Fahr-i Kainat Efendimiz, güzel bir önder, âdil imâm, gerçek bir dost, kibarlık ve efendiliğin timsali oldu.

Kur‘an-ı Kerim O‘nu "Andolsun, size kendinizden öyle bir peygamber gelmiştir ki, sizin sıkıntıya uğramanız O‘na çok ağır ve güç gelir. Üstünüze çok düşkündür. Mü‘minleri cidden esirgeyicidir, bağışlayıcıdır O" diye tarif eder. Ayrıca "Kendi (re‘y ve) hevâsından söylemez O. O, kendisine vahyedilen vahiyden başkası değildir." diye devam eder Kur‘an-ı Kerim.

FAHR-İ KAİNAT EFENDİMİZ

Hz. Muhammed‘in (sav) dedesi Abdulmuttalip, oğulları içinde en güzeli ve en iffetlisi olan Abdullah‘ı çok severdi. Bu sebeple soy ve şerefçe Kureyş kızlarının en üstünü olan Zühre Kabilesi‘nin kızı Amine Validemizi, oğlu Abdullah‘a almıştı. Amine Validemiz, Fahr-i Kainat Efendimiz‘e (sav) hamile kaldığında Kureyş kavmi kuraklık ve kıtlık içindeydi. Fahr-i Kainat Efendimiz ana karnına düşünce Kureyş‘in bağ ve bahçelerine feyz ve bereket ihsan edildi. Abdulmuttalip zahire almak için oğlu Abdullah‘ı Yesrib‘e göndermişti. Abdullah orada vefat ettiğinden Fahr-i Kainat Efendimiz daha henüz ana karnında iken "dürr-i yetim" (eşi bulunmaz, paha biçilemez inci) gibi yetim kaldı.

Peygamber Efendimiz‘in (sav) nuru, Adem Aleyhisselam‘dan Havva annemizin alnına, oradan pak bir şecere takip ederek Amine Validemizin alnına ulaştı ve sonra Rebiülevvel ayının on ikinci gecesi (20 Nisan 571) Kainat şereflendi. İnsanlık cehalet ve dalâlette iken, çocuklar diri diri gömülürken, gönüller daralmışken, şirk, küfür ve putperestlik cihanı doldurmuşken, Peygamberler zincirinin son halkası, "Sen olmasaydın, Sen olmasaydın bu âlemi yaratmazdım" sırrına mazhar olan Efendimiz bu âleme teşrif etti. Kisra‘nın sarayı çöktü, mecûsilerin ateşi söndü, Save gölü kurudu, putlar yıkıldı, putperestlik, şirk ve zulüm son buldu.

Nurlu günde Peygamber Efendimiz‘in ismini dedesi Abdulmuttalip koydu.

"Sen olmasaydın, Sen olmasaydın bu âlemi yaratmazdım" sırrına mazhar olan Efendimiz bu âleme teşrif ettiğinde, Kisra‘nın sarayı çöktü, mecûsilerin ateşi söndü, Save gölü kurudu, putlar yıkıldı.

HER ÖKSÜZE, HER YETİME ÖRNEK

Fahr-i Kainat Efendimiz henüz dört yaşında annesini kaybetti. Böylece, doğumundan yedi ay önce yetim kalan Peygamber Efendimiz (sav) şimdi öksüzdü.

Allah Teala‘nın hikmet ve tedbiri her türlü hikmet ve tedbirin üzerindedir. Allah, O‘nun her öksüze, her yetime ve her yoksula örnek olmasını irade buyurdu. Öyle ki, her öksüz, her yetim ve her yoksuldan daha fazla anne-baba mahrumiyeti ve çok acı bir yoksulluk çekti.

