Allah Resulü niçin farklı bir dil kullandı?
Allah Resûlü (sav) elbisenin güzelliğini ifade için niçin Habeş dilini kullandı dersiniz? Bu konudaki kanaatimizi paylaşırken bu küçük kızın babası Halid'i biraz daha yakından tanıma fırsatı bulacağımız ümid ediyoruz.
Halid İbn Sa'id (ra) ülkemizde ne yazık ki az tanınan sahabelerden biri. Belki birçok kardeşimiz onun hakkında hiçbir ön bilgiye sahip değil. Fakat o ilk İslâm'a gönül verenlerden, iman kervanına ilk katılanlardan, inandığı dava uğruna nice eza ve cefalara katlananlardan. Kızı Ümmü Halid (ra) onun yeryüzünde Allah Resulü'ne inanan 5. kişi olduğunu söyler. [El-İstîâb, İbn Abdilber (1/ 399), el-İsâbe, İbn Hacer (1/ 407).]
Mekke'de müminlere yönelik eziyetler artınca Allah Resulü'nün izni ve işaretiyle Habeşistan'a hicret edenlerdendi. Kendisiyle hanımı da hicret etmiş, kızları Ümmü Hâlid ve oğulları Sa'îd onlar Habeşistan'da iken dünyaya gelmiştir.
Çocuğa gösterilen yakınlık...
Halid İbn Sa'id (ra), Hz. Ca'fer ile birlikte Hayber fethine kadar Habeşistan'da kalanlardandır. Yine onunla birlikte Hayber'in fethi sırasında gelmiş, Allah Resulü'nün yanında yer almış, yaşadığı sürece de İslâm'a büyük hizmetleri olmuştur.
Kanaatimiz odur ki, kızı Ümmü Hâlid ile Allah Resulü'nün huzuruna girince, kızının üzerindeki sarı elbiseyi gören Efendimiz onlara Habeş diliyle hitap etmiştir. Bu, şüphesiz yakın ilgiyi ifade eden bir üsluptur. Bir insana yakın bir tavırla kendi diyarının diliyle, şivesi veya ağzıyla hitap ederseniz ayrıca dikkatini çeker, ona sıcaklık, yakınlık göstermiş olursunuz.
Allah Resûlü (sav) inancını inandığı gibi yaşamak arzusuyla, inandığı dava uğruna hicret eden yıllar yılı gurbette kalan bu vefakâr insana ve çocuğuna yakın ilgi göstermek istemiş, sıcaklığını, sevincini ve içtenliğini yaşadıkları diyarın diliyle onlara hitap ederek göstermiştir. Çocuğa gösterilen yakınlık ve ilgi o çocuğun ebeveyninin de gönlünü hoş edecektir...
Ümmü Halid yaşının küçüklüğüne rağmen bu ziyarette yaşadıklarını unutmamış, sonraki nesillere aktarmış, bu hatıra bize kadar ulaşmıştır.
Çocuğun Allah Resulü'nün iki omuz arasındaki mührü görüşü, dikkatini çekişi ve onunla oynayışı da farklı bir hatıradır.
Öncelikle bu davranış, çocuğun o mecliste Allah Resulü'nün omzundaki mühürle oynayacak kadar yakınlık bulduğu ve cesaretlendiği manasını taşır. Sonra da Allah Resulü'nün, çocuğa engel olmak isteyen babası Halid'i durdurarak kendisini kısmen meşgul edecek olsa da ona oynama izni verişini bize aktarır. Bu iznin verilmesindeki ince duyguyu da bizlere hissettirir.
"SENEH SENEH"
SAHİH-İ Buhari de yer alan bir hadiste; Allah Resulü'ne iki tarafında yeşil ve sarı hat ile çerçeveli küçük bir elbisenin getirildiği, Allah Resulü'nün; "Bunu kimin giymesini uygun görürsünüz? diye yanındakilere sorduğu, onların susup cevap vermemeyi, kararı Resûlullah'a bırakmayı tercih ettiği, Resûlullah'ın (sav); Bana Ümmü Halid'i getirin!" buyurduğu yer alır.
Ümmü Hâlid, kucaklanarak getirilmiş, Allah Resûlü (sav) elbiseyi alarak kendi elleriyle Ümmü Halid'e giydirmiş ve "Üzerinde eskisin!" diye dua etmiş, sonra da; "Ümmü Hâlid! Senâh, senâh!" demiştir. Bu, Habeş dilinde, "güzel, güzel!" demektir. [Sahih-i Buharî, Libâs (18/ 28, 46-47) İlk rivâyette "seneh seneh", burada ise "senâh senâh" diye aktarmamızın sebebi birincide Allah Resulü'nün kelimeyi uzatmadan ikincide uzatarak söylediğinin rivayet edilmesidir. Sahih-i Buharî'de böyle yer alır.]
Her ne kadar bu hadisenin bazı noktalar açısından bir öncekiyle yakınlığı olsa da, bunun farklı bir hatıra olduğu anlaşılıyor. Aynî (ra) hadisi şerh ederken bu elbisenin uzun süre Ümmü Halid'in üzerinde kaldığını nakleder. [Umdetü'l-Kârî (18/ 47, 48)]
Resûlullah (sav), kızı Zeynep ve torunu Ümâme (ra)
RESULULLAH (sav) Efendimiz, kızı Zeynep ile damadı Ebu'l-Âs'ın kızı Ümâme omzunda olduğu halde namaz kıldırmaya çıkmış, rükû ve secdeye giderken yere koymuş, kalkarken onu da kaldırmıştır. Bu rivayet sahih bir rivayettir. [6]
Zeynep, Allah Resulü'nün yaşça en büyük olan kızıdır. Efendimiz onu Peygamberlik gelmeden önce, Hatice Vâlidemiz'in kız kardeşi Hale'nin oğlu Ebu'l-Âs ile evlendirmişti.
Saadet dolu, güzel bir yuvaları olmuştu. Allah Resulü'ne ulvî vazife verilip, mü'min gönüllerin giderek arttığını gören müşrikler ise çileden çıkmışlar, geçen yıllar içinde Allah Resulü'ne eziyet vermenin çok farklı yollarını ve şekillerini bulmuşlardı.
Buldukları yollardan biri de Allah Resulü'nün kızlarını, yuvalarından koparmak ve baba evlerine göndererek Resûlullah'ı kızlarıyla yaralamaktı. Hatta bu buluş çok hoşlarına gitmiş ve buluşları için kendilerini tebrik bile etmişlerdi.
Ebu'l-Âs'a gelerek; "Hanımını boşa ve baba evine gönder. Kureyş'in en güzel kızlarından kimi istersen biz sana onu almayı vaat ediyoruz," demişler, ancak Ebu'l-Âs'dan hiç hoşlarına gitmeyen bir cevap almışlardı:
"Hayır vallahi! Bütün dünya kızlarını alsanız yine de onu bırakmam!"
Müşrikler, bu cevaptan hoşlanmamış, ancak Ebu'l-Âs'ı ve yakınlarını da kaybetmemek için daha fazla üzerine gidememişlerdi.
Ebu'l-Âs ve Zeyneb ile ilgili bilgilerin ayrıca yâd edilmesine ve tahliline ihtiyaç vardır. Onlar örnek bir ailedir. Burada vurgulamak istediğimiz, küçük Ümâme'nin bu yuvanın meyvesi olduğu ve Allah Resulü'nün (sav) ona olan sevgi ve ilgisidir.
Allah Resûlü (sav) onu omzunda taşıyarak namaza çıkıyor, ümmetine namaz kıldırıyordu. Onun bu davranışı, Yaratan'ın büyük bir hibesi olan kız çocuklarını ar kabul eden ve bu ar kabul edişi normal görmeye başlayan bir toplumun, artık nereden nereye geldiğini gösteren bir davranıştır. Önünde saatlerce durup bakılması gereken bir tablodur. Bu tablonun incelikleri üzerinde düşünmeyi sizlerin tefekkür dünyasına bırakıyoruz...


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



