Çok iyi yürekli bir adamın bir erkek çocuğu varmış. Özünde iyi bir çocukmuş. Ancak çok çabuk öfkelendiği için herkesin kalbini kırıyormuş. Bu yüzden hiç kimse onunla arkadaşlık etmek istemezmiş. Bütün arkadaşları ondan uzaklaşmış ve yalnız kalmış.
Bir Ramazan günü artık bu huyunu bırakma kararı almış. Babasına gelmiş ve bu durumdan kurtulmak istediğini yakınarak anlatmış. İyi ve geçimli bir çocuk olmak istediğini söylemiş:
-Lütfen babacığım bana yardımcı ol. Gerçekten düzelmek istiyorum. Bana ne yapmam gerektiğini söyle.
Babası bu duruma sevinmiş. Bir torba dolusu koca koca çiviler vermiş ve her öfkelendiğinde arka bahçedeki tahta çite bir çivi çakmasını söylemiş. Her şeye kızan öfkeli çocuk, kızmayı o kadar alışkanlık haline getirmişti ki, ilk gün çite tam kırk tane çivi çakmış.
Fakat gün geçtikçe tahta çite daha az çivi çakmaya başlamış. Çaktığı çivilerin sayısı günden güne iyice azalmaya başlamış.
Sonunda öyle bir gün olmuş ki, öfkesine hakim olmaya ve kırıcı sözleri ağzından kaçırmamaya başlamış.
Koşarak babasının yanına gitmiş. Sevinerek ve kendinden memnun bir biçimde durumu anlatmış. Babası bu defa ona:
-Aferin güzel evladım! Artık çivi çakmayı bırak. Çünkü öfkene hâkim olabiliyormuşsun. Seni tebrik ederim. Fakat şimdi senden, öfkene her hâkim olduğunda çitten bir çivi sökmeni istiyorum, demiş.
Çocuk biraz şaşırmış. Ancak bunu neden istediğini sormamış. Bilge babasının elbet bir bildiği varmış. Babasının dediklerini sabırla yerine getirmiş. Günler birbirini kovalamış. Aylar sonra bir gün çocuk koşa koşa babasının yanına giderek çitin üzerinde artık bir tek çivi bile kalmadığını müjdelemiş.
Babası sevinçle oğlunu öpmüş. Elinden tutup çitin önüne getirmiş.
-Aferin oğlum, sonunda başardın. Ama şimdi sana söyleyeceklerimi dikkatle dinlemeni istiyorum. Çitin üzerindeki şu delikleri görüyor musun? Çit bir daha asla eskisi gibi olmayacak. Eğer öfkelendiğinde çivi çakmak yerine karşındakine kötü sözler söyleseydin, o sözler aynen bu delikler gibi bir yara açacaktı karşındakinin kalbine. Bir bıçağı birisine saplayıp çıkarırsın; defalarca "özür dilerim" desen de o bıçağın izini yok edemezsin. Bu nedenle öfkene hâkim olup kimseyi yaralamamak, incitmemek gerek.
Sevgili Çocuklar;
Öfke baldan tatlıdır demişler. Öfkeyi her zaman kontrol altına almalı ve muhatabı asla incitmemeli. Peygamberimiz Efendimiz Nasihat isteyen bir kimseye, "Kızma, sinirlenme" buyururdu. Birkaç kere sorduğunda, hepsine de "Kızma, sinirlenme" buyurdu. (Buhari)
Gözlerinizdeki nur hiç sönmesin, Allah‘a emanet olun.
Demirhan abi‘den ramazan masalları
Oldu bu gün YİRMİBEŞ,
Tutarız kardeş-kardeş,
Kardeş kardeşi sever,
Sevgiyle sarar güneş.