8 yaşına geldiğinde dedesi de vefat edince amcası Ebu Talip‘in yanında kalmaya başladı. Amcası O‘na hem çocukluğunda ve gençliğinde baktı hem de Peygamber olduktan sonra Mekkelilerin Ona karşı yaptığı saldırıların çoğunu engelledi. Aynı zamanda Mekkeliler kendisine zarar vermek isteseler bile, Ebu Talip‘ten çekindikleri için,bu planlarını terk etmek zorunda kaldılar. Peygamberimiz de O‘nun bu iyiliğini hiçbir zaman unutmamıştır. Peygamberimize Mekkelilerin yaptığı kötülüklerin hemen hemen hepsi Ebu Talip öldükten sonra olmuştur. Ebu Talip ticaretle uğraşan birisidi.

Peygamberimiz 12 yaşında iken Onunla beraber Suriye‘ye doğru ticaret mallarını satmak için yola çıkmışlarken,yolda Busra denilen bir yerde mola verdiler. Bir papaz olan Bahira, orada, ondaki değişik durumların olduğunu fark etti. O‘nun daha önce Hz. İsa‘nın İncil‘de de bildirdiği gönderilecek olan son peygamber olduğunu anladı. Amcasından O‘nu daha fazla ileriye götürmemesini, aksi halde Yahudilerin kendisini öldürebileceğini söyledi. Bunun üzerine Ebu Talip, ticaret mallarını orada satarak, Mekke‘ye hemen geri döndü. 25 yaşına geldiğinde artık ticaretten anlayan bir delikanlı olmuştu. Bu zamanlarda 40 yaşına ulaşmış, ahlak ve terbiye konusunda son derece ileri durumda olan Hatice validemizle tanıştı. Sade bir törenle evlenerek, birbirlerinin hayatlarına, dertlerine, tasalarına ve sevinçlerine ortak oldular. Hz. Hatice, aynı zamanda İslam‘a giren ilk insan olmuş, asalet, dürüstlük, üstün ahlak ve fedakarlığı ile Haticetül-Kübra (Büyük Hatice) lakabını da almıştır. Efendimizin bu evlilikten, Abdullah, Zeynep, Rukiye, Ümmü Gülsüm, Kasım ve Fatıma isimli çocukları dünyaya geldi. Hz. Fatıma hariç bütün çocukları Peygamberimizden önce vefat ettiler. Böylece Efendimiz en büyük acılardan biri olan evlat acısını 5 kere yaşamış oldu.

"YARATAN RABBİNİN ADIYLA OKU"

Peygamber Efendimiz, 35 yaşından sonra sık sık Mekke‘nin dışına çıkıyor, Hira Mağarası‘nda yalnızlığa çekiliyordu. 40 yaşlarında yine böyle bir durumda (610 yılında) Cebrail (as) O‘na görünüp kendisinden "Okumasını" istedi. O da okuma bilmeği cevabını verdi. Bu durum birkaç kez tekrarlanınca, "Ne okuyayım" diye sordu. Cebrail (as) da "Yaratan Rabbinin adıyla oku"  diye başlayan ALAK suresinin ilk beş ayetini bildirdi. Bu olayla Efendimizin Peygamberlik görevi başlamış oldu.

Peygamber Efendimiz, insanları 3 yıl boyuca İslam‘a gizlice davet etti. Bundan sonra açıktan açığa davet etmeye başladı. Davetle birlikte Müslüman olanlara Müşrikler tarafından olmadık işkenceler yapılmaya başlandı. Bu işkenceler dayanılmaz hal alınca, Peygamberimiz bir grup Müslüman‘ı Habeşistan‘a gönderdi. Müslümanların ilk hicreti buydu. (Miladi 615)

Efendimizin hicreti

Mekkelileri 13 yıl boyunca İslam‘a çağıran Peygamberimiz her türlü sıkıntıya katlandı. Peygamber Efendimiz, gelen izinle Medine‘ye hicret etmeye karar verdi. Medine‘ye gitmesi halinde bunun kendileri için daha da büyük bir tehlike olacağını anlayan Mekkeliler, Darun-Nedve (Mekke İdare Meclisinde) toplanarak Peygamberimizi katletmeye karar verseler de gerçekleştiremediler. Peygamber Efendimiz, Hz.Ebubekir (ra) ile uzun ve tehlikeli bir yolculuktan sonra Medine‘ye vardı. Böylece, İslam, Medine‘de yükselip büyümüş ve bütün dünyaya yayılmıştır. Ayrıca Hz.Ömer (ra)‘in halifeliğinden itibaren de hicret, Müslümanların tarih başlangıcı olmuştur.

