Bir insanın toplumsal tarih için değerini anlamanın en kısa yollarından birisi, insanlığın biriktirdiği bir toplumsal tecrübe olarak tarihte edindiği yere bakmaktır. Böyle bakıldığı zaman insan için bu fani dünyada kalıcı olmanın pek de kolay olmadığı anlaşılabilir. Prof. Dr. Necmettin Erbakan Hocamız, kolay olmayan bu işi kendi hayatı içerisinde başararak içimizden ayrılmış mümtaz bir şahsiyet ve büyük bir dava adamıdır.

Yeniden Büyük Türkiye ve Adil Bir Dünya fikri etrafında Türkiye‘nin fırtınalı ve zor yıllarında ortaya çıkarak kadim millet, büyük tarihi miras ve vazgeçilemeyecek inanç etrafında yeni bir siyasal akımı başlatan Erbakan, aslında, yakın Türkiye Tarihi içerisinde yeni bir dönemi de başlatıyordu. Kısaca Milli Görüş olarak ifadelendirilen siyasal akımın Türkiye‘nin modern siyasi tarihinin yaklaşık yarım yüzyılına vurduğu damga, Erbakan‘ın Türkiye için taşıdığı anlamı apaçık ortaya koymaktadır.

Türkiye‘nin kültürel ve zihinsel olarak batıya teslim olduğu ve bağımlılığı, aşağılanmayı kader olarak algıladığı bir dönemde Erbakan, bunun böyle olmadığını haykırarak yeni bir dönemi başlatmış oluyordu. Gençlere, büyük bir milletin evlatları, büyük bir tarih ve medeniyetin mirasçıları ve büyük bir Peygamberin ümmeti olduklarını hatırlatarak tarihsel devin uyanmasında büyük öncülerden birisi oldu. Erbakan, yetmişli yıllardan itibaren gittikçe artan bir biçimde, gençler arasında milli ve İslami bir şuurun gelişmesinde değeri asla inkâr edilemeyecek bir önderliği başarı ile gerçekleştirdi. Bugün Türkiye‘yi yöneten ve muhtemelen yakın gelecekte de yönetiyor olacak kuşağın onun rahleyi tedrisinden geçmiş olması, bütün diğer gerekçelerden bağımsız olarak Erbakan‘ın Modern Türkiye Tarihine vurduğu kuvvetli mührü göstermektedir.

Erbakan, batı taklitçiliği ve kültür emperyalizmi tahribatının yıkıcı etkileri ile darmadağın edilmek istenen kuşaklarda erozyonun durdurulması ve milli/İslami duyarlılıkları güçlü yeni nesillerin yetiştirilmesinde hayati düzeyde önem taşıyan eğitime özel bir önem vermiştir. Kısmi iktidar ve muhalefet yıllarında sürekli bu konuyu gündeme getirdi. Türkiye‘de çok sayıda İmam-Hatip Lisesi ve Kur‘an Kursunun açılmasına öncülük ederek, yeni kuşakların yerli ve milli hassasiyetlerle, İslami şuur ve terbiye ile yetişmesine imkan sağladı. O gün bu vasıflarla yetişmelerine fırsat verilen gençler, ikibinli yıllardan itibaren siyasetten ekonomiye,sivil toplumdan uluslar arası ilişkilere, entelektüel dünyadan bürokrasiye hemen hemen bütün alanlarda yeni bir Türkiye‘nin kurulmasında öncü bir rol oynamaya başladılar. Nitekim bugün Türkiye bahsedilen kuşağın öncülüğünde dönüşüm sürecini halen sürdürmektedir.

Erbakan‘ın Yeniden Büyük Türkiye‘nin kurulabilmesi bakımından çok özel önem verdiği konulardan birisi de sanayileşmeydi. Taklit ve montajın batı tarafından sanayi diye yutturulmaya çalışıldığı bir dönemde, ağır sanayi, milli savunma sanayi ve motor yapımı gibi batı işbirlikçilerinin uzun dönem karikatürize etmeye çalıştıkları alanlara dikkat çekerek ve öncülük yaparak Türkiye‘de gerçek bir sanayi fikrinin gelişmesine önderlik etti. Batı tarafından ele geçirilmiş bürokrasi ve siyaset bezirganlarının, darbecilerin tüm muhalefetlerine rağmen, Türkiye‘nin her yerinde Tümosan‘dan Gümüş Motor‘a kadar birçok yatırıma öncülük etmesiyle, Türkiye‘nin bu alandaki kuşatılmışlığını yaran adam olarak tarihe geçti. Sanayide başarabilme fikrini nesillere aktararak, yetmişli-seksenli yıllarda başlayan yeni sanayileşme fikrinin dayandığı başarma iradesini de temsil etti.

