milli gazete

YayınlarVideoFotoğraf


  1. ARSIV
  2. VIDEO
  3. Sarı Sayfalar

  • ANASAYFA
  • YAZARLAR
  • GÜNDEM
  • SAĞLIK
  • EKONOMİ
  • DÜNYA
  • HABER
  • SPOR
  • AİLE HAYAT
  • KÜLTÜR

28 MAY 2012 PZT
  • HABER INDEKSI
  • ANKET
  • BENİM SAYFAM

GERİ İLERİ
  • YA ALLAH!
  • YENİ BİR DÜZEN KURMANIN VAKTİ GELDİ
  • MÜSLÜMAN GENÇLER İSTANBUL'DA BULUŞTU
  • FETİH NAMAZI
  • FETHİMİZ MÜBAREK OLSUN!
  • ÜŞÜTMEYE KARŞI ETKİLİ (CİĞEROTU)
  • FETHİN ERLERİ HOCASIYLA BULUŞTU
  • MİLLİ GÖRÜŞ BARIŞIN DİLİDİR
  • İSTANBUL, İSLAM DÜNYASININ LİDERLERİNE EV SAHİPLİĞİ YAPACAK
  • BU OLACAK AYASOFYA!

Sahabe sadece inandık demekle yetinmemişti...

07 ŞUBAT 2012
SAL 00:00

[-] Normal [+]
  • Aile Hayat
  • Tavsiye Et
  • Yazdır
  • Yorum Yaz

Resulullah ve Ashabı, İslama canlarıyla mallarıyla tabi olmuşlardı. Onlar bunu yaparken, nefsi isteklerini kontrol ediyorlar ve Allah'a teslim oluyorlardı. Niyetleri sadece iyi bir müslüman olabilmekti ve bu doğrultuda yaşayabilmek için, imanlarını ilimle, amelle, hayır hasenatla güçlendirmekte ve dualarına sadece kendilerini değil bütün insanlığı katıyorlardı.

  • Sahabe sadece inandık demekle yetinmemişti... -

Sahabe sadece inandık demekle yetinmemişti...

Onlar, nasıl olsa, Peygamber başımızda, bir şey yapmasak ta olur demediler, aksine, inandıklarını hayatlarına geçirmek ve onları yaşatmak için var güçleriyle emek harcadılar. Emek vermek sevmek demektir, sevdiğiniz inandığınız bir şeyi sürekli kılmak, geliştirmek ve sevginizi pekiştirmek için ona belli bir vakit ayırırsınız. Eğer ilimle meşgul oluyorsanız, ders çalışacaksınız, bir dostunuzu sevdiğinizden söz ediyorsanız, fedakarlık yapacaksınız, sadakat göstereceksiniz, onunla bir şeyler paylaşacaksınız, ressam olmak istiyorsanız, vaktinizin büyük bir kısmını bu işe harcayacaksınız ve eğer meyve sebze yetiştirmek istiyorsanız bunun nasıl yapılacağını bir erbabından öğrenip çalışacaksınız.

Görüldüğü üzere, emek vakit ayırmaktır, sevdiğiniz şeyi geliştirmek, onu daim kılmak için alınteri dökmektir... Bunu yapmadığınız sürece sevgi nesnenizin sürekliliğinden söz etmek mümkün olmayabilir... Çünkü sevmek emektir, emek vermektir, verdikçe de almaktadır...

Dua güçlü bir ilaç gibidir

Dua , insanın duygularını ve davranışlarını ruh ve beden sağlığını iyileştirecek güçte etkiler yapmaktadır. Kişi samimi bir şekilde duada bulunduğunda bunun tesiri daha da büyük olmaktadır. Dua birkaç cümleyle geçiştirilecek bir şey değildir. Burada kişi, Allah'a yönelir ve ondan ister, ondan güç alır, ona rıza gösterir. Muhammed İkbal dua ve ibadeti, kainatın dehşet verici sessizliği içinde insanoğlunun kendisine bir sevap bulmak için hissettiği derin hasret ve iştiyakın ifadesi olarak belirtir.

"Göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün birbiri ardınca gelip gidişinde aklı selim sahipleri için ayetler vardır. Onlar Allahı ayakta otururken ve yatarken zikreder, göklerin ve yerin yaradılışı üzende derin düşünürler ve şöyle derler: " Ey Rabbimiz, sen bunları boşuna yaratmadın, sen her türlü noksanlıklardan münezzehsin. Bizi Cehennem azamından koru" Ali İmran, 190-191.

Dua en büyük ihtiyaç

Dua kişinin güven duygusunu arttırır ve güç verir.

Sıkıntıların hayatımızı etkiler hale geldiği dönemlerde dua iyi bir ilaçtır.

Dua bir sükunet ilacı gibidir, kişiye sakinlik ve dinginlik verir.

Dua kişinin Allaha yakınlaşmasını sağlar

Dua insanın, öfke ve kaygı durumunu iyileştirmede etkilidir.

Dua derin varlığın, benliğin gizil kalmış bölümlerinin ortaya çakmasına imkan verir.

Hastalık, maddi ya da manevi yoksunluk durumunda dua iyileştirici bir güçtür.

Sürekli dua eden kişi, ruhsal olarak temizlenir, manevi olarak güçlenir.

Dua kişiyi bencillikten, vurdumduymazlıktan ve duyarsızlıktan kurtarır.

Dua bütün insanları kapsadığından toplumsal dayanışmaya da katkı sağlar.

Devamlı dua eden kişilerde sorumluluk duygusu gelişir ve bu kişiler başkalarına haksızlık yapmaktan uzak dururlar.

Çocuklar aile içinde eğitiliyordu

Geleneksel toplumlarda, kişi çevresi, ailesi, yakın akrabaları tarafından eğitiliyor yönlendiriliyordu ve böyle bir aile yapısında bireyler bariz bir sevgi alış verişiyle büyüyorlardı. Modern yaşamla beraber kişinin çevresini sarmalayan, onu kucaklayan, davranışsal olarak eğiten bu sosyal ağ daralmakta ve kişi bireyselleşmekte bireyselleştiği oranda da sevgi nesnelerinden uzaklaşmaktadır. Bireyselleşme insanlık aleminin müşterek dayanışma sınırlarını deldiğinden, bu dayanışmanın getirdiği, sevme ve sevilmeyi öngören özerk benliğini de zedelemektedir. Modern kültürle beraber her şeyden önce, insanlığın değerleri hayatın dışına atılarak, bunun yerine bilim geçmiştir. Değerlerin gün be gün hayatın dışına itildiği bir dünyada ise, insanlar birbirlerine karşı sevgi ve ilgi göstermekte cimri davranmaya başlamışlardır.

Bilindiği üzere, ailede ilişkinin temeli anne babanın tutum ve davranışlarıyla şekillenir ve çocuklara aktarılır. Çocuk dünyaya geldiğinde ilk iletişimini anneyle başladığından anneden çocuğa hiç kimsenin anlayamadığı bir geçiş hızıyla sürekli şemalar geçiyor ve çocuğun zihinsel haritası yavaş yavaş oluşmaya başlıyor. Böyle bir durumda kendisiyle ve çevresiyle iyi ilişkiler kuran bir anneyle, kimliğini tam olarak oluşturamamış kararsız bir annenin çocuğuyla kurduğu iletişim arasında fark vardır.

Yani, çocuk büyümüştür görünüş itibariyle anne ve babadan bağımsız hareket etmektedir fakat, tutum ve davranışlarıyla bir anne baba figürü onun iç dünyasında daima yaşamaktadır. Özellikle anne kişinin iç dinamiklerine yerleşmiş ve burada küçük bir kulübede yaşamaktadır.

Dumanını solumak bile yetiyor

türk Toraks Derneği Tütün Kontrolü Çalışma Grubu Başkanı ve Dokuz Eylül Üniversitesi Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Oğuz Kılınç, sigaradan ölen her 100 kişiden 17'sinin pasif içicilik nedeniyle hayatını kaybettiğini söyledi.  Kılınç, AA muhabirine yaptığı açıklamada, dünyada halen 1,3 milyar kişinin sigara içtiğini, önlem alınmadığı takdirde bu rakamın 1,7 milyarı aşacağını ifade etti.  Sigara içenlerin yüzde 84'ünün gelişmekte olan ya da gelişmiş ülkelerde yaşayan insanlardan oluştuğunu, yılda sigaradan ölen insan sayısının 6 milyon 100 bin kişiye ulaştığını dile getiren Kılınç, bu rakamın 2030'da 10 milyona yükseleceğinin öngörüldüğünü ifade etti.

Pasif içiciliğe dikkat

Kılınç, sigara kaynaklı hastalıklardan korunmak için sigara içmemenin de tek başına yetmediğini belirterek, sigara içilen bir ortamda bulunan kişilerin sigara içmeseler bile duman solumak sorunda kalmaları, yine aynı şekilde sigara içen bir kişinin, başkasının içtiği sigaranın da dumanınına maruz kalmasının hastalık riskini artırdığına dikkati çekti.  Bu noktada kapalı ortamda sigara ve benzer tütün mamullerinin tüketiminin yasaklanmasının büyük önem taşıdığını ifade eden Kılınç, şunları kaydetti: ''Sigaranın kapalı bir ortamda içilmesi durumunda, içmeseniz de zaten içen biri de olsanız zarar görüyorsunuz. Sigara içilen bir ortamda bulunan kişi ister kendisi de içsin ister içmesin, bir sigaranın 4'te biri kadarını solumuş oluyor. 100 kişinin bulunduğu bir ortamda herkesin birer adet sigara içtiği düşünülürse her bir kişi 25 tane sigara içmiş oluyor. Sigara içen birinin aynı ortamda başkalarının da içtiği sigarayı soluması, onun kanser olma riskini 3'te bir oranında artırıyor. Sigaradan ölen her 100 kişiden 17'si pasif içicilik nedeniyle ölüyor.''

Geri izlemetrackback
  • staticsBu yazı Aile Hayat bölümü’nde 07.02.2012 tarihinde yayınlandı
  • feedBu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için tıklayınız
  • tags Etiketler: sahabe, sadece, inandık,
Merhaba, yorum yazmak için oturum açınız

yorum yaz

Yorum yazmak için oturum açmanız gerekiyor.
Üye değilseniz, sadece bir dakikanızı ayırarak hemen üye olabilirsiniz.

Oturum açtıktan sonra bu sayfaya otomatik olarak yönlendirileceksiniz.
shape
  • Aile Hayat

    1. Kardeşliğin zirvesi
    2. Vakit Nakittir
    3. İftira edenlerden Allah korusun
    4. Türkiye'de yılda 10 bin çocuk kalp rahatsızlığıyla doğuyor
    5. Çocuklarda okul fobisi
    6. MS hastaları için internette yanlış bilgilendirme tuzakları
    7. İsim koyarken nelere dikkat etmeliyiz?
    8. En ağır imtihanları onlar yaşadı
    9. En ağır imtihanları onlar yaşadı
    10. Gençlerde çatışma
  • Diğer

    1. Ya Allah!
    2. Yeni bir düzen kurmanın vakti geldi
    3. Müslüman gençler İstanbul'da buluştu
    4. Yargı sürecini beklememiz lâzım
    5. Kur'an'la hayat bulan bir nesle doğru
    6. Kur'an'a hizmet en büyük şereftir
    7. Şırnak'ta bir üsteğmen şehit düştü
    8. Din kültürü dersleri ilahiyat fakültelerine devredildi
    9. Doktora kılıçla saldıran zanlı gözaltında
    10. Final programı belli oldu
  • Çok Okunanlar

    1. Fetih namazı
    2. Yelkenler indirildi
    3. Bu olacak Ayasofya!
    4. Halkımız gösterilene değil, gizlenene baksın
    5. Fethimiz mübarek olsun!
    6. İktidarda figüran çatlağı
    7. Şok Detay
    8. Yasa geri çekilsin
    9. Fethin erleri hocasıyla buluştu
    10. İsim koyarken nelere dikkat etmeliyiz?
  • Çok Yorumlanan

    1. İsim koyarken nelere dikkat etmeliyiz?
    2. Yeterlilik derecesi en yüksek ürün kayısı
    3. Zile Kalesi restore ediliyor
    4. Mısır seçimleri Filistin'i etkileyecek
    5. Sezaryenle doğanlarda obezite riski daha fazla
    6. Gençlerde çatışma
    7. En ağır imtihanları onlar yaşadı
    8. En ağır imtihanları onlar yaşadı
    9. İlk çeyrekte yarım puan büyüdü
    10. 30 bin kişi çıkaracak, 3.5 milyar dolar tasarruf edecek
Günün Haber İndeksi
Arşiv & Arama
Gazete Aboneliği | Gündem | Ekonomi | Dünya | Haber | Kültür Sanat | Spor | Medya | Sayfa Başı
Kullanım Şartları | Seri İlan Kullanım Şartları | Seri İlan Hizmetin İade Şartları | Gizlilik İlkeleri | Kurumsal |Yazarlar | Multimedya | Arşiv | Reklam |Irtibat
Sponsor Bağlantılar : Kombi | Özgür Kocaeli Gazetesi

Firma Kayıt rss

Yardım ve Sık Sorulanlar FAQ

Copyright 2005 - 2008 Milli Gazete Basın Yayın A.Ş

prodestek