Yemen; uzun süredir özlemini çektiğimiz, nağmeleri dillerimizde, hüznü gönüllerimizde, bizden uzaklarda ama gönüllerimizden ırak olamayan Müslüman ülke.
Osmanlı Yemen'den çekildikten sonra Yemenlilerin yüzü 1990'a kadar hiç gülmedi. İç çatışmalar, kuzey güney savaşları ile yıllarını geçiren Yemen'in bugünkü hali içler acısı idi. Medeniyetlerin beşiği olan Ülke fakirleşmiş, milli gelir düşmüş, yeşillikler ve sular ülkesi olan Yemen'de yeşillikten eser kalmamıştı.
Yaklaşık 400 küsür yıl Osmanlı idaresinde kalmış, bu dönem içinde 300 binden fazla şehit verilmiş ve 1918'de çekildikten sonra ise güneyi 70'li yıllara kadar İngilizlerin hâkimiyetinde, kuzeyi iç mücadelelerle geçen Arap Yarımadasının en güney batı ucu Yemen. Bugün ne durumda idi? Osmanlıya nasıl bakıyorlardı? Orada kalan Türk kardeşlerimizin ne durumda idi? Osmanlı mimarisinden bugüne hangileri kalabilmişti? Niçin Yemen'de bu kadar fazla şehit verilmişti ve Osmanlı Yemen'e neden bu kadar fazla önem vermişti? Dr. Sılay'dan Yemen seyahatine var mısın, teklifi gelince bunları düşünmeye ve araştırmaya başladık. Tabiî ki her zaman ifade ettiğim gibi yazılanlar ile bizzat gözlemlenenlerin gerçeği aydınlatmadığı düşüncem Yemen ziyareti sonrasında da haklılığımı bir kere daha ortaya koydu.
Seyahatimizin organizesini EmanTur gerçekleştiriyordu. Emantur'un deneyimli ve bölgeyi çok iyi bilen organizatörü Mustafa Saraç'la yolculuğumuz 13 şubat akşam saatlerinde İstanbul Yeşilköy havalimanından başladı. Mustafa Bey ile her ne kadar tanışmamız yeni olsa da amcasını ve rahmetli babasını yıllar öncesinden tanıdığım için kaynaşmamız gecikmedi.
Yaklaşık 4,5 saatlik bir yolculuktan sonra uçağımız Sana'a havaalanına indi. Bizler VİP salonunda beklerken gerekli işlemler yapıldı. Havaalanının görünümü ve pasaport kontrol işlemlerinden, ülkenin fakir bir 3. Dünya ülkesi olduğu anlaşılıyordu. Havaalanları ülkelerin gelişmişliğinin aynasıdır. Havaalanının durumunu ve kent merkezine gelinceye kadar etrafı görünce insan içinden güzel İslam ülkelerini bu hale düşüren yerli ve yabancı işbirlikçilere ister istemez lanet okumayı unutmuyor. Çünkü Osmanlı Yemen'den çekildikten sonra Yemenlilerin yüzü 1990'a kadar hiç gülmedi. İç çatışmalar, kuzey güney savaşları ile yıllarını geçiren Yemen'in bugünkü hali içler acısı idi. Medeniyetlerin beşiği olan ülke fakirleşmiş, milli gelir düşmüş, yeşillikler ve sular ülkesi olan Yemen'de yeşillikten eser kalmamıştı. "Kahve Yemen'den gelir" şarkısındaki kahve ağaçları gitmiş yerini uyuşturucu özelliği olan gat ağaçları almıştı. Tüm geri kalmış ülkelerde olduğu gibi Yemen'i de bu hale emperyalist batı getirmişti. Kuşkusuz suç sadece emperyalistlerin değil, koltuk uğruna onların emellerine yardımcı olanlarında. Yemen'in bugün en önemli yapılarının gezimiz sırasında Osmanlı eserleri olduğunu gözlemliyoruz. Türkler Yemenlilerle her şeylerini paylaşmışlar. Yemenliler; Arapların atalarının Yemende doğduğuna ve Babil'de öldüğüne inanıyorlar. Kendilerinin Hz. Nuh'un büyük oğlu Sam'in soyundan geldiklerini Sana'a'nın adını da Sam'den aldığını söylüyorlar.