Aslında emperyalizmin yerli işbirlikçileri tarafından şiddetli bir muhalefetle karşılaşmasının asıl sebebi, Türkiye‘de onun başarılı olmasının Müslüman dünyaya ve mazlum milletlere örnek teşkil edebileceğinden duyulan endişe ve Türkiye‘nin İslam dünyasında oynayabileceği öncü roldü. Dışarıda küresel soygun, içeride işbirlikçi sermayenin siyasal şemsiye odaklı soygununa karşı geliştirdiği duyarlılıkla ülkeye sağladığı kazanımlar gelecek nesillere bıraktığı en önemli mirastır. Nitekim İslam Birliği‘ni savunan ve bu yolda ilk adım olarak D8‘leri kuran Erbakan‘ın bu çıkışının küresel sistem tarafından affedilmeyerek başına daha sonra neler getirildiği, içeride havuz sistemi üzerinden işlediği günahın(!) ne ağır ödetildiği, şimdi daha iyi bilinmektedir.

İslam toplumlarını batı emperyalizmine ve siyonizme karşı mücadeleye davet ederek küresel oyun karşısında bilinçlenmeyi öneren Erbakan‘a, müsamahakar davranmaları beklenmemeliydi. Nihayet beklendiği gibi de oldu. Ancak kısa süreli bir iyimserlik yaşayan çevrelerin Erbakan‘ın yetiştirdiği nesiller tarafından bayrağın devralınması karşısında yeniden sarsıldıklarını biliyoruz. Bu boyuttan bakıldığında, Siyonist İsrail‘in Cumhurbaşkanı‘na Davos‘ta ‘one minute‘ diyerek Küresel efendilerin algı haritalarını değiştiren bir kuşağın yetişmesine öncülük eden Erbakan‘ın ne derecede nesillere malolmuş bir başarının sahibi olduğunu anlamak o kadar da zor olmasa gerekir.

Diğer yandan, gerçek bir vatansever olarak, Erbakan‘ın siyasi tarihimizde sorun çözme becerisinin de ne büyük hizmetlere sebep olduğunu görmek gerekir. Küresel efendilerinin desteğinde Türkiye‘de sıcak bir müdahaleye hazırlanan 28 Şubat cuntasının iştahını kursağında bırakarak, Türkiye‘yi yeni bir açık darbenin yıkımından kurtaran Erbakan, siyasi dehasını burada da göstermiştir. Açık bir darbe ile uzun bir zaman ve büyük bir maliyet ödemek zorunda kalacak Türkiye, Erbakan‘ın başarılı süreç yönetimi sayesinde kısa zamanda sorunu çözerek onun yetiştirdiği siyasetçilerin önderliğinde yaralarını büyük ölçüde sararak güven içinde geleceğe yürüme şansını yeniden yakalayabilmiştir.

‘Her nefs mutlaka ölümü tadacaktır‘. Bunda hiçbir faninin kuşkusu yoktur. Faniler için önemli olan, göçüp gittikten sonra arkada bıraktıklarıyla anılabilmek, böylece zamana karşı ayakta kalabilmektir. Bu bağlamda ele alındığında Erbakan, arkasında iz ve eser bırakan bir fani olarak aramızdan ayrılmış ayrıcalıklı insanlardan birisidir. Ne mutlu O‘na ki arkasında kutlu bir miras bırakarak içimizden ayrıldı. Ne mutlu bize ki O‘nun kutlu mirasına sarılma cehdini ve heyecanını O‘ndan alarak, O‘nun yolunda yolculuğumuzu sürdürüyoruz.

Ölümünün ilk yılında büyük dava adamı, Milli Görüş Hareketinin kurucu lideri  eskimez Başbakan Prof. Dr. Necmettin Erbakan Hocamızı yeniden saygıyla anarken, açtığı aydınlık yolda ömrümüz oldukça ilerlemeyi vazgeçilemez bir sorumluluk olarak gördüğümüzü kamuoyu ile paylaşıyor, Allah(c.c) tan rahmetler diliyoruz.

Ahmet Gündoğdu                                                                                                               Memur-Sen Genel Başkanı

Muhabir: Haber Merkezi