"Peygamber Efendimiz bir dizine beni, bir dizine de torunu Hasan'ı oturtur, sonra ikimizi birden bağrına basar ve şöyle dua ederdi: 'Allah'ım, bunlara rahmet et, çünkü ben bunlara karşı çok şefkatli ve merhametliyim."
Bu sözleri söyleyen Üsame'dir. Üsame, Zeyd bin Harise'nin oğluydu. Zeyd de Peygamberimizin köle iken yanına alıp hürriyetine kavuşturduğu ve evladı gibi yetiştirip büyüttüğü ilk Müslümanlardandı. Üsame'nin annesi Ümmü Eymen'de Peygamberimizin dadısı ve ölünceye kadar Peygamberimizin ve çocuklarının hizmetinde bulunan fedakar bir kadındı.
Üsame Peygamberimizin yanında torunları Hz. Hasan ve Hüseyin gibi idi. Onlara gösterdiği sevgi ve ilginin aynısını kendisine gösterirdi. Peygamber Efendimiz ahrete göçtüğünde, Üsame yirmi yaşındaydı. Üsame'nin yirmi senelik ömrü Peygamber ocağında, onun eğitim ve himayesi altıda geçmişti.
Üsame zeki, cesur, akıllı ve çalışkan bir gençti.
Peygamberimizden gördüklerini aynen kendisi de uygulardı. Herkesle iyi geçinir, efendi davranır ve anlayış gösterirdi.
Peygamberimiz Hz. Üsame'yi o kadar çok seviyordu ki, ona diğer çocuklardan ayrı bir alaka duyuyordu. Üsame Sahabiler arasında "Hubbi" diye anılıyor, çağrılıyordu. Bu kelime "Resülullahın çok sevdiği insan" manasına geliyordu.
Üsame'nin kabiliyeti daha çok askerliğe yönelikti. Hep savaş oyunları oynar, kendisini o alanda yetiştirirdi. 15 yaşına yeni basmıştı. Peygamberimiz bir tarafa askeri bir birlik gönderdi. Kumandan olarak da Üsame'yi tayin etti. Bu yaşta iken Üsame verilen görevi en başarılı bir şekilde yaptı.
Peygamberimiz ağır hasta yatıyordu. İslam birliğini engellemek isteyen düşmana karşı bir ordu hazırlandı. Peygamberimiz ordunun başına Üsame'yi getirdi. Bu sırada Üsame yirmi yaşındaydı. Bazı kimseler küçüklüğünü öner sürerek, Üsame'nin ordu kumandanlığına uygun buladıklarını söylemeye başladılar. Bunun üzerine Peygamberimiz bir konuşma yaparak şöyle dedi:
"Üsame'nin kumandanlığına karşı çıkıyorsunuz, ama o beni yanımda insanların en sevimlisidir. Kumandanlığa layıktır. İçinizden bu iş için en uygun olanıdır."
Bir süre sonra annesi Ümmü Eymen Peygamberimize yaklaşarak, "Ey Allah'ın Resulü, Üsame henüz küçük, biraz daha güçlensin de öyle gönderin." Ricasında bulundu. Peygamberimiz de gücünün yeterli olduğunu verilen görevi yapabileceğini söyledi.
Peygamberimizin vefatından birkaç gün sonra hareket eden Üsame ordusu, düşmanı bozguna uğrattı. Zaferle döndü. Peygamberimizin buyurduğu gibi, üzerine düşeni en güzel bir şekilde yapmıştı.
Üsame annesine ve babısına bağlıydı.. Onları çok severdi. Onların ölümlerinden sonra da unutmadı. Her sene onlar adına kurban keser, sadaka verirdi. Büyük bir hurma bahçesi vardı. İyi ve bol miktarda ürün alırdı. Bir sene bahçeden ne kadar topladıysa, hepsini Allah yolunda fakir ve yoksullara dağıttı.
Etraftakiler sordular. "Ey Üsame, servetinin tamamını neden yoksullara dağıtıyorsun?"
Üsame'nin cevabı hazırdı. Şöyle konuştu: "Annem bahçemden daha kıymetlidir."
O anne sevgisini paranın ve servetin üzerinde tutuyordu. Allah ondan razı olsun.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



