Nijer dünyanın en fakir ülkesi olsa da yeraltı zenginliği bakımından oldukça verimli bir yer. Ancak ülke halkı bu zenginlikten faydalanamıyor. Türkiye de dahil bir çok ülkeye sürekli demokrasi dersi vermeye kalkan Fransa Nijer'in uranyumunu, altınını ve kömürünü sömürüyor. Burada kurduğu şirketlerle hem buranın madenini kullanıyor hem de halkını köle gibi çalıştırıyor. Nijer'in petrolünü de Çinliler götürüyor. Fas ise altın çıkarma konusunda Fransızlara yardım ediyor.
Nijer gezimiz boyunca bu ülkeye dair çok fazla şey öğrendik ve ülke insanın yaşamıyla ilgi ayrıntılar aktardık. Ancak bu ülkeye dair gerçekler diğer Afrika ülkelerinde olduğundan çok da farklı değil. Tıpkı diğer Afrika ülkelerinde olduğu gibi Nijer de bol yeraltı zenginliklerine sahip. Ancak bu zenginlikten halk yararlanamıyor. İri ülkeler bu eski sömürge ülkesini hala sömürmeye devam ediyor. Nijer uranyum madeni bakımından oldukça zengin bir ülke. Ülkenin bu zenginliğini ise Fransa sömürüyor. Fransızlar ayrıca kömür madenlerinin de işletmesini yürütüyor. Bu madenlerden gelecek tüm gelirler de yine Fransızlara ait. Fransızlar ayrıca ülkede bulunan altın madenine de el atmış durumda. Faslılarla bir olup bu ülkenin altın rezervlerini kendi çıkarları için kullanıyor. Nijer'de fazla olmasa da petrolde çıkıyor. Nijer halkı diğer madenlerden faydalanamadığı gibi petrolden de bir gelir elde edemiyor. Petrolü de ilginçtir Çinliler götürüyor. Nijer halkı, yokluk ve sefalet içinde yaşarken bol miktardaki madenlerin çoğunluğu batılı ülkeler tarafından sömürülmesine ise çok fazla tepki gösteremiyor. "Bunun bilincindesiniz ve neden karşı çıkmıyorsunuz" sorumuza "Ne yapabiliriz ki" cevabını alıyorsunuz. Nijer'e dışarıdan baktığınızda 100 yıl geride olduğunu görüyorsunuz. Buraya ne yatırım yapılıyor ne de buna müsaade ediliyor. Halk da zaten birçok şeyi kanıksamış durumda. Çoğunluğu dışarıdan gelecek yardımlara bel bağlamış. Bu yüzden de Cansuyu, İHH gibi yardım kuruluşlarının bu bölgelerde yardım faaliyetlerinin yürütmesi ve kuyu açma girişimleri oldukça anlamlı.
17 Milyonluk Nijer'de 4 Üniversite
Nijer'de eğitim konusundaki sorunlar da göze çarpıyor. Öğretim Üyesi Mohammed Taha Mayaki ile görüştüğümüzde eğitimin burada çok da önemsenmediğini 17 milyonluk bir ülkede sadece 4 üniversitenin bulunduğu söyledi. Mayaki ayrıca bize şu bilgileri verdi: "İnsanlar birçok sorunla boğuşurken eğitim sorununu unutuyor. Zaten devletin bu anlamda bir çalışma yürütmediğini görüyorsunuz. Ülkede 4 üniversite var. Bu üniversitelerin birinde 8 bin diğer 3 üniversite de toplam 3 bin öğrenci mevcut. Toplam üniversiteli nüfus sayımız 11 bin. Bu bile eğitimin ne derece kötü boyutta olduğunu gösteriyor. Çocukların çoğu maddi durumları gerekçe göstererek okula kayıt yaptırmıyor. Onları okula çekecek bir gerekçe de göremiyorum. Zaten birçok bölgede okul yok. Bu şartlar altında eğitimin ilerlemesini düşünemeyiz."
