklara düşmemeleri gerekir. Tutukluların ikileminde olduğu gibi, ekonomi ve politikada ya kazananlar ya da kaybedenler yoktur, birlikte kazananlar ve birlikte kaybedenler vardır.

Ekonomik alanda olduğu gibi siyasal alanda da, kazananlar kazandıranlardır. Kazanmak isteyenler, kazandırmalıdırlar.

Hayatın her boyutunda sevmeyenler sevilmezler, düşmanlık yapanlar, düşmanlıkla karşılaşırlar.

Zarar vermek isteyenler, zarar etmekten kurtulamazlar.

Muhabir: Haber Merkezi