Dilerseniz Oxford'dan bazı rakamları sizlerle paylaşayım, siz de bizde böyle bir okul Türkiye'de var mı, yok mu bir daha düşünün:
Oxford'da 21.000 öğrenci okuyor. Öğrenci başına yapılan harcamada Türkiye ortalamasının 10 mislinden fazla harcama yapılıyor. Lisans düzeyinde her bir öğrenci en az 1 saat danışmanlık alabiliyor. Öğrencilerin okuldan memnuniyet düzeyi yüzde 93. Mezunlarının yüzde 93'ü ilk 6 ayda istediği işe girebiliyor. Oxford'a kapasitesinin en az 5 misli başvuru oluyor. Buna kendisini buraya layık görmediği için hiç başvurmayan milyonlar dâhil değil. Öğrencilerinin yüzde 60'dan fazlası 140 farklı ülkeden geliyor. ABD, Çin ve Almanya Oxford'da en çok öğrencisi olan ilk 3 ülke. Yunanistan'ın da 179 öğrencisi var. Türkiye listede yok. Öğretim elemanlarının ise yüzde 40'dan fazlası 100 farklı ülkeden geliyor. Yabancı hocaların önemli bir kısmı ABD, Almanya, İtalya, Çin, Avustralya, Fransa, İrlanda, Hindistan ve Kanada'dan.
Üniversite her yıl 50 milyon TL'ye yakın bir parayı öğrencilerine burs olarak dağıtıyor. Böylece gelir düzeyi düşük, ama zeki gençleri de okutabiliyor. Üniversite yayınevi 5.000 kişiye istihdam sağlıyor. Oxford Üniversitesi Yayınları sadece Çin'de her yıl 14 milyondan fazla kitap satıyor. Üniversitenin yıllık bütçesi 2,5 milyar TL civarında. Bu rakam 20-25 Türk üniversitesinin bütçesine denk. Üniversitenin en önemli gelir kaynağı yurt dışı ile yapılan araştırma bağışları ve anlaşmaları. Gelirlerinin yüzde 40'dan fazlası, yani 917,5 milyon lirası (£367 m.) araştırmadan geliyor. Gelirlerinin sadece yüzde 23'ü 'İngiltere'nin YÖK'ü diyebileceğimiz Yüksek Eğitim Fonu Konseyi'nden geliyor. Gelirlerin yüzde 15'i öğrenci ücretlerinden, yüzde 21'i ise ticaret faaliyetlerinden. Oxford'daki çalışmalardan her hafta en az bir patent başvurusu çıkıyor.
Üniversite'nin 100'den fazla kütüphanesi var. 1602'de kurulan merkezi kütüphanesi (Bodlein) 9 milyondan fazla kitaba sahip. Yani Türkiye Milli Kütüphane'sinin kitap koleksiyonunun yaklaşık 5 misli. Bizim anlı şanlı üniversitelerimiz içerisinde 1 milyon kitaba sahip üniversite yok gibidir. Pek çok üniversitemizde ise kitap sayısı 50 bin, 100 bin gibi bırakınız bir üniversiteye, bir liseye bile yakışmayacak düzeylerdedir. Bodlein Kütüphanesi'ni ziyaret edenlerin yarıya yakını diğer ülkelerden gelen ziyaretçiler. Nobel almış Oxfordlu hoca sayısı 47. Dünya liderleri içinde buradan mezun olanların sayısı 50'den fazla.
Listeyi uzatabiliriz... Fakat gerek yok. Aradaki fark çok büyük. Üstelik bu büyük fark son yıllarda yapılan atılımlara rağmen hala kapanmıyor. Oysa ki Güney Kore, Çin, Japonya ve Rusya gibi yükselen her ülkenin Oxford'u, hatta Oxfordları var. ... Her birinde ekonomik kalkınma yüksek öğretimdeki atılımlarla destekleniyor. Üniversitelerinde belli bir seviyeyi yakalayamamış ülkelerin gelişmesinin süreklilik arz etmesi ise oldukça güç.
Partiler projeler üzerinden atışmaya başlayınca sevinmiştim. Eğitime sıra gelir sanmıştım. Oysa ki seçim kampanyalarında seviye her geçen gün düşüyor. Ben ise hala "bu ülkenin 3 şeye ihtiyacı var, eğitim, eğitim, eğitim" diyecek lideri bekliyorum...
Sedat Laçiner-STAR


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