Mekkeliler, Müslümanların Medine‘de de yaşamalarını istemiyorlardı. Eğer orada rahat ederlerse Müslümanlığın her tarafa yayılacağını tahmin ediyorlardı. Müslümanları savaşa zorluyorlar, Peygamberimiz ise savaşma emri ve izni verilmediği için kimseyle savaşa girmiyordu. Savaş emri geldikten sonra Hz. Peygamber, Mekkelilerle 3 önemli savaş yaptı. Bunlar, Bedir (Mart 624 - Hicretin 2.yılı), Uhud (Mart 625 - Hicretin 3.yılı) ve Hendek (Mart 627) savaşlarıdır.

HUDEYBİYE BARIŞI VE MEKKE‘NİN FETHİ

Hendek Savaşından bir yıl sonra hicretin 6.yılından Mekkelilerle Müslümanlar arasında bir anlaşma yapıldı. Hudeybiye denilen yerde yapılan bu anlaşmanın şartları görünüşte Müslümanların aleyhine gibiydi. Fakat anlaşmanın maddeleri zamanla Müslümanların lehine dönüşmüştür.

Ancak Mekkeliler bu anlaşmaya uymadılar. Bunun üzerine Peygamber Efendimiz de 10.000 kişilik bir ordu ile Mekke üzerine yürüdü. Mekkeliler, karşı koymaya cesaret edemediler. Hicretin 8. yılında (630 yılında) kan dökmeden Mekke‘ye girdi. Rahmet Peygamberi, yıllarca kendisine ve Müslümanlara eziyet eden Mekkelileri de bağışladı. Bunun üzerine Mekkeliler gruplar halinde Müslüman oldular.

Veda Haccı ve Veda Hutbesi

Peygamberimizin, Hicretin 10. yılında yaptığı son Hacca "Veda Haccı", verdiği son hutbeye de "Veda Hutbesi" denilir. Peygamber Efendimiz, kendisini dinleyen 100 bin kişiye İslam‘ın genel prensiplerini bir kez daha hatırlattı.

Bu büyük haccın arife gününde şu ayet inmişti: "Bugün dininizi tamamladım. Size nimetimi tamamladım. Ve din olarak size İslam‘ı seçtim." Hz. Ömer (ra) bu ayeti işitince Peygamber Efendimizin bu dünyada bir daha göremeyeceğini anlayarak ağladı. Peygamberimiz sanki bir ayrılık toplantısı niteliğinde olan Veda Haccı‘ndan bir süre sonra hastalandı. Hicretin 12. yılında, 8 Haziran 632 yılında 63 yaşında mübarek ruhu Refik-i Âlâ‘ya yükseldi.

O‘nun hayatını bilmek

O‘nun hayatında, yetim doğup öksüz büyüyen bir çocuk görürüz. Ayrıca, dürüstlüğü ile örnek bir şahsiyeti, ordusunu yönetirken düşmanına bile şefkatle yaklaşan bir komutanı görürüz. Sünnetine sıkı sıkıya sarılmamız gereken Peygamber Efendimizin dünyaya teşriflerinin yıldönümü sebebiyle hazırladığımız bu ayki sayfamızda, hayatının belli başlı bazı noktalarını anlatmaya çalıştık. Allah-u Teâlâ bizleri, O‘nun hayatının bütününü bilen ve kendi hayatına tatbik eden kullarından eylesin. (Amin)

Kronoloji

1 NİSAN II. İnönü Zaferi (1921).

3 NİSAN Karabük Demir-Çelik Fabrikası‘nın Açılışı (1937).

4 NİSAN Washington‘da  ABD, Kanada, Norveç, Danimarka,Hollanda, Belçika, Lüksemburg, İngiltere, Fransa, Portekiz, İzlanda ve İtalya Arasında İmzalanan Bir Anlaşmayla, Kuzey Atlantik Paktı (NATO)‘nun Kurulması (1949).

