28 Şubat süreciyle lağvedilen "Özel Harekât" artan terör saldırılarıyla yeniden gündeme geldi. Ancak Özel Harekât birimini aktif hale getirmek için yapılan çalışmaların 2004 yılında başladığı ortaya çıktı.
1983 yılında, terörle mücadelede kullanılmaya başlanan, Susurluk sürecinin ardından bu sorundan el çektirilen özel harekat polisleri, yeniden terörle mücadelede etkin bir şekilde kullanılmaya başlanacak. Bunun ilk sinyalini Başbakan Recep Tayip Erdoğan vermiş, İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin de detaylandırmıştı.
Peki, 'Özel Harekat' nedir. Biraz hatırlatmak gerekirse konunun tarihçesi şöyle, Özel Harekat, 1983'te Asayiş Dairesi Başkanlığı bünyesinde Şube Müdürlüğü ve Grup Amirlikleri olarak teşkilatlandırıldı. 1987 yılında Asayiş Daire Başkanlığı'ndan alınarak Terörle Mücadele ve Hareket Daire Başkanlığı'nda Özel Harekat Şube Müdürlüğü olarak konumlandırıldı. 1983 yılında Güneydoğu'da şiddetin bir hayli tırmandığı bir dönem, şimdinin Ergenekon tutuklusu eskinin Özel Harekat Daire Başkan Vekili İbrahim Şahin, BOTAŞ müfettişi Korkut Eken'i Özel Harekat'ın kırsal timlerinin başına getirdi.
Korkut Eken Özel Harekât'ın başında!
Özel Harekatın asıl görevi kırsaldaki terör faaliyetlerini engellemek, rehin alınan kişi veya kişileri kurtarmaktı. Özel Harekatçılar gelişmiş silahları da kullanma becerisine sahip. 90'lı yıllarda 6 bin timle faaliyet gösteren özel Harekatın, Susurluk sürecinin ardından bu soruna müdahil olması engellendi. 2004 yılına gelindiğinde Özel Harekâtçı polisler ABD'nin Delta Force timleri tarafından eğitilmeye başlandı. 2005 yılının Temmuz ayında ise yeniden özel harekât kursu açılmaya başlandı.
"Asker, polisi kendisine karşı bir güç olarak gördü"
Eski özel Harekâtçı Necmi Ketenci ise hükümetin kararını "geç kalınmış bir karar" olarak nitelendirdi. Kararın göstermelik olmamasını, sözde kalmamasını ve toplumun gazı almaya yönelik yapılmaması isteyen Ketenci, iyi yetişmiş bir Özel Harekât polisinin 3 ay gören bir erden daha etkin bir şekilde terörle mücadele edebileceğini söyledi. Şu anki Özel Harekât polislerinin arazi tecrübesi olmadığını söyleyen Ketenci de Özel Harekâtçılara yönelik yapılan tasfiye girişimini hatırlattı. "Asker polisi kendisine karşı bir güç olarak görmeye başlamıştı" diyen Ketenci, "Böylece Genelkurmay'dan bir yıpratma operasyonu yapılmaya başlandı. Parmağımıza taktığımız yüzüklerden bıyıklarımıza kadar konuşuldu. Halka adeta birer öcü olarak gösterildik. 28 Şubat'ın bir ayağı da Özel Harekâta yapılan bu operasyondu" dedi.
Özel harekatın silahları orduya verildi
Gazeteci Ahmet Turan Alkan da bu tasfiye operasyonunun 28 Şubat süreciyle birlikte yürüdüğünü düşünüyor. Post-modern darbe sürecinde ordu ve emniyetin istihbarat fraksiyonları kadar antiterör timlerinin de karşı karşıya geldiğine dikkat çeken Alkan, "Ordunun istihbarat birimleri, Emniyet Genel Müdürlüğü istihbaratını etkisizleştirdi. Terörle mücadelede de benzer bir olay yaşandı. Emniyetin devlet içindeki yeri yeniden belirlendi ve elbette eskisine nisbetle bu yer daraltıldı. Antiterör timlerinin elindeki ağır ve uzun namlulu silahlar, orduya devredildi. Her iki kuruma ait istihbarat örgütlerinin çalışma alanları yeniden belirlendi ve Emniyet, bu güç paylaşımında dikte edileni kabul eden taraf oldu." ifadelerini kullandı.
Özel harekatin tasfiyesi yanlıştı
Eski Emniyet Genel Müdürlüğü APK Daire Başkanı Nihat Dündar, Terörle mücadelenin herkes tarafından yapılamayacağına vurgu yaparak, Özel Harekât şubesinin ilk kurulduğu dönemlerde etkin bir şekilde bu görevi yerine getirdiğini belirtti. Terörle mücadeleyi bir "ihtisas işi" olarak tanımlayan Dündar, 20 yaşındaki acemi gençlerle bu sıkıntının aşılamayacağını vurguladı. 28 Şubat'ın ardından Özel Harekatın tasfiye edildiğine değinen Dündar, söz konusu tasfiye sürecinin son derece yanlış olduğunu söyledi.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Kaynak: Cihat Arpacık / Türkiye
Etiketler:



