Türkiye'nin ve dünyanın sayılı koleksiyoncularından biri olan Tuncay Kara ile arkadaşımız Müslim Coşkun önemli bir söyleşi gerçekleştirdi. Söyleşiyi ilgiyle okuyacağınızı umuyoruz.
* İlk olarak şunu sormak istiyorum: "Neyi seversen sev, ayrılacaksın" gibi kadim bir kural varken, bir insan niye koleksiyon yapar?
Sonrasına değil de, daha çok o ana bakıyorum. Önemli olan, o an için aldığım keyiftir. Koleksiyonumda bulunmayan bir paraya veya objeye sahip olduğum zaman, bundan mutluluk duyuyorum. Buna karşılık, koleksiyonumla duygusal bir bağ kurmam. O bağı kurarsanız, ayrılmanız da güç olur.
* Kısaca kendinizi tanıtır mısınız?
1966 yılında İstanbul'da doğdum. Aslen Kastamonuluyum. 1993 yılında Anadolu Üniversitesi İktisat Fakültesi'nden mezun oldum. Mali Müşavirim.
* Kaç yıldır koleksiyon yapıyorsunuz ve koleksiyoncu olmaya nasıl karar verdiniz?
Yaklaşık 25 yıldan beri bilinçli olarak koleksiyon yapıyorum. Çocukluğumda yaptığım pul koleksiyonunu da sayarsak, bu tarihi daha geriye çekebiliriz. Cep telefonu ve internet, maalesef önce mektubu, sonra pul koleksiyonculuğunu insanlara unutturdu. Halbuki o yıllardaki pulculuk maceramız ne kadar heyecanlıydı.
Dediğim gibi, koleksiyon yapmaya 25 yıl önce başladım. İlk zamanlarda Türkiye Cumhuriyeti madeni ve kâğıt paraları biriktiriyordum. Sonrasında ise Osmanlı madeni paralarına yöneldim.
* Koleksiyonunuzdaki ilk paranın hikâyesini kısaca anlatabilir misiniz?
Koleksiyonculuk tarihimdeki ilk parayı hatırlamıyorum. Fakat ilk Osmanlı madeni parası dün gibi aklımda... Koleksiyon yaptığımı bilen bir akrabam, bir kutu yerli ve yabancı madeni para vermişti bana. Bunların içinden bir tanesi özellikle ilgimi çekti. Tabii o zamanlar internet yok, basılı kaynaklar yeterli değil vs. Biraz araştırdıktan sonra, o paranın İkinci Abdülhamit'e ait 5 Kuruş olduğunu öğrendim. O günden beri Osmanlı madeni paralarıyla ilgileniyorum.
Başka ilgiler
* Osmanlı madeni paralarının dışında, başka ilgileriniz de var mı?
Olmaz mı? Koleksiyoncu ruhu taşıyan herkes, yaptığı esas koleksiyonunun yanı sıra, başka şeylere de ilgi duyar. Benim de durumum böyle... Osmanlı madeni paralarının haricinde; Osmanlı madalyaları, Osmanlı kâğıt paraları, Osmanlı jetonları, Osmanlı rozetleri, Osmanlı dönemine ait kartpostallar falan da topluyorum. Kısacası, büyük bir aşkla, Osmanlıya ait her şeyle ilgileniyorum.
* Koleksiyonculuğun yanı sıra, nümismatikle ilgili yayınlara da imza atıyorsunuz. Yayınlanan ve yayınlanacak olan çalışmalarınızdan bahsedebilir misiniz? Ayrıca böyle bir şeye niye gerek duydunuz?
Öncelikle şunu söylemeliyim ki, yayın faaliyetleri bir ihtiyaçtan dolayı doğdu. Sultan Abdülmecit ile Sultan Vahdettin dönemini kapmayan son altı padişaha ait Osmanlı İmparatorluğu Madeni Paraları isimli bir katalogu yayına hazırladık. Türkçe ve İngilizce olarak çıkardığımız bu katalog, yirmiye yakın ülkede karşılık buldu, buluyor. Şimdiye kadar yapılmış en ayrıntılı katalog olarak kabul gördü.
Sadece paralarla ilgili bilgiler verilmiyor, koleksiyonculara yardımcı olacak ayrıntılar da veriliyor. Bir nevi, yardımcı ders kitabı gibi...
Önümüzdeki ay, kısmet olursa, İkinci Süleyman ile İkinci Mahmut dönemindeki paralardan oluşan kitabımız yayınlanacak. Ömrümüz ve imkânımız olursa, Osman Gazi'ye kadar gitmeyi planlıyoruz. Nasip diyelim. Öte yandan, Türkiye Cumhuriyeti madeni ve kâğıt paralarını kapsayan bir katalogumuz daha var. Bu çalışmaları Kaan Uslu ve Mehmet Fatih Beyazıt isimli arkadaşlarla beraber yapıyoruz. Emekleri çoktur, sağ olsunlar.
* Osmanlı madeni paraları koleksiyonunda, dünyanın sayılı isimlerinden birisisiniz. Koleksiyonunuzu oluştururken, ne gibi zorluklarla karşılaştınız?
Teveccüh ediyorsunuz. Öyle demeyelim de, iyi bir koleksiyoncusunuz diyelim. Bu işin maddi ve manevi zorlukları oldukça fazla... Öncelikle, yüksek kondisyondaki paraları bulmak çok çaba gerektiriyor. Mükemmeliyetçi yapımızdan olsa gerek, hep iyinin peşindeyiz. Aslında önceleri ne bulursam toplardım, sonraları sağ olsun, çok sevdiğim bir kardeşim sayesinde gözlerim hep yüksek kondisyondaki paraları aradı.
Bazen birkaç tane parayı görebilmek veya alabilmek için yüzlerce kilometre uzaklara gidiyoruz. Sonu hüsranla da bitiyor, mutlulukla da... Şurası bir gerçek ki, aldığınız keyif, çektiğiniz çileyle doğru orantılı.
Kaynak: Avrupa ve Amerika
* Bildiğim kadarıyla, kayda değer Osmanlı madeni paralarının çoğu Avrupa ve Amerika'dan çıkıyor. Bunun nedenleri nelerdir?
Şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki, Batılılarda muhafaza etmek, saklamak kültürü çok daha gelişmiş. Yüksek kondisyondaki Osmanlı madeni paralarının genellikle Avrupa ve Amerika'dan çıkmasının bir nedeni bu... Diğeri de, bununla paralel olarak, şu: Osmanlı devletine asker, bürokrat, gazeteci, turist gibi vesilelerle gelenler, hatıra olarak, yanlarında Osmanlı paraları götürmüşler. Bu paralar iyi korunduğu için de, günümüze kadar ulaşmış.
* Peki, yurt dışındaki müzayedeleri takip edebiliyor musunuz?
Gerek nümismatik çalışmalarımız, gerekse yaptığımız koleksiyon gereği yurt dışına da çıkıyoruz, yurt dışındaki müzayedeleri de takip ediyoruz. Gelecek ay piyasaya çıkacak olan ikinci kitabımızın fotoğraflarının çok büyük bir kısmını bizzat yurt dışındaki koleksiyonlardan edindik. Kaan Uslu arkadaşımla beraber, Avrupa'da on bin kilometreden fazla yol yaptık; birçok önemli koleksiyoncuyu ziyaret ettik.
* Bir koleksiyoncu olarak, en sevdiğiniz Osmanlı padişahının kim olduğunu merak ediyorum. Bir de en sevdiğiniz bölüm?
En sevdiğim padişah Kanuni Sultan Süleyman, namı diğer Muhteşem Süleyman. Sebebini sorarsanız, bir devlet adamı düşünün ki, kırk altı yıllık saltanatı boyunca, ülkesini dünyanın daima zirvede ülkesi olarak idare etmeyi başarmış olsun. Bütün idaresi boyunca seferler, zaferler, adalet, eşitlik... Bulunduğu yüzyıl dünya tarihinde "Türk asrı" olarak anılıyor. Ayrıca üst düzey bir şair...
Babasından devraldığı 6,5 milyon kilometre karelik toprağı ikiyle çarpmış. Onun döneminde birçok yere darphane kurulmuş ve birbirinden güzel, kıymetli paralar darp ettirmiş. Sadece bu bile, onu sevmek için iyi bir sebep...
Eh, en sevdiğim bölüm de Kastamonu darplı Osmanlı paraları olsun.
Bu işin sonu yok
* Koleksiyonculuğun bir tutku olduğu söylenir. Peki, koleksiyonunuzu tamamlayınca ne yapacaksınız?
Bir kere, Osmanlı madeni paralarını tamamlama gibi bir şansınız yok. Osmanlı madeni paraları oldukça bakir bir alan, dolayısıyla her daim yeni paralar ve darp yerleri çıkıyor. Çok kuvvetli bir bütçeniz olsa bile, bütün paralarını bir çatı altına toplama imkânınız neredeyse sıfır. Artık, Allah ne verdiyse, diyoruz.
* Ülkemizdeki birçok önemli koleksiyonun kişisel çabalar ve inanılmaz sıkıntılarla meydana geldiğini biliyoruz. Devletin, kültür bakanlığının, müzelerin yapması lazım gelen birçok şeyi koleksiyonerler yaptı, yapıyor. Peki, devletten bir isteğiniz var mı?
Çok önemli bir noktaya değindiniz. Gerçekten koleksiyon yapan, özellikle yasal çerçeveler içerisinde koleksiyon yapan arkadaşlarımızın sıkıntıları çok. Yasaklar yüzünden paralarımız yurtdışına kaçıyor. Yasakların kaldırılması, bütün arkadaşlarımız isteği... Mevzuat gereği, benzer sıkıntıları müzeler ve müzelerde çalışan değerli arkadaşlarımız da yaşıyor. Eleman yetersizliği ve kalifiye eleman eksikliği gibi nedenler, hem müzelerin hem koleksiyonerlerin işlerini zorlaştırıyor.
Devletten beklentimiz, Avrupa'da ve Amerika'da olduğu gibi, bütün madeni paraların alım-satım ve koleksiyonunu serbest bırakması, izne tabii tutmaması... Temennimiz o ki, Avrupa Birliği uyum sürecinde, inşallah bu da gerçekleşir.
* İyi bir koleksiyonun ve koleksiyoncunun ölçüleri nelerdir? Toplamak ve biriktirmek, koleksiyoncu olmak için yeterli midir?
Sadece toplamak ve biriktirmek yetmiyor tabii, yaptığınız işi daha iyi kavrayabilmek için, sürekli araştırma içinde olmanız gerekir. Teknik bilgiler, alt yapı, yayınları ve gelişmeleri takip etmek, hepsi olmazsa olmazlardan...
Aslında meselenin özü ve özeti şu: Koleksiyoncu "Para, para, para" değil, "Kültür, kültür, kültür" demeli...
Bilgiye ulaşmak...
* Peki, koleksiyoncular arasında bir dayanışma var mı? Mesela belli günlerde bir araya gelip fikir alışverişinde bulunuyor musunuz? Bir de, Türk Nümismatik Derneği'nden haberdarım. Bu derneğin siz koleksiyonculara herhangi bir katkısı oluyor mu?
Koleksiyoncular arasındaki dayanışmayı kısmen becerdik gibi... Ama yine de ciddi eksiklerimiz var. Yurt içinden ve yurt dışından birçok koleksiyoncu arkadaşla mümkün mertebe bir araya gelmeye çalışıyoruz. Türk Nümismatik Derneği de, aslında bizim bu yaptığımızı daha fazla hareketlendirmek için kurulmuş bir dernek... Bildiğim kadarıyla, eskiden daha aktifmiş. Şimdi ise biraz durgun. Bana kalırsa, bu dernek de teknolojiye yenik düştü. Çünkü sanal ortamlarda bir araya gelmek daha zahmetsiz bir iş oldu. Bilgiye ulaşmak da öyle...