5 NİSAN Fatih Sultan Mehmet‘in Donanmasının İstanbul Sularına Gelişi (1453).

6 NİSAN Türkiye‘nin 6. Cumhurbaşkanlığına Emekli Oramiral Fahri Korutürk‘ün Seçilişi (1973).

6 NİSAN Ruanda  Devlet  Başkanı  Juvenal  Habyarimana ve Brundi  Devlet Başkanı Cyprien Ntaryamira‘nın Bindikleri Uçak Bir Roket Saldırısı Sonucu Düştü. Suikastın Ardından, Her İki Ülkede Yaşayan Hutu ve Tutsi  Kabileleri Arasında Çıkan Savaş, Yaklaşık Bir Milyon İnsanın Katledilmesiyle Sonuçlandı (1994).

6-7 NİSAN "Medeniyetler İttifakı İkinci Yıllık Forumu" İstanbul‘da yapıldı (2009).

7 NİSAN Sultan I. Abdülhamid‘in Ölümü ve III. Selim‘in Tahta Çıkması (1789).

8 NİSAN Avrupa  Devletlerinin, Kurulan Bağımsız Yunan Devletinin Onaylanmasını Osmanlı  Devleti‘nden İstemeleri (1830).

9 NİSAN Şer‘iye Mahkemeleri‘nin Lağvedilmesi (1924).

10 NİSAN Mimar Sinan‘ın Ölümü (1588).

12 NİSAN Mareşal Fevzi Çakmak‘ın Ölümü (1950).

14 NİSAN Ateşkes Antlaşması‘nın Yürürlüğe Girmesi ve Körfez Savaşı‘nın Resmen Sona Ermesi (1991).

17 NİSAN Fatih Sultan Mehmet‘in İstanbul Adalarını Fethi (1453).

17 NİSAN Türkiye‘nin 8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal‘ın Ölümü (1993).

19 NİSAN Körfez‘de İran-ABD Çatışması (1988).

20 NİSAN Peygamber Efendimiz (sav)‘in doğum. (571)

20 NİSAN Hindistan‘da Kongre Partisi‘nin, Ülkenin, Hindistan ve Pakistan Olarak İki Ayrı Devlete Bölünmesini  Kabul  Edişi (1947).

23 NİSAN 1924 Anayasası Kabul Edildi (1924).

24 NİSAN Türkiye Büyük Millet Meclisi‘nin Açılışı (1920).

24 NİSAN I. Selim‘in Tahta Çıkışı (1512).

25 NİSAN Kıbrıs‘ın Yeniden Birleştirilmesine İlişkin Referandum Yapıldı. (2004).

25 NİSAN Anayasa Mahkemesi Kuruldu (1962).

26 NİSAN Yüksek Seçim Kurulu Kuruldu (1961).

26 NİSAN Güney Afrika‘da  İlk  Çok  Irklı Seçimler Yapıldı. Seçimlerin   Galibi, Oyların  Yüzde 62‘sini Toplayan Siyahi  Lider  Nelson Mandela Liderliğindeki Afrika Ulusal Kongresi Oldu (1994).

27 NİSAN İkinci Çubuk Barajı Hizmete Açıldı (1964).

28 NİSAN "Hilal-i Ahmer" Adının "Kızılay"a Çevrilişi (1915).

29 NİSAN Arsa Ofisi Genel Müdürlüğü Kuruldu (1969).

30 NİSAN Mustafa Kemal Atatürk‘ün Ordu Müfettişliği‘ne Getirilişi (1919).

30 NİSAN Adolf Hitler‘in İntihar Edişi (1945).

Muhabir: Haber Merkezi