Yemen Tarihi
Rehberimiz Mustafa Sarac, Sana'a daki ilk günümüzün sabahında kahvaltıdan sonra, Otelin salonunda yaptığı bilgilendirme toplantısında "Yemen tarihi " ve" gezi" programımız hakkında kısaca bilgi veriyor: İslam öncesi Yemen hakkında verdiği bilgilerin ardından, Yemen'in İslam' la müşerref oluşunu ve İslam sonrası gelişmeleri ise şöyle anlatıyordu:
"Yemen'e İslâm, Resulullah (a.s.)'ın sağlığında girmiştir. Resulullah (a.s.) Medine'de İslâm devletini kurduğunda Yemen İran nüfuzu altındaydı ve İranlılar o dönemlerde Bâzân adlı bir kişiyi Yemen valisi olarak tayin etmişlerdi. Aslen İranlı olan bu kişi Resulullah (a.s.)'ın davetiyle Müslüman olmuş ve İslam devleti onu Yemen valiliğinde tutmuştur. H. 9 (M. 631) yılında Bâzân'ın vefat etmesi üzerine Resulullah (a.s.) onun yönetimi altındaki bölgeleri Bâzân'ın oğlu Şehr, Ebu Musa el-Eş'ari (r.a.), Yâli ibnu Umeyye ve Muaz ibnu Cebel (r.a.) arasında paylaştırdı. Resulullah (a.s.), h. 9 yılında da Hz. Ali (r.a.)'yi halkını İslâm'a davet etmesi için Yemen'e gönderdi. Hz. Ali (r.a.)'nin daveti etkili oldu ve Yemen halkı kitleler halinde İslâm'a girdi. Resulullah (a.s.)'ın sağlığında Yemen'de Abhele el-Esved el-Ansi adlı bir kişi peygamberlik iddiasında bulundu ve kendi kabilesini etrafına toplamayı başardı. Etrafına topladığı insanlarla Yemen'in önemli bir kısmını işgal etti. Yukarıda sözü edilen eski Yemen valisi Bâzân'ın oğlu ve Resulullah (a.s.) tarafından Yemen'in bir bölümünün idaresi kendisine verilmiş olan Şehr'i öldürdü. Bu kişi daha sonra zorla kendine eş yaptığı Merzebâne adlı kadının bazı yakınlarıyla birlikte düzenlediği bir komplo sonucu öldürüldü ve etrafına topladığı kişiler de dağıldı.
Yemen 820'ye kadar halife tarafından gönderilen valilerce yönetildi. 820'den sonraki Yemen tarihi biraz karışıktır. Bu tarihten sonra ülkenin değişik bölgelerinde değişik yönetimler kurulmuştur. Bunlardan kısaca söz edelim: 820'de Yemen'in bir bölümünde Şiiliğin bir kolu olan Zeydiyye mezhebini benimsemiş Ziyadiler yönetimi kuruldu. Ziyadiler, Abbasilere tabi özerk bir devlet kurmuş ve 1022 yılına kadar iktidarlarını sürdürmüşlerdir. Ancak Ziyadiler Yemen'in tamamına hükmedemediler. Sana'a çevresine 861-997 yılları arasında Ya'furiler hükmettiler. Yafuriler sünniydiler ve onlar da Abbasiler'e tabiydiler. Yafurilerin bölgeleri kısa bir süre Karmatilerin eline geçti. 997'de Ressiiler Yafuri devletini ortadan kaldırdılar. Ressiler Yemen'in Sa'de çevresinde yönetim kurmuşlardı. Zeydiyye mezhebinden olan Ressiilerin saltanatı 1300 yılına kadar sürdü.
Sulayhilerin saltanatı
Yukarıda zikredilen Ziyadiler yönetiminin 1022'de yıkılmasından sonra onların bölgelerinde Neccahiler yönetimi kuruldu. Neccahiler sırasıyla Abbasiler, Selçuklular ve Fatımiler'e tabi olarak Yemen'in bazı bölgelerinde 1159'a kadar hüküm sürdüler. 1038'de San'a'nın batısındaki Mesar şehrini başkent edinen Sulayhiler yönetimi kuruldu. Fatımiler'e tabi olan ve Şiiliği benimseyen Sulayhilerin saltanatı 1099'a kadar sürdü. 1099'da San'a ve çevresinde Hemdaniler yönetimi kuruldu. Sırasıyla Fatımiler'e, Selçuklular'a ve Eyyubiler'e tabi olan Hemdaniler yönetimi 1174'e kadar ayakta kaldı. Hemdanilerin çoğunluğu Zeydi, bazıları da İsmailiyye şiasındandı. 1159'da Zebid ve çevresinde Mehdiler yönetimi kuruldu. Harici olan Mehdilerin saltanatı 1174'e kadar sürdü. Mehdiler önce Fatımiler'e sonra Eyyubiler'e tabi oldular. Zebid ve çevresinde 1229 - 1454 yılları arasında sünni olan Resuliler hüküm sürdüler. Resuliler de önce Eyyubiler'e sonra Memlükler'e tabi oldular. 1446 - 1538 tarihleri arasında Yemen'in büyük bir kısmı üzerinde Tahiriler hüküm sürdüler. 1517'den sonra Yemen'e Osmanlılar girdiler. Osmanlılar Yemen şehirlerini tek tek ele geçirerek 1538'de de Tahiriler yönetimine son verdiler.
Yemen'in Osmanlıların eline geçmesinden sonra buradaki Zeydi imamların dini otoriteleri devam etmiştir. Bununla birlikte Zeydiler zaman zaman Osmanlı yönetimine karşı ayaklanmalar düzenlediler. 18. yüzyılın sonlarına doğru Portekizli, Fransız ve İngiliz sömürgeciler Yemen'i ele geçirmek için bazı saldırılarda bulundular. Ancak Osmanlı güçleri bunlara pek fırsat vermediler. Bunun üzerine İngilizler 19. yüzyılın başlarından itibaren Aden Körfezi'nde deniz güçlerini artırdı, 1839'da da Aden'i işgal ettiler. Burayı üs edinen İngilizler daha sonra Güney Yemen olarak bilinen bölgeyi işgal ettiler. Kuzey Yemen ise herhangi bir Avrupa ülkesinin sömürgesi durumuna düşmeden 30 Ekim 1918'e kadar Osmanlı yönetiminde kaldı. Bu tarihte de bağımsız oldu. Türkiye Lozan anlaşmasında Kuzey Yemen'in bağımsızlığını ve Güney Yemen'in İngiliz işgaline geçmesini resmen tanıdı. Kuzey Yemen'in bağımsız olmasından sonra yönetim Zeydi imamlara geçti.
Osmanlı Devleti'nin Yemen üzerindeki hâkimiyetinin son bulduğu tarihte Zeydilerin dini lideri olan İmam Yahya 24 Şubat 1924'te kendisini Yemen kralı ilan etti. Onun yönetimi 14 Şubat 1948'de öldürülmesine kadar sürdü. Öldürülmesinden sonra saltanata oğlu Ahmed geçti. Onun 18 Eylül 1962'de saltanattan çekilmesi üzerine yerine oğlu Seyfulislâm geçti. Seyfulislâm sadece dokuz gün tahtta kalabildi ve 27 Eylül 1962'de gerçekleştirilen darbeyle tahttan indirilerek cumhuriyet rejimi ilan edildi ve Abdüsselâl cumhurbaşkanı yapıldı. Ancak bu olay ülkeyi bir iç savaşa soktu ve bu iç savaş İmam Seyfulislâm'ın 1967'de saltanattan tamamen feragat etmesine kadar sürdü. 5 Kasım 1967'de Kadı Abdurrahman İryani cumhurbaşkanı seçildi. Onun yönetimi 1974 Haziran'ına kadar sürdü. Yerine İbrahim Hamdani geçti ve 6 Şubat 1978'e kadar görevde kaldı. 6 Şubat 1978'de hâlen bu görevi yürütmekte olan Ali Abdullah Salih cumhurbaşkanlığına geçti. Güney Yemen 30 Kasım 1967'ye kadar İngiliz işgalinde kaldı. Bu tarihte bağımsızlığını elde eden Güney Yemen, Kuzey Yemen'den ayrı bir devlet oldu ve ilk cumhurbaşkanlığına Sa'bani getirildi.
Arap dünyasının ilk komünist devleti
Sa'bani 22 Haziran 1969'da komünist bir darbeyle düşürüldü ve yetkilerini 5 kişilik bir başkanlık konseyi üstlendi. Arap dünyasının ilk komünist devleti olan Güney Yemen'in adı 30 Kasım 1970'de Yemen Demokratik Halk Cumhuriyeti olarak değiştirildi. Sâlim Rubai Ali de devlet başkanı oldu. Devlet başkanlığına 1978'de Ali Nasır Muhammed getirildi. Aynı yılın Aralık ayında Sosyalist Parti genel sekreteri Abdülfettah İsmail devlet başkan oldu. 1980'de Ali Nasır Muhammed yeniden devlet başkanı oldu. 12 Ocak 1986'da komünistler arasında bir silahlı çatışma çıktı ve Ali Nasır Muhammed'in taraftarları yenilgiye uğratıldı. Bu olaylardan sonra Haydar Ebu Bekir el-Attas devlet başkanı, Ali Sâlim el-Beyd'de iktidarı elinde tutan Sosyalist Parti'nin genel sekreteri oldu. İki Yemen Nisan 1990'da bir birleşme anlaşması imzaladı ve bu anlaşma uyarınca 22 Mayıs 1990'da birleşme gerçekleştirildi. Anlaşma 22 Kasım 1992'ye kadarki sürenin geçiş süresi olarak kabul edilmesini, bu sürenin bitiminde seçim yapılmasını ve geçiş dönemi sonrası idari mekanizmasının bu seçim sonuçlarına göre belirlenmesini öngörüyordu.
Geçiş döneminde birleşik Yemen'in cumhurbaşkanı Kuzey Yemen cumhurbaşkanı Ali Abdullah Salih, cumhurbaşkanı yardımcısı Güney Yemen Sosyalist Parti lideri Ali Sâlim el-Beyd, başbakanı da Güney Yemen cumhurbaşkanı Haydar Ebu Bekir el-Attas olacaktı. Ancak Sosyalist Parti geçiş dönemi sonunda yapılacak seçimlerde bir başarı elde edemeyeceğini anlayınca seçimin ertelenmesini ve kendisine seçim sonrası için bazı garantiler verilmesini istedi. Yapılan gizli görüşmeler sonunda seçimler 27 Nisan 1993'e ertelendiyse de Sosyalist Parti istediği garantileri alamadı. Seçimlerde de önemli bir başarı gösteremeyince parti lideri Ali Sâlim el-Beyd Kuzeyli yöneticileri çeşitli şekillerde itham etmeye başladı ve çok geçmeden başkent San'a'yı terk ederek Aden'e yerleşti. Bu olayları izleyen ithamlar 20 Şubat 1994'te silahlı çatışmaya dönüştü ve Yemen yeni bir iç savaşın içine sürüklenmiş oldu.
Güney Yemen tarafı 12 Mayıs 1994'te Kuzey'den ayrıldığını bildirerek bağımsızlığını ilan ettiyse de Kuzey Yemen yöneticileri bunu kabul etmeyerek isyancı Güney Yemen birliklerinin mevzilerine yönelik saldırılarını şiddetlendirdiler. Temmuz 1994 başlarında da Güney Yemen'in başkenti Aden'i ele geçirerek bütün Yemen'i yönetimleri altına aldılar.
Savaşta Irak'ınyanında yer alınca...
Yemen'in fakirlik, işsizlik gibi iç problemlerinin yanında bulunduğu bölge ile ilintili önemli dış problemleri de bulunmaktadır. Yemen'in Körfez Savaşı'nda Irak'ın yanında yer alması bu savaşta ABD ile birlikte hareket eden Arap ülkeleri tarafından yalnız bırakılmasına yol açtı. Özellikle Suudi Arabistan yönetimi Yemen'e karşı açıkça cephe alarak topraklarında çalışan bir milyon Yemenliyi hiçbir tazminat ödemeden işten çıkarıp sınır dışı etti. Bu uygulama Yemen'i ekonomik yönden ciddi sıkıntılara soktu. Suudi Arabistan yönetimi bununla da yetinmeyerek Yemen'i Arap dünyasından tecrit etmek için birtakım siyasi girişimlerde bulundu. İki Yemen'in birleşmesini kendi açısından tehdit olarak gören Suudi Arabistan'ın bu ülkedeki iç savaşı körüklediği yolunda haberler yayıldı. Sosyalist Parti liderinin iç savaş öncesinde Suudi Arabistan'ı ve bazı Körfez ülkelerini ziyaret etmesi bu haberlerin asılsız olmadığını gösteriyordu. Yemen'in Suudi Arabistan'la bir sınır problemi de var. Suudi Arabistan, Yemen'in petrol yönünden zengin olduğu sanılan bir bölgesi üzerinde hak iddia ediyor.
Yemen'de Müslümanlık
Yemen'de Müslümanların % 55'ini Şiiliğin ehli sünnete en yakın mezhebi olan Zeydiyye mezhebi mensupları oluşturur. Zeydilerin kendilerine özel bir hiyerarşik sistemleri vardır. Onların da başlarında imamları olur. Ancak Zeydilerdeki imamlık sistemi Caferilerdekinden farklıdır. Zeydiler ayrıca Caferilerden farklı olarak Hz. Ebu Bekir (r.a.) ve Hz. Ömer (r.a.)'in halifeliklerine karşı çıkmazlar. Onlar sadece Hz. Osman (r.a.)'ın halifeliğine karşı çıkar ve Hz. Ömer (r.a.)'den sonra halifelik hakkının Hz. Ali (r.a.)'de olduğunu ileri sürerler. Bunun yanı sıra Zeydiler sünnilerin yönetimine tabi olmaya karşı çıkmazlar.
Yemen'de İslâm'ı devlete hâkim kılmaya çalışan hareketlerin başında Müslüman Kardeşler'in bu ülkedeki uzantısı sayabileceğimiz Yemen Islah Birliği gelmektedir. Bu hareket Eylül 1990'da siyasi parti sıfatı kazanmıştır."


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Kaynak: Ferhat Koç / Türkiye
Etiketler:




