milli gazete

YayınlarVideoFotoğraf


  1. ARSIV
  2. VIDEO
  3. Sarı Sayfalar

  • ANASAYFA
  • YAZARLAR
  • GÜNDEM
  • SAĞLIK
  • EKONOMİ
  • DÜNYA
  • HABER
  • SPOR
  • AİLE HAYAT
  • KÜLTÜR

28 MAY 2012 PZT
  • HABER INDEKSI
  • ANKET
  • BENİM SAYFAM

GERİ İLERİ
  • YA ALLAH!
  • YENİ BİR DÜZEN KURMANIN VAKTİ GELDİ
  • MÜSLÜMAN GENÇLER İSTANBUL'DA BULUŞTU
  • FETİH NAMAZI
  • FETHİMİZ MÜBAREK OLSUN!
  • ÜŞÜTMEYE KARŞI ETKİLİ (CİĞEROTU)
  • FETHİN ERLERİ HOCASIYLA BULUŞTU
  • MİLLİ GÖRÜŞ BARIŞIN DİLİDİR
  • İSTANBUL, İSLAM DÜNYASININ LİDERLERİNE EV SAHİPLİĞİ YAPACAK
  • BU OLACAK AYASOFYA!

Katolik okullarındaki 'pedofil' olayı
Papa XVI. Benedickt'in zor sınavı

1 08 NİSAN 2010
PER 11:57

[-] Normal [+]
  • Özel Dosyalar
  • Tavsiye Et
  • Yazdır
  • Yorum Yaz

Katolikler, bugünlerde hemen bütün Batı Avrupa'da birkısım yatılı Katolik okullarında bizzat rahip ve rahibelerin odağında olduğu "cinsel taciz", "sübyancılık/pedofil" suçlamalarıyla yüz yüze.

  • Papa XVI. Benedickt'in zor sınavı -

İrlanda, Almanya ve Hollanda başta olmak üzere birçok Batı Avrupa ülkesi yaklaşık bir aydır bu haberlerle çalkalanıyor. Gün geçmiyor ki Avrupa medyasında bununla ilgili yeni bir ihbar, yorum ve haber çıkmasın. Şu ana kadar farklı ülkelerden gelen bizzat olayın kurbanlarının veya gören ve işiten kişilerin yaptığı taciz ihbarlarının 650'yi geçtiği haber veriliyor. Batı basını bu tür haberlerle çalkalanırken Türk basınında, bir kaç küçük haber dışında bilebildiğim kadarıyla herhangi bir yorum ve analize konu edilmedi.  Avrupa basınında yer alan bilgilere göre, Almanya'daki 27 psikoposluk bölgesinin 20'sinde Katolik yatılı okullarda çocukların cinsel istismara uğradığı, sık sık dövüldüğü ve öğrencilere uyuşturucu ve içki tedarik edildiği ifade ediliyor. Der Spiegel Dergisi, 1950'li yılların sonunda Etterzhausen adlı yatılı okulun müdürü olan bir Katolik rahibin, çocukları çırıl çıplak soyarak dayakla cezalandırdığını, 1980'li ve 1990'lı yıllarda çocukların sistematik bir şekilde dövüldüğünü ve ayrıca rahip yetiştiren okullarda cinsel tacizin 1980'li yıllardan bu yana sistematik bir şekilde devam ettiğini yazmıştır.

Önce İrlanda'da ortaya çıktı

Cinsel taciz olayı, 2007 yılında Katolik Kilisesi aleyhine yüklü miktarda tazminata konu olan ABD'deki olaylar hariç tutulursa, Avrupa'da ilk önce İrlanda'da ortaya çıktı. Ancak oradaki olaylar, ilk başlarda fazla dikkat çekmedi. Buna göre İrlanda'da Katolik kilisesine bağlı papaz ve rahibelerin binlerce çocuğa cinsel tacizde bulunduğunun ortaya çıkmasının ardından bu kişiler, kilise tarafından görev yaptıkları yerden başka yerlere atanarak korunmaya alınmışlar ve yeni görev yerlerinde de "pedofiliye (sübyancılığa)" devam etmişler. Yaklaşık elli yıl süreyle bu böylece devam etmiş.

Cinsel taciz olayının esas vehamet ve boyutları, 16. asırda Fransa'da kurulmuş bir hıristiyan mezhebi olan Cizvitlere ait Almanya'nın en saygın kolejlerinden olan Berlin'deki Canisius Koleji'nde patlak vermesiyle büyüdü. Daha sonra bu tür vakaların Cizvit Tarikatı'na bağlı diğer okullarda da yaygın olduğu ancak şimdiye kadar üstünün örtüldüğü anlaşıldı. Canisius Koleji'ndeki cinsel taciz hadisesi ortaya çıkar çıkmaz, daha önce şu veya bu sebeplerle üstü örtülmüş olan olaylara yönelik şikayetler, olayın mağdurları ve görgü tanıkları tarafından medyaya yansıtıldı. Şu ana kadar Almanya'da 250 mağdurun suç duyurusunda bulunduğu medyaya yansıyan bilgiler arasında.

Canisius Koleji ile ilgili skandal, Aralık ayında tarikata ait bir dergide yayımlanan makaleyle ortaya çıktı. Ocak ayı sonunda kadar, okul müdürü Peder Klaus Mertes'e yedi taciz mağduru başvurdu. 1994'ten beri okulda görev yapan Mertes, okulun eski öğrencilerine bir mektup yazarak okulu adına tüm mağdurlardan özür diledi. Mektup daha sonra basına yansıdı. Mertes, zaman aşımına uğraması nedeniyle suçluların cezalandırılmayacağını, ancak suistimal olaylarının açığa çıkarılması ve yaşanan acıların açtığı yaraların az da olsa tedavisi için "kurban"ları ifade vermeye çağırmış ve böylece Almanya tarihinde ilk kez Katolik Kilisesi, bir konuyla ilgili olarak resmen özür dilemiştir. Almanya Piskoposlar Konferansı Başkanı Robert Zollitsch, olayı Papa 16. Benedict'e götüreceğini söylemiştir. Cizvit Tarikatı'nın Almanya yöneticisi Stefan Dartmann da "Mağdurlar, sıkıntıcı verici anıları beraberlerinde taşıyorlar ve şimdi de seslerini yükseltiyorlar. Bunun için onlara teşekkür ediyorum. Kolejde yaşanan tüm olaylardan ve o dönemin tarikat sorumlularınca gereken tepkinin verilmemesinden dolayı da özür diliyorum" demiştir.

Olaylara yönelik tazminat davaları

Öte yandan İrlanda, Almanya, Avusturya ve Hollanda'da ortaya çıkan cinsel taciz olayının kurbanlarının Katolik kilisesine karşı tazminat davası açmayı planladıkları ve bu bağlamda ABD'de yaşanan benzer bir olayın davasıyla ilgilenen avukatlarla irtibat kurdukları da medyaya yansıyan haberler arasındadır.

Bilindiği üzere ABD'de, Roma Katolik Kilisesi'ne bağlı Los Angeles Başpiskoposluğu, 2007 yılında kiliseye bağlı papazların karıştığı cinsel taciz olayları nedeniyle açılan davaları sona erdirmek amacıyla 650 milyon dolar tazminat ödemeyi kabul etmişti. Yine Portland Eyaleti Kardinalliği 2004 yılında cinsel taciz sebebiyle ödediği tazminatlarla iflas etmişti. Ayrıca 2008 yılında da Kilise, 376 milyon dolar tazminat ödemişti. Amerika'da basına yansıyan tazminatların toplamının 2 milyar dolar olduğu haber veriliyor. Ancak bütün bu tazminatlara rağmen Papalık dini, yönetimsel ve kurumsal olarak başka bir tedbir alma yoluna da gitmeyip suskun kalarak adeta olayın unutulmasını ve üzerinin örtülmesini beklemiştir.  Halbuki Amerika'daki olay, boyutları itibariyle ilgili Katolik din adamlarının cezalandırılması için fazlasıyla vahimdi. Öte yandan 1950 yılından günümüze kadar Amerika'daki cinsel taciz olayları sebebiyle açılan tazminat davaların toplamının 14.000 olduğu ve ayrıca her sene bu anlamda 700 ile 800 arasında başvurunun yetkililere ulaştırıldığı bildiriliyor. 2008 Amerika'yı ziyareti sırasında bizzat Papa'nın kendisi de kurbanların pek çoğu ile birebir görüşme yapmıştı. Ayrıca İrlanda konusunda da Papa'ya kalın iki ayrı dosya da sunulduğu da bildiriliyor. İrlanda'daki yaklaşık 152 rahip ve rahibenin isminin geçtiği olaylar, toplam 14.000 kişinin tazminat davası açmasına ve 850 bin euro tutarında tazminat ödenmesine yol açacaktır.  Olayların büyümesi, zoraki de olsa, hükümetleri de harekete geçirmiştir. Federal Almanya Eğitim Bakanlığı Katolik ve Protestan okul temsilcileri ile 23 Nisan'da bir zirve yapma ve bu zirvede olayları araştırmak üzere bir komisyon oluşturmaya karar vermiştir. Almanya Başbakanı Angela Merkel de, cinsel taciz skandallarının artması üzerine, bu konuda "geniş ve yoğun" bir tartışma yürütülmesini desteklediğini açıklamıştır. Ancak şu an ortaya çıkan taciz iddialarının 20 - 30 yıl öncesine dayanması, Almanya'da cinsel suçların zaman aşımı süresine takılmasını ve olayın sorumlularının herhangi bir ceza almayacağı yorumları yapılmaktadır.

Burada son olarak gerek Batı medyasının gerekse karar vericilerin takındığı çifte standarda işaret etmemek eksiklik olur. Şöyle ki: Katolik okullarındakine benzer bir skandal, şayet Müslüman kurum ve kuruluşlarında ortaya çıkmış olsaydı, dünya ayağa kalkar ve doğrudan İslamiyet suçlanır ve bütün Müslümanlar zan altında bırakılır ve binlerce habere, köşe yazısına ve belgesellere konu edilirdi. Yakın tarihlerde Hollanda'daki Faslılara ait bir camide Kur'an dersleri sırasında dövüldüğü iddia edilen bir çocukla alakalı günlerce haber ve yorum yer almıştır. Esasen Müslüman bir ülke olan Türkiye'deki bazı medya kuruluşları açısından da durum değişmezdi. Burada esasen benim işaret etmek istediğim bu tür olaylar haber yapılırken Müslümanlar aleyhine son derece taraflı, çifte standartlı davranıldığını vurgulamaktır. Yoksa yanlışlık olduğu ortaya çıkan herhangi bir olay, hangi kurum-kuruluş ve din mensubundan gelirse gelsin yanlışlığı vurgulanmalı, deşifre edilmelidir. Katoliklerin odağında olduğu son cinsel taciz olaylarına yönelik incelemelerden ne tür tedbirler çıkacak şimdiden kestirmek zor olsa da, bilinen bir gerçek var ki, daha şimdiden Katolik Mezhebi ve inancının bütün dünyada ciddi bir yara almış olmasıdır.

Katolikler ve Papa XVI. Benedict'in zor sınavı

Taciz skandalının boyutun oldukça geniş olması hiç şüphesiz Vatikan'ı ve dolayısıyla da Papa XVI. Benedick'ti zor durumda bıraktı. Zira olay, şu üç açıdan Papa XVI. Benedict'e uzanıyor:  1. Ağabeyinin 30 sene boyunca yönettiği 1000 yıllık erkek yatılı okulunun eski bir mezununa atfen Der Spiegel'de yayımlanan yazıya göre Papa'nın ağabeyi George Ratzinger'in yöneticilik yaptığı 1964-1994 yıllarından öncesinde taciz olaylarının yaşandığını belirtmiştir. George Ratzinger, Regensburg'da Katolik Kilisesi'ne ait bir okulda koroyu yönetirken yaşanan olaylarla ilgili olarak, çocukların dövüldüğünü ayrıca kendisinin de bir tokat attığını itiraf ederken "cinsel tacizlerden hiç haberi olmadığını" ileri sürmüştür. Halen 86 yaşında olan din adamı ve eğitimci, 70'lerin sonuna kadar bu tür olaylar yaşandığını kabul etmiştir. Papa'nın kardeşinin okulundaki bu olaydan haberdar olmaması düşünülmemelidir.

2. 1977-1982 yılları arasında baş papaz olarak görev yaptığı Münih'te de benzer olayların yaşandığı halde hiç bir işlem yapmaması.

3. 2005 yılında papa olmasından bu yana yaklaşık 300 cinsel taciz vakasının Vatikan'a ihbar edildiği ve Papa'nın da bu tür olayların bundan böyle olay mahallinde müdahale edilmemesini ve Vatikan'a bildirilmesini istediği ancak son olay patlak verinceye kadar da bir işlem yapılması yönünde adım atmadığı. Mesela daha önce Amerika'da bazı kilise yönetimlerinde rahip ve rahibelerin yaklaşık 'inin cinsel taciz yaptığı ortaya çıkmıştır. Olayların sevindirici tarafı şudur ki, bu skandal dolayısıyla artık pek çok Katolik papaz, şaşkınlıklarını gizleme lüzumu hissetmemekte ve mezheplerine yönelik eleştirilerini esirgemeyerek olayların şeffaf bir şekilde araştırılmasını talep etmektedir. Bazı din adamları da sokakta dolaşırken utanır hale geldiklerini söylemekten çekinmemektedir. Bu arada sokaktaki insanlar da genelde Katolik inanç ve öğretilerine yönelik tereddütlerini bildirmektedir. Hatta tepkiler, Papa'nın, St. Pieters Meydanı'nda halka ve turistlere konuşma yaparken kendisine yönelik "sözlü" sataşmalara, bağırmalara ve yumruk sallamalara kadar varmasına yol açmıştır.  Ancak bütün bu eleştiriler, daha ziyade Katolik Kilise yapılanması içindeki "ruhbanlık" kurumuna yöneltilmekte bu kurumun insan ruh sağlığına uygun olmadığı görüşü dillendirilmektedir. Mesela Augsburg'lu papaz Walther Mixa, "sübyancılık" olaylarından kilisenin ve din adamlarının değil, 'cinsel yozlaşma ve ruhbanlık kurumunun sorumlu olduğunu" söylemiştir. Katolik rahip ve rahibelere dini eğitim veren Hollanda Tilburg Katolik Üniversitesi Teoloji Fakültesi'nden Anke Bisschops ise "ruhbanlık" uygulamasının kaldırılması gerektiğini savunmaktadır. Bütün bunlar esasen "İslam'da ruhbanlığın olmadığı" yönündeki hükmün önemi bir kez daha ortaya koyan açıklamalardır. Tabiatıyla son olarak meydana çıkan olaylara sadece ruhbanlığın yol açmış olduğunu söylemek insaflı olmayacaktır. Dolayısıyla olayın köklerinin çok daha derinlerde olduğu ve yönetimsel yanlarının bulunmakla birlikte Katolik "din adamı" kimliği ve eğitimiyle de yakından alakalı olduğu vurgulanmaktadır. Bütün bu durumlar ise, Katolikler için, radikal kararlar almayı gerektiren, tam bir kriz halini işaret etmektedir.

Batı Avrupa'da ve Amerika'da Katolik kilisesinin itibarının ağır yaralar alması, birçok çevrede kaygıyla izlenirken gözler Vatikan'a çevrilmiştir. Yıllarca gizli kaldıktan sonra bir anda gündeme gelen ve artık gizlenemeyen cinsel taciz olayları üzerine Vatikan, 20 Mart Cumartesi günü yayımladığı papazlara yönelik mektupta olayların ilk patlak verdiği ülke olan İrlanda'daki durumu kınayıcı açıklama yapmış ve bunun "büyük günah" olduğunu ifade ederek olayların araştırılması talimatını vermiştir. Papa'nın bu mektubu oldukça önemli bir adım olsa da, sadece İrlanda'daki istismarları hedef alıp kınaması, Almanya ve Amerika'daki olayları görmezden gelmesi, inandırıcılıktan yoksun bir adım olarak değerlendirilmektedir. Ayrıca Papa'nın, henüz Vatikan'da kardinalken, tacizcileri yargıya ihbar edenlerin aforoz edilmesini tavsiye eden komisyonun başında olduğunun bildirilmesi de, bu yöndeki tereddütlerin haklı olma ihtimalini güçlendirmektedir. Kiliseden özgürlükçü düşünceleri nedeniyle aforoz edilen Alman Ute Ranke Heinemann'ın, "Ratzinger'in şimdiye kadar sübyancılığı koruyan sistemin içinde yer aldığını, olaylar üstü örtülemeyecek hale gelince sadece şov yapıp timsah gözyaşları döktüğü" yönündeki beyanatı bu açıdan not edilmelidir. Bununla birlikte gerek Papa'nın 20 Mart tarihli İrlanda'daki olaylara yönelik mektubunu gerekse Federal Almanya'daki Katolik Kilisesi başkanı Roberth Zollisch'in Almanya'daki olayların araştırılacağı yönündeki açıklamalarını ve meseleyi bizzat Papa ile görüşmek üzere Vatikan'a gitmesini de önemsemek gerekir. Yine Hollanda'daki durumu araştırmak üzere, Katolik kilisesi tarafından bir araştırma komisyonunun kurulması da, bu yönde atılmış önemli bir adım olsa gerektir.

Katolik okullarındaki 'pedofil' olayı yazı dizisinin bölümleri

  • 1. bölüm : Papa XVI. Benedickt'in zor sınavı08-04-2010
Geri izlemetrackback
  • staticsBu yazı Özel Dosyalar bölümü’nde 08.04.2010 tarihinde yayınlandı
  • feedBu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için tıklayınız
  • yer Kaynak: Doç. Dr. Özcan Hıdır - Rotterdam İslam Üniv. İlahiyat Fak. Dekanı / Türkiye
  • tags Etiketler: norveç, katolik, almanya, kilise, papa, benedickt, hollanda, irlanda, avrupa, abd, roma,
Merhaba, yorum yazmak için oturum açınız

yorum yaz

Yorum yazmak için oturum açmanız gerekiyor.
Üye değilseniz, sadece bir dakikanızı ayırarak hemen üye olabilirsiniz.

Oturum açtıktan sonra bu sayfaya otomatik olarak yönlendirileceksiniz.
shape
  • Özel Dosyalar

    diğer yazı dizileri en çok yorumlananlar en çok tıklananlar en çok tavsiye edilenler
    1. Irak Kürtleri "Haşimi Olayıyla" Sünniliği hatırladı
    2. Bağımsızlık hakkımız ama kullanmak istemiyoruz
    3. "Mem û Zin Tower"de Happy Nawroz
    4. ÖGM, DGM'nin üniformasızı mı? Vesayeti yıkan yargı mı?
    5. Devlet Güvenlik Mahkemeleri
    6. İlk Özel Yetkili Mahkeme: Abdulhamid'in Yıldız Mahkemesi
    7. AVM'ler Mescitsiz toplum projesi mi?
    8. Bodrumlara sürgün edilen mescitler
    9. Panorama 2011
    10. Panorama 2011
    1. Bağımsızlık hakkımız ama kullanmak istemiyoruz
    2. Irak Kürtleri "Haşimi Olayıyla" Sünniliği hatırladı
    3. Devlet Güvenlik Mahkemeleri
    4. ÖGM, DGM'nin üniformasızı mı? Vesayeti yıkan yargı mı?
    5. İlk Özel Yetkili Mahkeme: Abdulhamid'in Yıldız Mahkemesi
    6. "Mem û Zin Tower"de Happy Nawroz
    1. "Mem û Zin Tower"de Happy Nawroz
    2. İlk Özel Yetkili Mahkeme: Abdulhamid'in Yıldız Mahkemesi
    3. Devlet Güvenlik Mahkemeleri
    4. ÖGM, DGM'nin üniformasızı mı? Vesayeti yıkan yargı mı?
    5. Bağımsızlık hakkımız ama kullanmak istemiyoruz
    6. Irak Kürtleri "Haşimi Olayıyla" Sünniliği hatırladı
    1. İstenen kriterde içerik bulunamadı !
  • Yazı dizileri

    diğer yazı dizileri en çok yorumlananlar en çok tıklananlar en çok tavsiye edilenler
    1. Kimse ile hesaplaşma derdimiz yok
    2. Nijer'in madenleri hâlâ sömürülüyor
    3. Nijer'de hayat yine de güzel
    4. Nijerlilerin 'Baharı' iş ve aş
    5. Para içinde yüzen bir adam
    6. Kültür başkenti Kuveyt
    7. Kongrede gözyaşlarımıza hakim olamadık
    8. Kuveyt Kalkınma Sandığı bölgenin can simidi
    9. Petrolle ilgili politikalar devletlerin siyasetleridir
    10. Erbakan'ın vefatı İslâm dünyası için büyük kayıp
    1. İstenen kriterde içerik bulunamadı !
    1. İstenen kriterde içerik bulunamadı !
    1. İstenen kriterde içerik bulunamadı !
  • Röportajlar

    diğer yazı dizileri en çok yorumlananlar en çok tıklananlar en çok tavsiye edilenler
    1. İnsanlığın Saadeti İslam ile mümkündür
    2. Fetih Bir Başkaldırıdır
    3. Erbakan bir dünya lideriydi
    4. Batıdan alacağımız çözümler bize çare olamaz
    5. Dört ülkeyle aynı anda savaşa girebiliriz
    6. "IFRD'yle daha yaygın ve etkin yardım sağlanacak"
    7. Terör yerine başörtülü eşim takip edildi
    8. Batı, kendine demokrasi, bize diktatörlük istiyor
    9. Tek suçum tarihimi ve vatanımı sevmekti
    10. Doğu Anadolu'yu "uçuracak" proje
    1. Dört ülkeyle aynı anda savaşa girebiliriz
    2. Erbakan bir dünya lideriydi
    3. Sovyet döneminden beter durumdayız
    4. Tesettürde modanın kalbi Tekbir'le İstanbul'da atıyor
    5. Tek suçum tarihimi ve vatanımı sevmekti
    6. Erbakan’ın yerli oto çabasını unutmayız
    7. Batıdan alacağımız çözümler bize çare olamaz
    8. Mazlumun derdine ortak oluyoruz
    9. Yakın tarihin en hoşgörülü lideriydi
    10. Boşnak soykırımının boyutları ortaya çıkacak
    1. Erbakan’ın yerli oto çabasını unutmayız
    2. Mazlumun derdine ortak oluyoruz
    3. 1453 Hukuk Sistemine Göre Ayasofya...
    4. Yakın tarihin en hoşgörülü lideriydi
    5. Meğer Öcalan kadar tehlikeliymişiz
    6. Türkiye diplomasi gücünü yitirdi
    7. Tesettürde modanın kalbi Tekbir'le İstanbul'da atıyor
    8. Sovyet döneminden beter durumdayız
    9. Boşnak soykırımının boyutları ortaya çıkacak
    10. "İstanbul'daki deprem riski büyük"
    1. İstenen kriterde içerik bulunamadı !
Günün Haber İndeksi
Arşiv & Arama
Gazete Aboneliği | Gündem | Ekonomi | Dünya | Haber | Kültür Sanat | Spor | Medya | Sayfa Başı
Kullanım Şartları | Seri İlan Kullanım Şartları | Seri İlan Hizmetin İade Şartları | Gizlilik İlkeleri | Kurumsal |Yazarlar | Multimedya | Arşiv | Reklam |Irtibat
Sponsor Bağlantılar : Kombi | Özgür Kocaeli Gazetesi

Firma Kayıt rss

Yardım ve Sık Sorulanlar FAQ

Copyright 2005 - 2008 Milli Gazete Basın Yayın A.Ş

prodestek