ANKARA - ABD'nin Irak'tan çekilmesini tamamlaması ardından yaşananlar ''Ortadoğu'da yeni kilit Şii - Sünni gerilimi mi?'' sorusunu akıllara getiriyor.
Irak'ın en üst düzey Sünni siyasetçisi Cumhurbaşkanı Yardımcısı Tarık el-Haşimi hakkında Amerikan ordusunun Irak'tan ayrılmasından bir gün sonra tutuklama kararı çıkarılması Şii - Sünni geriliminin son halkası oldu.
Haşimi'yi parlamento önünde düzenlenen bombalı suikast saldırısından sorumlu tutan Irak'ın Şii Başbakanı Nuri El Maliki, Kuzey Irak bölgesel yönetimi kontrolündeki bölgede bulunan Haşimi'nin ulusal makamlara teslim edilmesini istedi.
Irak'ın Sünni Cumhurbaşkanı Yardımcısı Tarık el Haşimi ise ülkenin Şii Başbakanı Nuri El Maliki'yi hakkında tutuklama emri çıkararak ülkeyi krize sürüklemekle suçladı.
-İran'dan Akdeniz'e kadar uzanan Şii bloku mu oluşuyor-
Şii - Sünni gerilimini AA muhabirine değerlendiren Yeditepe Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hasan Köni, ABD'nin Sünni-Şii çatışmasından büyük endişe duyduğunu söyledi.
İran'ın Irak üzerindeki etkisine dikkati çeken Köni, ABD'nin Irak'tan çekilmesinin İran'dan Akdeniz'e kadar uzanan bir Şii bloku oluşmasına yol açabileceğini ifade etti.
Köni, Irak'ın Şii Başbakanı Maliki'nin ''Türkiye bölgeye felaket ve iç savaş getirebilecek bir rol oynuyor. Ancak bunun sonucunda zararlı çıkan Türkiye olur'' açıklamasını da değerlendirdi.
Ortadoğu'da son yaşananların ardından ülkelerin kendi içişleri gibi bir konusunun kalmadığını savunan Köni, Türkiye'nin de ABD gibi Şii-Sünni geriliminden endişe duyduğunu söyledi.
Köni, ''ABD Irak'ta Türkiye'nin desteklediği güç sistemine uygun politikalar izliyor'' dedi.
-Irak'taki Sünni-Şii şiddet hattında hangi gruplar var-
ABD işgali ardından geçen 8 yıl zarfında yaşanan şiddet eylemleri ''Irak'ta güç merkezleri kim?''sorusunu akla getiriyor.
Basra'dan Erbil'e kadar hemen hemen her yerde gerçekleşen bombalama eylemleri Irak'ta günlük hayatın bir parçası haline geldi.
Irak'ta işgal sonrası şiddet hattında, İran etkisi altında olduğu iddia edilen gruplara, yıkılan rejim sonrası görevden alınarak kaçak duruma düşen Baasçılara, küresel uzantıları olan El Kaide'ye ve kan davalı olan etnik ve dini gruplara rastlamak mümkün.
Ortadoğu Uzmanı Mustafa Özcan, Irak;taki şiddet dalgasının ülkeyi bölünmenin eşiğine getirebileceği gibi bu dalga sonucunda, kesimlerden birisinin sindirilmesinin de mümkün olacağı görüşünde.
Son zamanlarda Batı;da El Kaide örgütünün zayıfladığına dair genel bir kanaat olduğunu anlatan Özcan, Ebu Musab Zerkavi;nin öldürülmesinden sonra El Kaide;nin Irak;taki varlığının çökmese bile gerilediğini söylüyor.
Irak'ta şiddet sarmalını iktidar hesaplaşması olarak niteleyen Özcan, El Kaide;nin saldırılarının ise iktidar hesaplaşmasından ziyade ideolojik saldırılar olduğu görüşünde.
Ortadoğu Uzmanı Özcan'a göre, Irak'ın en üst düzey Sünni siyasetçisi Cumhurbaşkanı Yardımcısı Tarık el-Haşimi hakkında Amerikan ordusunun Irak'tan ayrılmasından bir gün sonra tutuklama kararı çıkarılması oldukça anlamlı.
Özcan, Irak;ta Şii yönetimin diri Sünni odakları da şiddet dalgasıyla birlikte sindirmek istediği görüşünde.
Tarık Haşimi;nin yakalanması fezlekesinin Irak Sünnileriyle Şiileri arasında bir kırılma noktasını temsil ettiğini savunan Özcan, Sünni-Şii çatışmasının Irak;ın geleceği üzerine ciddi ve olumsuz yansımaları olacağını söylüyor.
Özcan, ''Haşimi hakkında tutuklama kararı çıkarılması Arapların 'istihkakat; dedikleri iktidar paylamışıyla veya iktidarı tekele almakla ilgilidir. Şiiler Amerikan işgaliyle birlikte devraldıkları iktidarı çekilme sonrasında pekiştirmek ve mutlaklaştırmak istiyorlar. Başbakan Erdoğan;ın tepkisinin de buna bağlı olduğu anlaşılıyor'' yorumunda bulunuyor.
Iraklı Şiilerin İran;la ilişkilerinin çok daireli olduğunu anlatan Özcan, Şii ekseninin bir noktada kesişmese bile bir başka noktada kesişebildiğini söylüyor.
Mustafa Özcan Şiiler arasında da iktidar hesaplaşması olduğuna dikkati çekiyor.
Nuri Maliki güçlerinin Basra;da Sadr güçlerine karşı güç kullandığını hatırlatan Özcan, Şii fraksiyonlar arasındaki rekabetin kıran kırana olduğunu anlatıyor.
Uzman Özcan'a göre, İran;da Ahmedinejad ile yenilikçiler arasındaki iktidar hesaplaşması Şiiler arasındaki rekabetin çetin olduğunun başka işareti sayılabilir.
Özcan, Irak Başbakanı Nuri El Maliki'nin Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın Irak'la ilgili yaptığı açıklamaları "provokatif" olarak nitelendirmesi için ise bir Arap deyimine başvuruyor: ''Savaşta deve kuşu karşıda ise aslan kesiliyor.''
Özcan'a göre Maliki sürekli Türkiye;nin içişlerine karıştığını tekrarlarken, Kudüs Güçleri Komutanı Kasım Süleymani ve benzerlerinin açıklamaları karşısında ise Irak;ın hükümranlığını dile getiremiyor.
Özcan, İran;ın içişlerine karışmanın ötesinde Irak;ı fiilen yönettiği görüşünde.
-Suriye'de Sünni bloku mu oluşuyor?-
Birleşmiş Milletlerin ordu ve hükümet karşıtı güçler arasında yaşanan şiddet olaylarında beş bini aşkın kişinin öldüğünü açıkladığı Suriye'de ise Esad rejimini Nusayriler'in yönettiği istihbarat teşkilatı (Muhaberat) ile içişleri bakanlığına bağlı paramiliter gruplar ayakta tutuyor.
Suriye rejimi yanlısı paramiliter gruplar askeri kıyafetler giyip halkın üzerine ateş açacak kadar olayları kontrol edebiliyor.
AA muhabirinin konuştuğu Suriye devrim hareketi mensupları ateş açma olaylarını doğruluyor.
Bazı bölgelerde kontrolü ele geçiren Suriye muhalefeti şiddetin son bulması ve rejimin sona ermesi için dış müdahalenin gerekmediği görüşünde.
Suriye'ye karşı dış askeri müdahale senaryolarına kesinlikle karşı olduğunu her fırsatta açıklayan Rusya ise Esad rejiminin yıkılmasını arzu etmiyor.
Zira Rusya'nın Suriye ile olan ikili anlaşmalarından kaynaklı olarak Lazkiye'den sonra ikinci büyük limanı olan Tartus'da deniz üssü bulunuyor.
Rusya'nın soğuk savaş döneminde Suriye'deki ciddi askeri varlığı, Türkiye-Suriye sınırında NATO şemsiyesi altında mayınların döşenmesine en büyük neden.
Rusya'nın Suriye'de soğuk savaş sırasındaki kadar ciddi bir askeri varlığı olmasa da, Suriye'nin Doğu Akdeniz'de karakolu olmasından vazgeçmiş değil.
Yeditepe Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hasan Köni, Suriye nüfusunun yüzde 70'ini Sünnilerin oluşturduğu düşünüldüğünde Esad rejiminin sona ermesi durumunda bölgede Suriye'de de bir Sünni blokunun oluşabileceğini savunuyor.
Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov'un Suriye ve İran çevresindeki durumun İslam dünyasında Şii ve Sünni bölünmelerine yol açabileceği uyarısını hatırlatan Köni, Rusya'nın Suriye üzerindeki etkisini sürdürdüğü görüşünde.
-Suriye'de Rusya ve İran dengesi-
Rusya'nın Suriye konusunda son dönemlerde artan çıkışlarının Türkiye'nin Suriye üzerindeki pozisyonunu derinden etkileyeceğini savunan Hasan Köni, Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu'nun Rusya'nın başkenti Moskova'ya son ziyaretinde de Suriye konusunun önemli gündem maddelerinden birini oluşturduğunu belirtti.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın Rusya Başbakanı Vladimir Putin ile yaptığı telefon görüşmesinde Suriye'deki son gelişmelere ilişkin görüş alışverişinde bulunması da Köni'yi destekler nitelikte.
Köni, İran'ın Suriye üzerindeki etkisinin İran'ın Lübnan Hizbullah'ına verdiği fiili destekten ötürü oldukça önemli olduğu görüşünde.
Köni'ye göre, Suriye'deki Esad karşıtı muhalefetin rejimi devirmeleri durumunda Hizbullah örgütü ile yakın ilişkilerine son vereceklerini ilan ettiği İran, Suriye'yi savunma duvarı olarak görüyor ve Esad rejiminin devamından yana.
-İran Körfezindeki petrol satrancında Şii-Sünni dengesi illüzyon savaşının en tehlikeli aracı-
Enerji Güvenliği Analisti Faruk Demir ise Şia kimliğinin Fars kimliğinin ayrılmaz bir dokusu olduğunu, İran'nın Şii-Sünni geriliminde bu yüzden önemli bir yeri bulunduğunu düşünüyor.
İran;ın doğrudan bir Şii-Sünni çatışmasının tarafı olmasını beklemenin yine de gerçekçi olmayacağını söyleyen Demir, ''Körfezdeki petrol satrancında Şii-Sünni dengesi illüzyon savaşının en tehlikeli aracı ve bir anda illüzyonu acı gerçeğe dönüştürebilir'' uyarısında bulunuyor.
Demir, Ortadoğu'da herkesi tedirgin eden üç önemli neden olarak İsrail;in güvenlik doktrini, Suudi Arabistan;ın güvenlik kuşağı ve İran;ın bölgesel arzularını gösteriyor.
Demir, İran'ın Suriye'yi bir güvenlik duvarı olarak gördüğünü ve bu duvarın yıkılmasını istemediğini söylüyor.
Lübnan'daki Şii Hizbullah'ın Suriye'ye destek verdiğini hatırlatan Demir, bunun İran'ın Şii Hizbullah'dan ötürü Lübnan'ı uzak karakol olarak görmesinin doğal bir sonucu olduğunu ifade ediyor.
İran'ın Irak'ı rakiplerinin asla kullanmaması gereken askeri bir toprak parçası olarak gördüğünü savunan Demir, Türkiye için Irak ve Suriye konusunun İran ile Batı ve İran ile Suudi bloku arasında sıkışma alanı haline geldiğine dikkati çekiyor.
Demir'e göre, Türkiye soğuk savaş tercihinden sonra tarihinin en büyük jeopolitik satrancı ile karşı karşıya.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Kaynak: anadolu ajansı / Dünya
Etiketler:



