‘İfade‘ kriziyle başlayan istihbarat savaşında, kilit önümüzdeki hafta Meclis‘te jet hızıyla ele alınacak bir maddelik düzenlemeyle açılacak. MİT Kanunu‘nda yapılacak değişiklikle, MİT çalışanlarına koruma kalkanı sağlanacak.Ebubekir Gülüm

‘İfade‘ kriziyle başlayan istihbarat savaşında, kilit önümüzdeki hafta Meclis‘te jet hızıyla ele alınacak bir maddelik düzenlemeyle çözülmeye çalışılacak. MİT Kanunu‘nda yapılacak değişiklikle, MİT çalışanlarına koruma kalkanı sağlanacak.  Uludere olayının arkasından patlak veren istihbarat krizi ve KCK yapılanmasına ilişkin soruşturmanın uzandığı MİT‘teki ifade krizinin nerede ve nasıl sonuçlanacağı merakla bekleniyor. Halk, şaşkınlık içinde. İfade krizi olarak patlak veren tartışmanın perde arkasında ne tür bir psikolojik mücadele yattığını anlamlandırmakta zorlanıyor.

Cevabı merak edilen birçok soru var. Ancak en önemlilerinden ikisi şu: ‘MİT üzerinden yapılan hesaplaşmada, kimler, neyi amaçlamak için böyle bir hamle yaptı? ‘Hakan Fidan‘dan rahatsız olan MOSSAD ile CIA‘nın  son istihbarat krizindeki rolü ne?‘

Yasal kalkan

Özel yetkili savcılığın MİT Müsteşarı Hakan Fidan ve diğer emekli ve çalışan 4 MİT görevlisi için ifadeye gelmemesi üzerine yakalama emri çıkarmasıyla başlayan krize, hükümet çıkış yolu olarak yasa değişikliğini gördü. Meclis‘e sevkedilen  bir maddelik yasa teklifi, önümüzdeki hafta Salı günü Adalet Komisyonu‘nda, Perşembe günü ise Genel Kurul‘da ele alınacak.

Teklifte, MİT Kanunu‘nun "soruşturma izni" başlıklı 26. maddesinin değiştirileceği belirtiliyor. Teklife göre; maddenin yeni hali, CMK‘nın özel yetkili savcıların yetkisini de düzenleyen 250. maddesine göre yürütülecek soruşturmaları da izin şartına bağlayacak. Teklif, şöyle: "MİT mensuplarının veya Başbakan tarafından özel bir görevi ifa etmek üzere görevlendirilenlerin; görevlerini yerine getirirken, görevin niteliğinden doğan veya görevin ifası sırasında işledikleri iddia olunan suçlardan dolayı ya da 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu‘nun 250. maddesinin birinci fıkrasına göre kurulan ağır ceza mahkemelerinin görev alanına giren suçları işledikleri iddiasıyla haklarında soruşturma yapılması Başbakan‘ın iznine bağlıdır."

Başbakan izni gerekecek

Değişiklik yasalaştığı takdirde, MİT‘çilerin ifadesinin alınabilmesi Başbakan‘ın iznine bağlı hale gelecek. Böylece, özel yetkili savcılığın ifadeye ilişkin talebi Başbakan tarafından değerlendirilecek. Başbakan‘ın da  izin vermemesi durumunda 5 MİT görevlisi hakkındaki dosyalar rafa kalkacak. Ancak savcıların Danıştay‘a gitme hakkı da var. Eğer başbakanlıktan ret kararı çıkarsa, bu kararın iptali için Danıştay‘a başvuruda bulunabilecek. Danıştay‘ın vereceği karar doğrultusunda da, ya soruşturma açılacak ya da dosya kapanacak.

MİT‘çiler ortada yok

İfadeye gelmeyen eski Müsteşar Emre Taner ve Yardımcısı Afet Güneş, MİT görevlileri Hüseyin Kuzuoğlu ve Yaşar Yıldırım‘ın ifadeye gitmemesi üzerine çıkarılan yakalama emrine karşın hiçbirisi ortalıkta gözükmedi. Psikolojik taktik gereği, 4 MİT mensubunun Meclis‘teki yasa çıkana kadar teslim olmayacakları ve adreslerinde bulunmayacakları konuşuluyor.  Öte yandan İstanbul‘daki Savcı Sarıkaya‘nın talebi üzerine Ankara Başsavcıvekilliği‘nin, MİT Müsteşarı Hakan Fidan‘ı önümüzdeki hafta içerisinde ifadeye çağırması bekleniyor. Fidan‘ın, pazartesi ya da salı günü çağrılması halinde sağlık raporu alarak ifadeye gitmeyebileceği ya da savcılığa bir başka gün geleceğini bildirebileceği belirtiliyor.

İsrail bu işin neresinde?

Son istihbarat krizinin odağındaki isim Hakan Fidan, atandıktan sonra İsrail cephesinde büyük rahatsızlığa yol açmıştı. Haretz Gazetesi‘nde 2010 yılının Haziran ayında çıkan bir yazıya göre, Fidan‘ın atanması İsrail‘de büyük kaygıya neden oldu.

Yazıda, İsrail‘in yeni istihbarat başkanının ‘İran‘ı savunmasından kaygılı‘ olduğu açıkça ifade edilirken, "İsrail savunma kurumları ve özellikle MOSSAD‘ın, Türkiye‘nin ulusal istihbarat örgütü (MİT) ile bağları olan dış ilişkileri bölümü, Hakan‘ın Fidan‘ın, bu örgütün başına getirilmesinden ve bu atamanın Türkiye‘nin İsrail ve İran ile ilişkileri açısından sonuçlarından endişeli" düşüncesi yer almıştı.  İsrail‘li yetkililer, Türkiye-Brezilya ve İran arasındaki uranyum takası anlaşmasında Davutoğlu ile birlikte Hakan Fidan‘ın da büyük çabası olduğuna inanıyor.

Muhabir: Haber Merkezi