‘Arap Bahar‘ının uğramadığı ülkelerden olan Nijer halkının tek derdi günü tok olarak geçirebilmek. Kaddafi Nijer‘de epey tanınıyor. Kimine göre şeytan, kimine göre de kurtarıcı. Kaddafi‘nin yardımıyla Niamey‘de iki fabrika kurulmuş, ancak onun öldürülmesiyle bu fabrikaların işlevi durmuş. Ülkenin en büyük camisinde de Kaddafi‘nin imzası var.
Yaşam şartlarının zorlaştırdığı Nijer halkı çevresinde yaşanan ‘Arap Baharı‘ denilen olguya çok uzak. Onların tek derdi yatağa tok olarak girmek. Nijer‘in başkenti Niamey‘de geçen haftalarda linç edilen Muammer Kaddafi‘ye ait 2 bisküvi fabrikası mevcut. Bu fabrikaların çalışmasını Kaddafi‘nin adamları sağladığı için fabrikalar artık kullanılmıyor. Fabrikada çalışan işçiler de zor yaşam şartlarında işsiz kalmış. Şimdilik kara kara düşünüyorlar. Kaddafi ayrıca Nijer‘e büyük bir caminin yapımını da gerçekleştirmiş. Kimine göre Kaddafi bir şeytandı, kimine göre de yardımsever ve Afrika‘nın kalkınması için çabalayan bir lider. Ne olursa olsun Kaddafi artık yok ve Nijerlilerin çalıştığı fabrikalar artık işlemiyor. Zaten Nijer‘de çok az fabrika görüyorsunuz. Bunların çoğunu da yabancılar (Batılılar) işletiyor. Nijerliler kendilerine küçük küçük dükkânlar açmış burada gıda maddeleri, kozmetik ve giyim malzemeleri satıyor. Ürünlerin kalitesi oldukça düşük. Buna rağmen fiyatlar pahalı. İlk başlarda, bizi yabancı olarak gördükleri için fiyat yükselttiklerini düşünsem de öğrendiğime göre ürünlerin normal fiyatları buymuş.
Beyaz et, kırmızı etten pahalı
Nijerlilerin gün içerisinde ellerinde sürekli poşetlerle dolaştığını ve poşetlerin içerisinde su-çay taşıdığını görüyorsunuz. Nijer halkı suyu çoğunlukla poşetlerden içiyor, çayı poşette içmelerinin nedeni ise ilginç; "Biz sürekli hareket halindeyiz. Bir yerde durup çay içemeyiz. İçsek de o bardağı atamayız ama poşeti istediğimiz yere atabiliyoruz." Zaten bu yüzden de naylon poşetlerin yol açtığı kirlilik üst seviyede. Atılan bu poşetleri toplayan bulunmadığı ve doğada yok olma süreleri uzun olduğu için Nijer‘in başkenti Niamey de dahil bir çok yer çöp deposuna dönmüş durumda. Kimi zaman bazı cılız hayvanların bu poşetleri yemeğe çalıştığına şahit olabiliyorsunuz. Mera alanlarının bulunmadığından ve beslenmesi zor olduğundan hayvancılık da burada pek yapılmıyor. İlginç olan ise tavuk etinin kırmızı etten epey pahalı olması. Kümes hayvancılığı ise burada hemen hemen hiç yok. Etrafta gezinen birkaç civciv görebiliyorsunuz ancak bu civcivlerin ömrü de çok fazla olmuyor.
Nijer‘e dair
* Nijerlilerin bir başka tutkusu da şeker kamışları. Çarşıda, pazarda, sokakta hemen hemen her yerde şeker kamışı satıcılarına ve yiyenlerine rastlayabiliyorsunuz. Isırıldığında ağzınıza şekerli bir su geliyor ve o suyu içiyorsunuz. Geriye kalan posayı ise tükürmek zorundasınız.
* Nijer Nehri, 4 bin kilometreyi aşan uzunluğuyla Batı Afrika‘daki en büyük nehiri olarak görünüyor. Gine, Mali, Nijer ülkelerinden geçerek Benin - Nijerya sınırının bir kısmını oluşturuyor ve Nijerya topraklarına sokularak bir delta yapıyor ve Atlas Okyanusu‘nun bir kolu olan Gine Körfezi‘ne sularını boşaltıyor. Doğduğu kaynaktan döküldüğü yerin doğrultusu bir hilâli andırıyor. Nehrin Nijer‘de kalan bölümüne baraj yapmak için çalışmalar sürdürülüyor ancak yavaş ilerliyor.