Sırası gelmişken söyleyeyim; bir de www.osmanliparalari.com isimli sitemiz var. Aynı arkadaşlarımızla birlikte güncelliğini sürdürdüğümüz bir site bu... Burada Osmanlı ve Türkiye Cumhuriyeti madeni paralarıyla ilgili her türlü bilgiye kolaylıkla ulaşabilirsiniz. Ayrıca forum sayfaları sayesinde, ülkemizin ve dünyanın birçok yerindeki koleksiyoncular, kendi aralarında bir şeyler paylaşıyor.
* Osmanlı madeni paraları koleksiyonu yapmak isteyenlere ne gibi tavsiyeleriniz olabilir? Bu paraları bizler nerden bulacağız ve aldanmadığımızı nasıl anlayacağız?
Öncelikle, Osmanlı paraları koleksiyonu yapmayı, imkânı olan herkese tavsiye ediyorum. Bu arkadaşlara ilk tavsiyem, koleksiyona hemen kapılmamaları, önce araştırmacı ve bilinçli olmaları yönünde... Teknik alt yapılarını kurduktan sonra; konuyla ilgili dükkânlara, insanlara gidebilirler. Bilinen yerlerden alış veriş yapılırsa, bir aldanma da söz konusu olmaz.
Koleksiyonculukta en önemli sorun ise sahte paralardır. Tarihin her döneminde sahte paralarla karşılaşılmış, dolayısıyla çok eski bir sorun. Çok para görmüş, kendini yetiştirmiş olanlar bu paraları uzaktan görseler anlarlar ama yeni başlayanlar için bunu söyleyebilmemiz çok zor. O halde ya bilenlere sormalı ya da güvenilir yerlerden almalılar.
Bir de az çok Osmanlıca öğrenmeleri gerekir. Bizler, daha bilinçli koleksiyoncu olmak için Osmanlıca kurslarına nasıl gittiysek, onlar da gitmeliler...
Sırası gelmişken, koleksiyonuma yaptıkları katkılardan dolayı Sinan Taşçı, Samet Tekin, Atilla Akbulut ve Nasen Can'a da teşekkür etmek isterim.
* En başta sormamız gereken soruyu, söyleşimizin sonunda soralım: Osmanlı para sistemi hakkında bizleri aydınlatabilir misiniz?
Osmanlı'da ilk defa üç tip para basımına Orhan Gazi zamanında başlanmıştır. Osman Gazi'ye ait olduğu iddia edilen akçe de mevcuttur. Bunların çoğunda tarih ve basıldığı yer adı yoktu. Zaman içerisinde çok farklı ağırlıklarda ve çok farklı isimlerde paralar kullanılmıştır. Altın para ilk olarak Fatih Sultan Mehmet Han zamanında İstanbul'da (Kostantiniyye) bastırılmıştı. İlk Osmanlı altını 882 (1477) tarihini taşımaktadır. İkinci Süleyman (1099) döneminde para sistemindeki akçe birimi kaldırılıp paralar kuruş esasına göre bastırılmıştır. Sultan Abdülmecit Han zamanında ise modern para sistemine geçilmiş, basılan bütün paralar belirli ve resmi standartlara bağlanmıştır. Modern dönem de denilen bu evrede, para sistemi şöyledir: Bakır 1, 5, 10, 20 ve 40 Paralar; gümüş 1, 2, 5, 10 ve 20 Kuruşlar; altın 25, 50, 100, 250 ve 500 Kuruşlar. 40 Para 1 Kuruş, 100 Kuruş ise 1 Lira ediyor. Altın 100 Kuruşa "Sarı Lira" denilmesinin nedeni de bu...


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



