Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) Başkanvekili İlhan Yerlikaya, ''Yeni yasamızda yaptırımlarımız daha etkin olacak. Bu, RTÜK ceza yağdıracak da demek değil. Tıpkı trafik cezaları gibi, daha önce trafik cezaları 5 liraydı, 5 lirayı verip 200 kilometre hızla da gidiyordunuz, sonra kaza oluyordu. Şimdi yayıncılarımız da reyting alacağım diye yaptığı hızı azaltıp ayağını gazdan kesecek'' dedi.
Yeni yasayla birlikte yayıncılıkta ''şeffaf'' ve ''çoğulcu'' bir yapının oluşacağına işaret eden Yerlikaya, yayın kuruluşlarının terör olaylarıyla ilgili yayınlarının yasada ne şekilde yer alacağına ilişkin bazı tartışmaların yasanın çıkmasından önceki dönemde basına farklı bir şekilde yansıdığını dile getirdi.
Yerlikaya, şu değerlendirmeleri yaptı: ''RTÜK'ün yaptığı kesinlikle sansür değil, bunu da defalarca pek çok yerde söyledim. Yayından önce müdahale etmiyoruz, yayından sonra müeyyide uyguluyoruz. Ancak iletişim özgürlüğü suç işleme özgürlüğü anlamına da gelmemelidir. Her kuruluş gibi medyanın da sorumlulukları vardır. Bir doktor hata yaparsa bir kişiyi ilgilendirebilir, ama medya hata yaparsa bütün toplumu ilgilendirir ve bütün topluma zarar verir.''
"Lütuf reytingi"
Yasada reytinge ilişkin bir düzenleme yapıldığını da aktaran İlhan Yerlikaya, ''Reyting her şey değildir. Yayıncılara vatandaştan gelen kimi eleştirileri söylediğimizde 'siz öyle söylüyorsunuz ama en çok reytingi de bunlar alıyor'' diye yanıt veriyorlar. Sofranıza bir yemek konulduğunda yemeğin tadına bakmadan o yemeğin lezzetli olup olmadığını bilemezsiniz. Reyting de öyle bir şeydir'' diye konuştu.
Kimi programların izleyici tarafından onları kızdırmasına rağmen izlenebileceğine değinen Yerlikaya, ''Bazen gazap reytingi veya kahır reytingi diyebileceğimiz reytingler de olabilir. Bazı yayınlar olabilir, bunlar mesela kadınlar hakkında olabilir, erkekler hakkında olabilir, belli gruplar hakkında olabilir, benim hakkımda bu yayın ne diyor diye izleyebilir. Kızıyordur, ama izliyordur. Bu olumlama anlamına gelmiyor. Buna bir anlamda 'gazap reytingi' diyebiliriz'' dedi.
Bir televizyon dizisinin geçen günlerde tartışma konusu olduğunu da anımsatan Yerlikaya, ''Geçenlerde bir diziye (Muhteşem Yüzyıl) aşırı tepki geldi biliyorsunuz. 1 yılda gelenin 3 katı kadar tepki geldi. Bunun üzerine 12 dakikalık toplumun istemediği o bölüm çıkarıldı. Bu bizim baskımızla gelmedi. O televizyona da geldi, izleyici temsilcileri aracılığıyla da oldu. O televizyonun genel yayın yönetmeni bunu açıkladı. Bu da bir öz denetim mekanizması veya interaktif yayıncılığa bir zemindir diye düşünüyorum'' şeklinde konuştu.
İzdivaç programları
İzzdivaç programlarına ilişkin eleştirileri de değerlendiren Yerlikaya, ''Biz ilk zamanlarda onlara çok iyi baktık. Çünkü aile toplumun temel direğidir. Bu bakımdan bu programlar da aileye vesile olur diye düşündük. Ama sonradan baktık ki çok acayip şeyler olmaya ve vatandaşlardan da çok fazla şikayet gelmeye başladı'' dedi.
Yerlikaya, ''Öyle şeyler görüyoruz ki adeta pazarlık ediyorlar, evin var mı, araban var mı, yatın var mı, villan var mı? O ona hakaret ediyor, o ona küfrediyor. Bir çocuk çıkıyor, bu çocuk benim değildi, senindi, gayrımeşruydu. Benim söylemeye cesaret edemediğim şeyler olmaya başladı'' şeklinde konuştu.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



