Yedi yıllık... Meclis‘te tek başına çoğunluk... Köşk elde, Meclis Başkanlığı elde, Başbakanlık elde... Hadi askeri bir yana, sivil istihbarat örgütleri elde...

Az gidip uz gidip sonunda "sokak iç savaşı"nda bulmuşsa kendini, sorumluluğu önce kendinde arayacak. Gecikmeler ile telaşlar arasında "zemin"! nasıl müsait kıldığına bakacak. Onca yıl ciddi adım atmadan, en müsait ortamları ıskalarken, bir gün aculluk etmiş mi... "Gaz ölçümü" yapmadan dinamit ateşlemiş mi, ona bakacak. İyi niyetle "analar ağlamasın" demek hoştu elbet. Çoğumuzun arzusuydu bu. Lakin, eğer içten dıştan kuşatılmış, çomaklanmışsa, terörle dinamitlenmişse, hepsine elverişli olmaktan bir türlü çıkamamak iktidar basiretsizliğidir. Bu sözler; çok sorumlu, demokrasiye adanmış, ülkenin ruhunu açacak çözümler üretmiş muhalefet olduğundan değil elbet. Lakin, "tek başına" iktidar; devlet, Meclis, güvenlik, istihbarat... yasama ve yürütmede "muktedir" parti varken, muhalefet dövmenin de manası yok.

Kanaatim uzun süre hep şöyle oldu: Türkiye‘nin (tabii iktidarın) burnunu sürtmek üzere; ABD‘de bir süre ciddi iktidar da olan bir kesim, Almanya‘da bir kanat, İsrail‘in çeşitli birimleri, burada kaosçu, komplocu, darbeci, iç savaşçı bir katman ile PKK‘nın kökten maşalaş-mış kancı bir parçası arasında hep bağ oldu. Bu ülkenin (iktidarın) o sırada "cezalandırılması" gerektiğinde, birbiriyle bağlantılı, birbiri peşi sıra çok olay oldu. Tamam da... Ne otobüsü yakan çocuk bunu böyle bilir... Ne o çocuklara karşı satırı kapan esnaf! Bu ikisini oradan, birbirinin ecelinden, birbirinin nefretinden, bir ötekinin şiddetinden uzak tutacak iklimden birinci derece sorumlu hükümettir.Öyle muhalefetle konuşmayarak, uzun süre DTP‘li eli sıkmayarak, naz niyazla, bir gün kendinizi yanan otobüs içinde bulursunuz; bir başka gün de taşlanan "öteki otobüs"ün içinde.

Çıkın en azından şunu deyin: Şu demokratik, siyasi, kültürel, ekonomik hakları, şu af ihtimallerini gündeme getirdik. Attığımız adımlar şöyle, atacaklarımız böyle. Lakin karşımızda, silah bir yana, "tek adam" için hepsini boş verecek, her adımı yakacak, halkı ateşe sürükleyecek bir yapı da var! Ne kadar iyi niyetli olursa olsun; yalapşap, hukuksuz, gaz ölçmeden dinamit gibi patlatılmış, kâbus gibi çökmüş bir "sınırdan kabul" ötesinde, hangi adım, hangi ufuk? Durmadan "kuşku" ifade ediyorsunuz ya, çıkın en azından şunu deyin: Elimizdeki bilgiler şunlar... Şu olayların hepsi arasında bağ, bağlantı var... Memleketin "iktidarı" da, herhangi bir muhalefet partisi, sıradan vatandaş gibi yakınmayla, kuşkuyla, keşkeyle yetinecekse... Asıl iktidar kim hocam?

Muhabir: Haber Merkezi