Türkiye, hafta sonu YAŞ kararlarıyla 'demokratik geleceği' konusunda çok önemli bir virajı döndü. Eşzamanlı olarak, en az onun kadar önemli bir gelişme de Diyarbakır'da yaşandı.
Diyarbakır'da iki gün boyu toplanan Demokratik Toplum Kongresi'nin eşbaşkanlığına Ahmet Türk ile Aysel Tuğluk getirildi. Dikkatleri YAŞ'a yoğunlaşmış kamuoyunun dikkatlerinin, bu hayati önemdeki gelişmeyi yeterince kavrayamaması ve değerlendirememiş olması mümkün. BDP zaten varken, onlarca hatta yüzlerce mensubu cezaevlerinde bulunan KCK'nın ne olduğunu sökmeye çalışırsan, 'Demokratik Toplum Kongresi' neyin nesi sorusu akıllara gelebilir. Bazı devlet kurumların nezdinde, Demokratik Toplum Kongresi, PKK'nın 'yasama organı' olarak algılanıyor...
Aldığımız duyuma göre, 15 Ağustos hatta daha da öncesinde 13 ya da 14 Ağustos'ta PKK'nın 'ateşkes ilanı' ciddi bir ihtimal halinde. Gerçi bu Ramazan boyunca uygulanacak 'geçici bir ateşkes' gibi olacak gözüküyor ama kalıcı olmaya dönüşmesi de yabana atılmaz bir ihtimal. Şiddet tırmanışının hemen ardından, Diyarbakır'da 99 sivil toplum örgütü, son olarak Demokratik Toplum Kongresi ve aynı şekilde BDP, 'ateşkes' çağrılarını yüksek sesle ifade ettiğine göre ve benzer 'sinyaller' Kandil'den konuşan Murat Karayılan'dan da alındığına göre, çok yakında bir 'ateşkes' duymak, sürpriz teşkil etmeyecek. Elbette, Batman'da insan hakları savunucusu eski Batman Baro Başkanı ile HEP'li bir ailenin PKK mayınlarıyla hayatlarını kaybetmesi de, 'artık yeter' duygusunu PKK etkisindeki Kürt kesimlerinde hissettirmiş ve bardağı taşırmış bir durumda. PKK'nın Kürt halkı nezdindeki imajı ve kendi selameti açısından da, 'ateşkes'e yönelmesi karşılık göreceği beklentisiyle- mantıklı bir gelişme olacak. Kuşkusuz, bütün bunların 12 Eylül Anayasa Referandumu açısından da önemi ve değeri bulunuyor. 12 Eylül referandumunun, silahların sustuğu bir ortamda gerçekleşmesi, Kürt halkının serbestlik içinde 'evet' kullanmasına imkân verecek. BDP, 'boykot' kararından resmen dönmese bile, 'boykot' için tüm güçlerini seferber etmediği ve 'halkın kararına saygılı davranacağını' açıkladığı takdirde, Türkiye'nin kendi yararına olacak 'demokratik gelişmesi'nin önünü açacak.
Aynı sağduyuyu, İmralı'nın da göstermesi beklenmelidir. Özellikle, son YAŞ kararlarının, İmralı'ya kendiliğinden ilettiği bir mesaj söz konusu. İmralı, Türkiye'deki güçler dengesinin 'asker ağırlığı'nı göz önüne alarak, 'denklemi' ona göre kuruyor, kendisinin ve Kürt siyasi hareketinin geleceğini o 'asker ağırlığı'nı göz önüne alarak oluşturduğu siyasi pozisyonlarla belirlemeyi esas alıyordu. Gelinen nokta, Türkiye'nin ufkunda 'sivil ve demokratik siyaset'in ağır basacağı hükmünü İmralı'ya verdirirse ki, verdirmesi gerekir- oradan gelecek 'mesajlar' da, gerek kendi bireysel geleceği ve gerekse Kürt siyasi hareketinin genel çıkarları açısından, 'yeni denge' hesaplanarak verilecektir. YAŞ kararlarıyla, Demokratik Toplum Kongresi'nin eş başkanlığa Ahmet Türk ve Aysel Tuğluk'un birlikte okumak gerekiyor. 12 Eylül referandumunun ve o bağlamda 'Türkiye'nin demokratik geleceği'nin önü, geçen haftaya oranla, şu anda çok daha açık. PKK'nın ateşkes ilanı ve İmralı'dan gelecek sağduyulu mesajla daha da açılacak.
Cengiz Çandar RADİKAL


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