Su aygırlarının ilginç yaşamı
Nijer'de hemen hemen her duvarda iri iri kertenkelelere rastlamak mümkün. Nijer Nehrinde kanoyla açıldığınızda su aygırlarıyla karşılaşabiliyorsunuz. Devası hayvanların sudaki yaşamı oldukça ilginç geliyor. Nehirde timsah varlığından söz edilse de gezi boyunca timsaha rastlamadık. Belki de bu bizim için hayırlıydı. Nehir kenarları değişik kuş türlerine de ev sahipliği yapıyor. Rengarenk kuşların varlığı nehri cazip kılan bir başka neden. Niamey'de bulunan hayvanat bahçesi çok fazla hayvana ev sahipliği yapıyor. Yine de bu hayvanları doğal ortamlarında görmek daha iyi olacaktı izlenimi doğuyor. Çünkü hayvanların yaşadığı kafesler çok küçük ve onların fazlaca sıkıntı çektiğini davranışlarından anlayabiliyorsunuz.
Afrika çöllerinde zorlu yolculuk
Akşama doğru Niamey'den ayrılıp da yola çıktığımızda yolculuğumuzun hiç bu kadar zor geçeceğini düşünememiştim. 8 saatlik bir yol katledecek ve bu saat diliminde yaklaşık 600 km yol gidecektik. Bu yollara Afrika'nın tam ortasında bulunan çölü de geçmek dahildi. Yola çıktığımızda şoförümüz Muhammed Sani'yi pek fazla tanımıyorduk. Birkaç saatlik yolculuktan sonra ben haricinde herkes derin uykuya dalmıştı. Sorun şu ki şoförde yavaş yavaş uyuyor, ama araç hareket ediyordu. Birkaç kez yolun dışına doğru sürüklendik ancak yapılan reaksiyonlarla yoldan çıkmaktan kurtulmuştuk. Benim tedirginlik hat safhadaydı. Tanımadığınız huyunu suyunu bilmediğiniz bir şoföre "şunu yap, bunu yap" da diyemiyorsunuz. Arkadaşlar fazlaca derin uyuduğundan bu manevraları fazla hissedemediler. Ta ki yoldan çıkana dek. Sani yine uykuya yenik düştüğünden ve hızlı bir şekilde gittiğinden son hamlesini bu kez gerçekleştiremedi ve bizi yolun dışına doğru sürükledi. Araç takla atmak üzereyken Sani'nin yaptığı son hamle aracın devrilmesini engelledi. Yolun 2 metre dışına çıksak da düz bir arazide olduğumuzdan hoplamak ve korkmak dışında bir zarara uğramadık.
Sani'nin bahanesi de hazırdı: Araç sola çekiyordu. İşin bir diğer korkunç tarafı ise aracımız artık hareket etmiyordu. Daha da korkunç yanı ise hiç birimizin cep telefonu bir yerlere ulaşmamızı sağlayamıyordu. Tam bir korku filminin içerisindeyiz ve ben 'bir daha o araca binmem' derken Sani'den müthiş bir çıkış geldi. Bulunduğumuz yerde vahşi hayvanlar da mevcutmuş. Sani'nin rahatlıkla söylediği o 'vahşi hayvan var' cümlesi 'bir daha binmem dediğim araca geri dönmemi sağladı. Korku dolu gözlerle ay ışığının vurduğu Afrika'nın çöllerini seyrediyor, etraftan gelecek tehlikelere güya hazırlıklı olmaya çalışıyordum. Beklemenin faydasız olacağından ve her geçen dakika daha fazla korktuğumuzdan aracı yavaş yavaş hareket ettirdik. Araç 30'u geçtiği takdirde Sani'nin dediği gibi sola doğru sürükleniyor ve direksiyon sanki devreden çıkıyordu. Bu şekilde yaklaşık 100 km gittikten sonra bir köye vardık. Buradaki otelde konakladık. Geceyi nasıl geçirdiğimi bilmiyorum. Duvarda örümcek, yatağın hemen kenarında örümcek ağları. Kirli, yastık ve battaniyeler. Neredeyim ben yahu sorularının geçtiği bir gece. En son Afrika'nın bunaltıcı sıcağında yüzümü havlumla örttüğümü ve o şekilde sabahladığımı hatırlıyorum. Uyandığımda ter içerisinde kalmıştım. Zorlu bir gece geçirmiş sabaha bu şekilde uyanmıştık.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Kaynak: Seyid ÇOLAK / Türkiye
Etiketler:



