GATA‘ya tedavi olmak için giden Mehmetçikler meğerse etik kurul izni olmayan bir çalışmada adeta kobay yapılmış. Görüntüler internette, muhtelif haber kanallarında yayınlandı. İzleyenlerin kanını donduran görüntülerde, Mehmetçikler başlarına uygulanan bir şokun etkisiyle istem dışı hareketlerde bulunuyorlar. Kendini kontrol edemeyen askerler sağa sola çarptıktan sonra zorla zaptedilebiliyor.
Normal şartlarda, etik kurulu izinleri alınmış klinik bir deney sırasında bunlar yaşanmış olsa tolere edilebilirdi. Fakat haberlerimizin detaylarında da görmüşsünüzdür; deneyle ilgili gerekli izinler alınmamış. Üstelik 2007 ve 2008 yıllarında yapılan bu çalışmalar GATA etik kurulundan 2009‘da alınan başka bir rapora ‘ilintilenmiş.‘ Fakat orada da çalışmanın erler üzerinde yapılacağına dair bir ibare yok. Kaldı ki Helsinki Bildirgesi askerler ve mahkûmlar üzerinde yani ‘kısıtlılar‘ üzerinde çalışma yapılmasını yasaklıyor.
Haber çıktıktan sonra Genelkurmay bir açıklama yaptı ve gerekli izinlerin alındığını söyledi. Fakat Sağlık Bakanlığı daha sonra yaptığı açıklamada kendilerinin bu konudaki tek otorite olduğunu hatırlatıp ‘klinik çalışma için bakanlık izni şart‘ deyip GATA‘dan bilgi istediğini duyurdu. Kaldı ki GATA‘daki Etik Kurul Defteri‘nde ilgili çalışmanın karşısında "Bakanlığın izin vermesi şartıyla" ifadesi var. Görünen o ki Genelkurmay yanlış bilgilendirilmiş. Genelkurmay da yanlış bilgi üzerine kamuoyuna açıklama yapmış oldu. Hatırlanacağı gibi GATA ve etik dışı uygulamalarla ilgili tek örnek bu olay değil. Geçen yıl da bir başka klinikte, kanser hastaları üzerinde izin alınmadan yapılan bir çalışmanın haberini yapmıştık.
Bugünkü haberimizde kobay yapılan Mehmetçik‘in annesi konuşuyor. Oğlunun nasıl kullanıldığını anlatıyor. Annenin anlattıkları vicdanları kanatan türden. Şu aşamada ‘kol kırılır yen içinde kalır‘ mantığını bir kenara bırakıp esaslı bir soruşturma yapmak gerekiyor. 113 yıllık koskoca GATA‘da tuhaf işler oluyor ve biz bunları ancak medya üzerinden öğrenebiliyoruz. Olan da Türk milletine oluyor. Peygamber Ocağı saydığı asker ocağına oğlunu gönderen her anne baba ‘acaba oğlumun başına ne gelecek‘ endişesi yaşamaya başlıyor. Ya sorunlu bir teğmen, bombanın pimini çekip askerin eline verebiliyor ya da hastalanıp gittiği GATA‘da kobay yapılabiliyor...
Adem Yavuz Arslan BUGÜN





